AKP Hükümeti ile Fethullah cemaati arasında kavga kızıştı. Dershanelerin kapatılmasının gündeme gelmesiyle patlak verse de, nedenleri kapsamlı ve derindir. Yoksa iş kasetlere ve belgelere kadar dayanmazdı.
Aslında bu kavga hayırlara vesile oldu. Türkiye’deki siyaset gerçeğinin nasıl olduğunu gözler önüne serdi. Kürt Halk Önderi sürekli paralel devletten söz ediyordu. Bu tespitinin ne kadar doğru olduğu bu olayla birlikte görüldü. Bu paralel devlet şimdiye kadar AKP Hükümeti ile birlikte davranmış, ama iç ve dış politikada yaklaşımlarda farklılaşma başlayınca kavgaya dönüşmüştür.
AKP’liler Fethullahçılara “Nankörler, yüzünüze gözünüze dursun” diyorlar. Şimdiye kadar sizi koruduk, kolladık, her imkanı önünüze açtık, ama siz kalkıp ne yapıyorsunuz diyorlar. “Besle kargayı oysun gözünü” diye cemaati suçluyorlar. AKP’nin Fethullahçılara yönelik söylemleri özrü kabahatinden büyük sözünü hatırlatıyor. Açıkça devlet ve hükümet bir kesime çalışmıştır. Bu, aslında Türkiye’de siyasetin yandaşlara çıkar sağlama için yapıldığını bir daha ortaya koymuştur. AKP Hükümeti Fethullahçılara bu kıyağı yaptığına göre kendi yandaşlarına ne kıyaklar yapmıştır siz düşünün. İlk önce de Erdoğan’ın oğullarına ve bakanların yakın çevresine bakmak lazım. Zaten bu dönemde en fazla zenginleşenler AKP’liler olmuştur. Bir araştırma yapılsa AKP’nin Türkiye tarihinin en büyük rant dağıtan hükümeti olduğu anlaşılır.
AKP ve Fethullahçılar arasındaki kavga tamamen iktidar ve çıkar kavgasıdır. Bu kavganın halkın çıkarıyla alakası yoktur. Fethullahçılar yeterince hazırlık yaptıklarını, kuluçka dönemlerinin bittiğini, artık doğrudan iktidar zamanı geldiğini düşündükleri için AKP ile karşı karşıya geldiler. Fethullahçıların iktidar olması arzusunu tetikleyen diğer etken ise kucağına oturduğu ABD desteğidir. Dikkat edilirse bu çatışmanın zamanlaması ABD ile AKP arasında bazı konularda ortaya çıkan sorunlara denk gelmektedir. ABD’nin AKP Hükümetinin Suriye, Mısır, Irak politikalarından rahatsız olduğu döneme denk gelmektedir. ABD bu nedenle AKP Hükümetini devirmese de terbiye etmeyi düşünmektedir. Bu tür sıkıştırmalarla AKP Hükümeti ABD’nin istediği işbirlikçi pozisyona getirilecektir. AKP’nin zaman zaman ABD politikalarını rahatsız eden yanları törpülenecektir. ABD bu konuda da Türkiye içinde en yakın ilişkide olduğu Fethullahçıları kullanmıştır.
AKP ABD desteğiyle iktidara geldiğini, bu destekle ilişkilerini sürdürdüğünü çok iyi bildiği için son zamanlarda ABD’ye “Biz istediğinizi yapmaya hazırız, yaptığımız yanlışlıklardan döneriz” diye yalvarmaya başlamıştır. Davutoğlu ve Bülent Arınç’ın ziyaretleri bu nedenle yapılmıştır. Mısır’da İhvan-ı Müslim’in iktidardan düşürülmesine ilik önce şiddetle karşı çıkan Türkiye, yavaş yavaş Mısır politikalarında geri adım atmaktadır. Suriye politikasında ABD’nin söylediklerine uymaya başlamıştır. Cenevre konferansına küfreden Erdoğan ve AKP Hükümeti şimdi Cenevre’de sorunların çözüleceğine dair umut beslediklerini söylemektedir. Özcesi Fethullah üzerinden sıkıştırma sonuç vermiş görünmektedir.
ABD’nin amacı AKP’yi devirmek değil, terbiye etmektir. AKP de zaten iktidar ve çıkar için ABD’ye her türlü boyun eğmeye ve kırk takla atmaya hazırdır. Siz Erdoğan’ın zaman zaman babalanmasına bakmayın, bu kişiliğin altında güç karşısında boyun eğme ve diz çökme vardır. Sadece zaman zaman Türkiye’nin siyasi ve diplomatik gücüne dayanarak bu tür çıkışlar yapıp iktidarını güçlendirmek istemektedir. AKP’nin efendileri şimdiye kadar buna ses çıkarmadılar. Ancak AKP bunu, bu politikayı hala sürdürebilirim biçiminde anlayıp uygulamaya devam etmek isteyince “dur” dediler.
Bu dershaneler üzerindeki tartışmalar ise mevcut gerçeği örtmektedir. Ya da çatışmanın esası sanki buymuş gibi gizlemektedir. Ancak bu konuda çeşitli çevrelerin tutumları çelişkilidir. Eskiden solcular ve devrimciler özel okullara ve bu tür dershanelere karşıydılar. Bu tabii ki doğru tutumdur. Dershaneler fakirlere değil, zenginlere hizmet etmektedir. Eğitimdeki uçurumu daha da arttırma özelliğine sahiptir. Buna rağmen CHP’nin ve kendine sol diyen bazı çevrelerinin dershaneye destek vermeleri bir paradokstur, siyasi çekişmelerde ilkelerin bir tarafa bırakıldığının en somut kanıtıdır.
Kuşkusuz AKP’nin dershaneleri kapatma gerekçeleri de tutarlı değildir. Bu gerekçeler sadece çıkar kavgasını örtmeye yöneliktir. Dershaneler kapanacak, ama özel okul açılacakmış! Bu durumda zengin aile çocuklarına avantaj sağlama durumları devam edecektir. Herhalde bu özel okullara yoksullar gitmeyecektir. Zenginler ve orta sınıfa özel okul imkanlarını daha fazla açmaktan başka bir şeyi ifade etmemektedir. Yani al birini vur ötekine!
Bu konuda doğru tutum, BDP’nin ortaya koyduğu tutumdur.