Gözümüzün içine baka baka tekrarlanan bir yalandır, bu. Vandallık, kendiliğinden insaniyete evrilmedi. Kürtçe konuşmak ve yazmak da, genel isyanın bir parçasıydı. AKP iktidarı, isyanı bastırıp, sesi boğmak için, polis ordusunu takibe çıkardı. Mahkemeler aralıksız ceza kesti.
Fakat, direnme karşısında yenilerek, alandan çekilmek zorunda kaldılar. Seçim yaklaşırken de yenilgilerini, yaklaşan seçimde insaniyet gibi gösterip, oy hırsızlığında kapı açan maymuncuk olarak kullanmaya karar verdiler. Olanlar budur. Tabii kanan Kürt varsa…
AKP ağaları, şeyh ve beylerine gelince: Kürdistan kültüründe ağa, bey gibi soyluluk unvanı yoktu, hiç bir zaman olmadı. Ulusal kurtuluş isyanları sürecinde, devşirilmiş Yeniçerileri yüceltme amacıyla kullanılan bu deyimleri, kiralık adamlara giydirdiler. Sıradan olanlar çakma soylukla "ağa", önde gelen kol başları da "bey" ilan edildiler.
At ve keçi hırsızları, bir gece sabahında soylu oluverdiler. Ağalık ve beyliğin bir kaç cümlelik hikayesi budur.
Kürdistan’da, dinin kirletilmesi de bu süreçte başladı. Hırsızın, rüşvetçi, yalancı ve muhbirin dini varmış, oluyormuş gibi, bunlardan devlet Şeyhleri de yarattılar.
Şeyhlik, Arabistan’da Peygamber soyundan gelenlerin unvanı değildi. Bugün de kullanıldığı üzere, yüksek dereceli devlet görevlilerine Şeyh deniyordu. Bu Osmanlı'daki Paşalık unvanının bir tür karşılığı idi.
Nakşibendi Mevlana Halid, "vekil", yani "Halife" olarak Kürdistan’a gönderdiği öğrencilerine, ayrıca Şeylik de bağışlamıştı. Mevlana Halid’in Şeyhleri, Şeyh Ubeydullah ve daha sonra gelen Şeyh Said ve Seid Abdulkadir örneğinde görüldüğü gibi torunlarına da geçen mirasla, Kürdistan mücadelesinde, en öndeki ulusal kurtuluş neferleriydi.
TC, Abdulhamit döneminde Hamidiye Alaylarıyla kurumlaşan çakma ağa, beylere ek olarak, "köle bir halkın ibadeti de geçerli değildir" Kuran hükmünün rehberliğinde, Kürdistan davasına adanmış Şeyhlerin yerine geçirmek üzere hırsızdan, yalancı ve talancıdan "çakma Şeyhler" icat etti. Bunları ilk olarak, 1925’de Şeyh Said’i sırtından vuran hançer olarak kullandı.
Düzenin Şeyh, ağa ve beyleri, kafesdeki keklik misali öterek halkı tuzağa çeken keklik, ağacı içten içe kemiren kurdcuk, ağacı kesen balta olma hizmetinin karşılığını, halka zulüm serbestisi, toprak işgali, milletvekilliği, bakanlıkla aldılar.
Çok partili sistemde, her biri bir partinin temsilciliğini üstlenerek parlamentoya girdiler. Politika, korku ortamında, onların kazanç yolu ve yaşama biçimi haline geldi. Dededen torunlara geçti.
Buna rağmen, kimileri rejime yaranamadı. Kemalist kalemler, Kürtleri aşağılama güdüsüyle, onları kullandı. Devletin terör elini Kürtlere mal ederek, "feodal düzen halka zulüm ediyor" sözünü ağızları ve kalemlerinde hiç eksik etmediler.
Kürdistan mücadelesinin harlandığı 1990’larda, bunlar hizmet vermeye devam ederken, onların da üstünde, emir ve komuta altında faaliyet gösteren kiralık katil birlikleri oluşturdular. Bunlar "yeni ağa ve bey" takımıydı. Maaşlarına ek olarak soygun yapma, haraç, fidye alma, uyuşturucu kaçakçılığı konusunda hesap sorulmayan da katil çeteler…
Dini Şeyhlik ayağını da "Hizbullah" adını verdikleri katillerle tamamladılar. Düzenin "yeni Şeyhleri" mezar evleri, boğma telleriyle dehşetin, tükürülesi yüzü oldular.
Ama aldıkları görev emriyle, katil postundan yeniden dindar çıkarmaya çalışıyorlar. Zaman zaman kendinden geçip, eskisi gibi satırlı, kamalı korku gösterilerini de ihmal etmeksizin…
Rojava’da törensellikle Müslüman kesen El Kaide temsilcileri de yanlarında…
Çakma Şeyhler, rüşvet, hırsızlık, gasp ve dolandırmanın gani ortamına uygun adımlarla yürüyorlar. Aldıkları ihaleler kazancının bir miktarını karcayarak, kiraladıkları badigard, muhafız, fedai birliklerlerin koruma çemberi içinde, devletin temsilcisi AKP’ye o devşirme koşusunda, Kürtleri balık hafızalı, dolayısıyla dünlerinden habersiz, aptal yerine koyup, Diyarbakır’da, Van’da, Bitlis ve başka yerlerde AKP potasına oy istiyorlar.
Bunlara Kürdistan haini bile denmez. Çünkü ihanetin de bir tanımı vardır. Ayrılıp kardeşine hançer çekenlere, hain denir. Bunlar, hiç bir zaman Kürt ve Kürdistanlı olmadılar ki…
Şeyh Said’den beri, sülale boyu Kürt hareketlerini arkadan vuran, Kürdistan rüyasına mezar kazanlardır. Kürdistan'da herkes tanıyor, biliyor onları. Safları dedelerinden beri belli, bilinendir.
Ve onlar şimdi, devleti temsil eden AKP’de ağa, şeyh ve beydir.
AKP’nin Kürt Şeyh ve Ağaları
Kürdistan’da, ulusal kurtuluş mücadelesinin başladığı 1800’den beri, kendi halkının sırtında kanayan ihanet hançeri olarak işlev gören, günümüzde "yağma Hasanın böreğinden pay alma" güdüsüyle, AKP şemsiyesi altında toplanmış kiralıklardan çakma ağalar, şeyh ve beyler, seçim meydanlarda Kürtçe konuşma, yazıda Q, W, X harflerinin kullanımı ile Kürtçe eğitim veren özel okulların açılmasını, iktidarlarının armağanı olarak sunuyorlar.