AKP yöneticilerinin ağzında çıkan iki sözcükten biri paralel yapı, paralel devlet olması her kesimin dikkatini çekmiştir. Bu söylemle kendilerine karşı girişimleri, iktidar paylaşımlarını anlatmaya çalışıyorlar.
6-7 Ekim’de Kuzey Kürdistan'da ve Türkiye genelinde Kobanê'yê sahiplenme kapsamında başlayan serhildanlara karşı devreye soktuğu güç, ayrıca son üç gün içinde HDP’lilere karşı gerçekleşen saldırılar kendisinin en büyük paralel yapıya sahip olduğu artık tartışma götürmez bir gerçek.
Daha önce domuz bağları gibi insanlık dışı yöntemlerle yüzlerce yurtsever insanı katleden paravan yapı Hizbul Kontra yöneticilerini cezaevinden özel yasalarla dışarıya salarak Hüd Par gibi yeni bir saldırı gücünü oluşturdu. Bu gücü 6-7 Ekim'de sokaklara salarak serhildanlara kalkan yurtsever, demokrat, devrimci, özgürlük isteyen ve Kobanê’deki katliama karşı durmak isteyen insanlara saldırttı. Çok geçmeden Cumhurbaşkanı Erdoğan ardından kalem müdürü gibi hareket eden Davutoğlu, HDP ve Eşbaşkanlarını bunun gibi oluşturduğu diğer karanlık güçlere hedef gösterdi. İki gün önce bu karanlık grupları devreye girerek önce HDP PM üyesine bıçaklı saldırıda bulundular. Daha sonra Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a uçakta saldırı girişiminde bulundular. AKP bununla Türkiye genelinde kendisine karşı olan kesimleri ve özgürlükten yana olanları tehdit ediyor. AKP bunu kendi içinde devlet adıyla oluşturduğu paralel yapılarla gerçekleştiriyor. Zira bu saldırılarda bulunan kişiler, kesimler kamu düzeni diyerek sonsuz yetki verdiği polisi ile birlikte bu saldırıları gerçekleştiriyor.
AKP sadece içeride oluşturduğu yapılarla etkili olmaya çalışmıyor, uluslararası alanda da oluşturduğu paralel, paramiliter ve birçok güç tarafından terörist kabul edilen yapılarla da etkili olmaya çalışıyor. ABD öncülüğünde DAİŞ’e karşı uluslararası alanda bir koalisyon oluşunca R.T Erdoğan ile Davutoğlu Mazlum Suriye halklarının başına bela olan önce Esad gitmeli dediler. Ardından bunun gitmesi için DAİŞ’e karşı Kürtler değil de önce Hür Suriye Ordusu desteklenmeli dediler. Tüm çabalarına rağmen Kobanê'ye karşı içine girdiği suç pratiği ve DAİŞ’e verdiği açık destek açığa çıktı. Ve uluslararası güçler DAİŞ ile birlikte aslında Türkiye’yi bölge için tehlike gördükleri için müdahale kararı aldılar. Ardından ABD yetkilileri Suriye sorununun daha da derinleşmemesi için (Gerçekte ise bu sorunu derinleştiren iç savaşa kadar götüren gücün başında geliyor.) Suriye rejimi ile ilişki geliştirerek çözüme gidecek yapılar oluşturup, harekete geçireceğiz açıklamalarını yaptı. ABD’nin zaten bu yönlü daha önce çalışmaları vardı. Suwar Suriye, Hareket Hazım gibi yapılar oluşturup her türlü desteği vermişti. Tamda böyle bir dönemde Suwar Suriye sorumlusu Cemal Maaruf DAİŞ’e karşı savaşmaya hazır oldukları yönünde açıklamalar yaptı.
Yine bu dönemde, 2012 yılında ABD ve BM tarafından Terörist örgütler listesine alınan ancak açık bir şekilde Türkiye tarafından desteklenen Cephet El Nusra grubu bu grupların üslendikleri Cebel Zaviye’den başlanarak bu gruplara karşı saldırılar başlattı. Öyle ki Idlıp çevresinde bu kez Cephet El Nusra bu gruplara karşı katliamlar gerçekleştirerek bu çok alanı ellerinden aldı. Peki durmadan Hür Suriye Ordusu diyen Erdoğan, Davutoğlu ve AKP yöneticileri Cephet El Nusra’nın bu gruplara karşı başlattıkları saldırıya yönelik şu ana kadar hiçbir açıklama yaptılar mı? Yapmadılar. Çünkü bu grubu iki amaçla Idlıp çevresinde bizzat kendileri harekete geçirdi. Birincisi bu grubu Idlıp çevresinden harekete geçirerek, Halep çevresinde yeniden etkili kılıp Efrîn’e saldırtmaktır. İkincisi ise ABD’nin muhtemelen Kürtlerin de dahil olacağı böyle güçlerle Halep çevresinden başlanarak bir çözüm arayışına girmesidir.
AKP Kobanê’de DAİŞ’in yenilgisinden sonra onun yerine Cephet El Nusra'yı ikame etmeye çalışıyor. Zaten DAİŞ’i de 2013 yılında Nusra’nın yerine ikame ederek bölgeye sokmuştu. Şimdi yeniden bu oyunla Suriye'de etkili olmaya çalışıyor tabi ki Kürtlere ve Kürt kazanımlarına karşı. Burada önemli olan soru ise acaba bu sadece AKP’nin planı mı yoksa arkasında başka uluslararası güçler de var mı?
AKP içeride Hüda Par gibi paralel, karanlık ve kontra yapılarla Kürtlere yönelik bu yönlü saldırılar geliştirirken uluslararası alanda yine hedefine merkezine Kürt kazanımları alarak Cephet El Nusra gibi El Kaide gruplarını kullanarak bölgede gelişebilecek çözüm ve istikrarın önüne geçmeye çalışıyor. Aslında bununla bir kez daha kendi gerçek amaç ve kimliğini ortaya koyuyor.