
AKP, CHP ve MHP oylarıyla kabul edilen Irak ve Suriye'ye asker göndermeye izin veren tezkere "ulusal güvenlik" vurgusu yapıyor.
Herkes biliyor ki işaret edilen IŞİD, kılıf sadece. Eğer devleti ve ulusal güvenliği, başkalarının acıları üzerinden inşa etmeye kalkarsanız bir yerde mutlaka yarılmalar olacaktır. Devleti ulusal güvenliği diğer halkların sindirilmesi, işkenceden geçirilmesi, sürülmesi, katledilmesi, etnik temizlik cenderesine alınması üzerinden kurgulayıp Varto, Lice, Silvan, Nusaybin, Cizre gibi yerlerde sokağa çıkma yasakları ilan edip evleri bombalarsanız, sokaklarda keskin nişancılarla insan avına çıkarsanız, protestolarda dehşet saçarsanız barışı ve istikrarı yakalayamazsınız.
Siyasetiniz kirlendikçe insanlığınız erir, doktrinleriniz evlerinin damında uyuyan Fatma Ay ve 14 yaşındaki Berfin'i kurşunlayıp öldürmeye, fırında çalışan çocuklar Orhan Aslan ve Emrah Aydemir'i öldürüp örgütçü süsü vermeye varır. Suriye siyaseti iflas edince sayıları artan mültecileri azaltmak için Avrupa'ya göçe yol verip Bodrum açıklarında tarifsiz acı veren, Akdeniz kıyısına vurmuş Kobanêli 2 yaşındaki Alan ile 4 yaşındaki Galip kardeşlerin ve anne Rihan'ın cansız bedenleriyle karşılaşırsınız. İnsanlığın kıyıya vurmasının resmini veren bu şok dalgasının altından çıkamazsınız. Benzer acıları çoğalttıkça dayanışma, kardeşlik iklimini bozup toplumsal ve teritoryal kopuşlara neden olursunuz. Gülüşlerini çaldığınız, seslerini kanattığınız, uçurtma coşkularıyla gezindikleri hayal dünyalarını söndürdüğünüz Alan'ların eli hep yakanızda olur. Tarih zalimleşenlerin kendi kibrinde alabora olduğunu göstermiştir.
Cenazeye Kobanê'ye kadar eşlik edenlere sordum. Abdullah Kurdî ailesi bir süre Şam'da yaşamış. Abdullah Kurdî ve eşi Rihan savaş dalgaları yayılınca Kobanê'ye geçmiş. Bir süre de Kobanê'de kalıyorlar. Orda da kalamayacaklarını düşünerek İstanbul'a geçip Avrupa'ya açılmaya çalışıyorlar. Ve büyük trajedi...
Bakarken ve yazarkan yüreğimizdeki kanamayı gözlerimizden taşıran Alan'ın fotoğrafına bakış bu kirli savaş döngüsünü durdurmalı artık. Alan'ın kırmızı tişört, mavi şortla sağ yanağı kumda yüzüstü yatan, minik elleri yanda, parmakları hafif kıvrık, tişörtü hafif yukarı kaymış hali, "İnsanlığınızdan utanın ve defolun ey dünyayı yönetirken emeğe, emekçiye, farklılıklara saygısı olmayanlar. Utanın ey katran vicdanlarını boca edip Kobanê'ye, Rojava'ya silahlandırdıkları çeteleri gönderenler. Utanın Suriye ve Rojava çocukları için tüm mevsimleri ölüm mavisine çevirenler" diyor. Çocuğunuzun üstü aralandığında hemen örtersiniz değil mi? Ya dalga gelince botu bırakıp kaçan insan tacirlerine mecbur kıldığınız Alan'ın sırtını kim örtecek? O sizin de çocuğunuz olabilirdi. Çünkü Sarayların, kralların, emirlerin hırsları nedeniyle bir anda yaşadığınız kentler savaş alanına dönebilir ve sizin çocuğunuz da benzer bir daramın içinde bulabilir kendisini.
Rojava ve Kobane'ye
düşmanlığın sonucu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da B20 Konferansı'nda konuşurken "Akdeniz'de boğulan sadece mülteciler değildir. Akdeniz'de boğulan insanlığımızdır, insanlığımız. Akdeniz'de bizi biz yapan değerler boğulmaktadır... Ama bu insanları Akdeniz'de, Ege'de ölüme terk edenlerden en küçük bir pişmanlık, vicdan azabı emaresi görmedik, duymadık" dedi. Başbakan Davutoğlu da ertesi gün aynı konferansta "O cansız beden hepimiz için bir uyarı sinyali. Eğer Suriyeli çocuklar evlerinde güvende değilse o zaman bizim çocuklarımız da Ankara, Paris, Londra ya da New York'ta güvende olmayacaklardır" dedi. (3-4 Eyl 2015/AA) Doğru söylüyorlar.
Çünkü MİT marifetiyle IŞİD, El Nusra, Ahrar-u Şam gibi çetelere cirit attırılmasa, Rojava'ya "bedel" ödettirilmeye çalışılmasa şimdi Kobanê sokaklarında minik ayaklarıyla top dürtüp "gol, gol" deyip oynayacaktı Alan ve Galip. 23 Ağustos-1 Eylül arasında yapılan YPG Kobanê Konferansı'nın bildirgesinde "15 Eylül 2014-Temmuz 2015 tarihine kadar toplam şehit sayısı 861, yaralı sayısı 2192" bilançosu vardı.
Kobanê'ye tüm mevsimlerde kan sağanlara köprü olanlar ne zaman vicdan azabı duyacak? Alan'ın bedeninin kıyıya vurmasından bir gün sonra (3 Eylül 2015) Irak ve Suriye tezkeresini bir yıl uzattınız. Alan'ların bedenleri kıyılardayken o tezkereye kalkan eller çocuklarının, torunlarının başını nasıl okşayacak? Alan'ın bu fotoğrafını karşınıza koyun ve artık elinizi savaştan çekin.