Türk devleti Kürtlere düşmanlığını her yerde sürdürüyor. Öyle ki, Kürtlerin topraklarını bile elinden alacak. Nüfus olarak Kürtlerin çoğunluğunu oluşturduğu Kerkük için Türkmen şehri diyor. Türkmenler Kerkük’te yüzde 15 nüfusa sahip; bunlar da bütünlüklü değil. Buna rağmen Kerkük valiliğine Irak bayrağı yanında Başurê Kurdîstan bayrağı asılınca Türkiye bağırmaya başladı. Hatta küstahça o bayrağı indirin dedi. Kerkük’e gidip işgal edebileceklerini bile söylediler. 

AKP iktidarı o kadar Kürt düşmanıdır ki, Tayyip Erdoğan nüfusunun yüzde 95’i Kürt olan Kobanê için “orası Eyn El Arap’tır, orası Arap şehridir” dedi. Girê Sipî ve Minbic’te Kürtler, Araplar, Türkmenler, Çeçenler birlikte yaşadıkları halde sanki buralarda Kürt yaşamıyormuş gibi YPG’nin, PYD’nin, QSD’nin oralarda ne işi var demiştir. İnsanlık dışı DAİŞ çeteleri işgal edince ses çıkarmayan Tayyip Erdoğan, demokrasi güçleri bir yerde etkin olunca bağırıyor. Çünkü demokrasiden, demokratikleşmeden korkuyor. Kürtlerin hiçbir yerde güç olmasını ve statü kazanmasını istemiyor. 

DAİŞ Telafer’i işgal edip Şii Türkmenlerin tümünü sürgün edince, Şii Türkmenleri katliamdan geçirince Türkmenleri hatırlamayan ve sesi çıkmayan AKP-MHP iktidarı, şimdi Kürt düşmanlığıyla “Kerkük Türkmen şehridir” diyebiliyor. Hatta şimdi Telafer’den bile söz etmeye başlamıştır. Telafer’de Türkmenlerin Êzîdî Kürtlerle ilişki kurmasından korkmaktadır. 

Bir ay kadar önce KDP’yi PKK’ye, başka Kürt partilerine ve Êzîdî Kürtlere karşı kullanmak için Türkiye’de Başurê Kurdîstan bayrağını açan AKP iktidarı, Kerkük’te aynı bayrak açılınca tüm Kürt siyasi partileri ve Başurê Kurdîstan’ı tehdit etmiştir. Irak başbakanı bile “o bayrak yıllardır Kerkük asılıyordu, şimdi neden sorun yapılıyor” diyerek Türkiye’nin iyi niyetli olmadığını ortaya koymuştur. 

Türk devletinin bu saldırıları, Kürtlere hakaret yapan yaklaşımları ve dili karşısında KDP sus pus olmuştur. Rojava’da bayrak provokasyonu yaparak sanki bayrağa yönelik bir saldırı varmış gibi basınlarında günlerce Rojava Devrimine saldıran KDP, Başurê Kurdîstan federasyonu bayrağına Türk devleti her türlü hareketi yapınca ses çıkarmamıştır. Herhalde yarın Türkiye Başurê Kurdîstan’ı işgal etse yine sessiz kalacak. Zaten şu anda Türkiye Başurê Kurdîstan’da işgalci bir güç durumundadır. En az on yerde Türk askeri, zırhlı araçları ve helikopterleri var. Bunlar yetmiyormuş gibi Kandil’e yakın yerlerde Türk askerlerini konuşlandıracak üstler kurulacakmış. Türk işgaline göz yuman KDP Şengal’i kurtaran gerillalara ise Şengal’den çık diyebiliyor. KDP açısından artık savunulacak bir değer kalmamış. KDP için tek değer iktidar olmak ve Başurê Kurdîstan halkına ait olan ekonomik kaynaklara el koymak. Bunlar olursa Türk devletinin işbirlikçisi olmaya hazır bir KDP gerçekliği var. Zaten şu anda Türk devletine yaptığı işbirlikçilik Kürtlere zarar vermektedir. 

KDP’nin tek kabadayılık yaptığı yer Şengal’dir. Êzîdîlere kabadayılık yapıyor, ama DAİŞ’e karşı yapamıyor. Gerillalar olmasaydı 2014’te DAİŞ karşısında çok perişan olacaktı. Gerilla olmasaydı Hewler’i bile bırakıyorlardı. Türkiye sesini yükseltince ise KDP sesini çıkarmıyor. KDP kiminle dost, kiminle düşman olacağını şaşırmış. Dost olması gerekeni düşman olarak görüyor; düşman olanı ise dost görüyor. Çıkar ve her şey benim elimde olsun hırsı KDP’nin gözünü kör etmiş. Türkiye de KDP’nin zayıflıklarını görmüş, kullanıyor da kullanıyor. Şimdiye kadar AKP iktidarı ile ortak olan herkes AKP tarafından hançerlenmiş. Bir gün KDP’nin de hançerlendiğini göreceğiz, ama o gün üzülen biz olacağız. KDP’nin yardımına koşan da yine bugün düşman gördüğü Kürtler olacaktır. 

KDP hala AKP-MHP iktidarının desteğiyle Şengal’de Êzîdîlere karşı yürüttüğü saldırıyı sürdürmektedir. Şengal saldırısını AKP-MHP iktidarı istedi, KDP ise pratikleştirdi. AKP şimdi Şengal’e harekat yapacağını söylüyor. Tabii ki böyle bir harekat KDP’nin desteği olmadan gerçekleşemez. Türkiye KDP’siz Şengal’e girmek istese bozguna uğrar. KDP, şimdiye kadar Şengal halkını Türk devleti gelir diye tehdit ediyordu. Türk devletini şantaj olarak kullanıyordu. Şimdi ise Türk devleti Şengal’e saldıran KDP’ye destek vermek için Şengal harekatından söz ediyor. KDP’nin 16 Nisan referandumunda evet çıkarsa Şengal’e saldıracağı söyleniyor. Yani AKP desteğiyle! İşte KDP gerçeği bu. Kerkük’te Kürt düşmanlığı yapan, Rojava şehirleri için oraları Kürt değil diyen Erdoğan’la iş tutarak Êzîdîlere ve PKK’ye düşmanlık yapıyor. 

KDP Türk devlet gerçeğini görmüyor; hala AKP’nin kuyruğunu bırakmıyor. Ama başta Başurê Kurdîstan halkı olmak üzere tüm Kürdistanlılar AKP gerçeğini çok iyi görüyor. Zaten MHP ile ittifak yapan, ortak iktidar olan bir partiden Kürtler şerden başka bir şey beklemez. Başurê Kurdîstan halkı KDP’nin Türkiye ile ilişkisini doğru bulmuyor. Kürt düşmanı bir iktidarla ittifak yapıp PKK ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı saldırgan bir politika izlemesini kabul etmiyor. Bu politika ve ilişkileriyle KDP Kürt halkının vicdanında mahkum edilmiş bulunuyor. Türkiye ile ilişkileri sonunda KDP’ye de kaybettirecektir. KDP ilk önce tüm Kürtlere, sonra da kendisine kaybettirecek bir politika yürütüyor. Zaten Türk devleti de KDP’yi bunun için kullanıyor. 

KDP için çıkış yolu; ilk önce Şengal’den çetelerini çekecek, sonradan Rojava Devrimiyle barışacak; PKK ve tüm diğer Kürt siyasi güçleriyle ilişkilerini düzeltecek. İşte o zaman tüm Kürtlerle birlikte KDP de kazanacaktır. KDP’de akıl mı kazanacak, yoksa hırs, kibir ve egemen olma körlüğü mü baskın olacak? Özellikle Kerkük olayından sonra KDP’nin önüne doğruyu bulma fırsatı çıkmıştır. Bakalım, tüm Kürtlerin gördüğü gerçeği KDP görecek mi?