
Her imge bir derinliktir
Şiir, duyguların en kristalleşmiş biçimde dile gelmiş halidir. Ünlü şair Aragon, “Şiir sanatı, eksiklikleri güzelliklere çeviren bir simya bilimidir” der. Şiirin anlam derinliği diğer edebiyat kollarına göre daha derindir. Bir kelime, her dize içinde çok farklı anlamlar barındırır. Şairin anlatmak istediği değil, okuyucunun yazılanları kendi duygu dünyasında ki yankısı önemlidir. Çünkü şiiri meydana getiren her kelime okuyucuda farklı bir biçimde algılanır. Tabii ki şairlerin duygu dünyası çok daha derinliklidir. Hele de uzun yıllar zindanda kalmışsa kullandığı her kelime, her imgenin daha bir derinliği vardır. Aktaş’ın şiirleri de, böyledir.
Acılara isyan
Sara Aktaş, şiirlerinde bu ülkede kadınların yaşadıkları acıları anlatıyor. Kadının adının olmadığı kapitalist-modernist, erkek egemenlikli dünyamızda, özellikle de devletli tarihin başladığı bu acılı coğrafyamızda kadınların acısını, isyanını ve haykırışlarını yüreğinden damıtarak kağıda dökmüş. Her bir şiir, bir acıyı, isyanı dile getiriyor. O, bir Kürt kadını ve bu coğrafyada yaşayan kadınların acılarını dile getiriyor. Sadece kadını anlatmakla kalmıyor, kadınla birlikte Kürtlerin vatansızlığını dile getiriyor.
Şiirleri okuyunca, Zilan’ı göreceksiniz, Dêrsim’in o asi dağ havasını soluyacaksınız ya da Adıyaman’da diri diri toprağa gömülen Medine’ye ağıt yakacaksınız. Ağıt ile birlikte yaşananlara isyan edeceksiniz. Kitaba adını veren şiirin son dizeleri şöyle:
“Kolay değil acıyı yoğurmak
Ölümlerin günlüğünü yazmak
Her kurşun sahibini bulurmuş er ya da geç
Ya bu şehir bana alışacak
Ya da ben aykırı yüzüme
Aksi yalandır…”
Mücadeleye çağrı var
Aktaş’ın şiirlerinin bir köşesinde hep mücadeleye çağrı var. İsyancı kişiliğini çok güzel yansıtmış şiirlere. Şiirler sizi geçmişe götürecek. Aktaş’ın dile getirdikleri, aslında birçoğumuzun hayatının bir dönemecinde yaşadıklarıdır.
Yitik ülkede çocuklar çok çabuk büyür. Hele de kadınsa bu daha çabuk olur. Acının ülkesi kendi kaderini kendisi yazacaktır. Son 40 yıllık zaman dilimine baktığımızda, Kürt Özgürlük Mücadelesi genelde Ortadoğu halklarına özelde de Kürt kadınına yeni bir kimlik kazandırmıştır. Bu mücadele, eril modernist devlet anlayışına tanrıça-kadın zihniyet formuyla müdahaledir. Mücadele bedel ister. İşte Aktaş’ın şiirlerinde dile getirdikleri de bu bedellerdir.
Hala tutuklu
Sara Aktaş, 24 Şubat 1976 yılında Iğdır’da dünyaya geldi. Hacettepe Üniversitesi Felsefe bölümünü bitirdi. 1990 sonrası Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne katıldı. Konya ve Sivas cezaevlerinde toplam 10 yıl kaldı. 2004 yılında cezaevinde çıktıktan sonra DTP Kadın Meclisi çalışmalarına katıldı. Amed Gün Tv’de kısa bir süre haber editörlüğü yaptı. Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nde (DÖKH) aktif çalıştığı dönemde 14 Nisan 2009’da KCK adı altında başlatılan siyasi soykırım operasyonunda gözaltına alınıp tutuklandı. Halen Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde ve örgüt üyeliğinde yargılanıyor. Çeşitli gazete ve dergilerde şiirleri yayınlandı. İlk şiir kitabı 2005’te Umut Yayıncılık tarafında basılan “Savaş Yıkıntıları”dır.
ERDOÐAN ZAMUR