
Eşi ve çocuğundan koptu
Bütün bu çetrefilli yıllardan sonra Yılmaz Albaslan, Kürt Özgürlük Mücadelesi içinde faaliyet yürütmeye başlar. Ancak polisin ele geçirdiği bir kişi, Yılmaz Albaslan’ın ismini verince, Albaslan mecburen evden uzaklaşmak zorunda kalır. Bu şansızlıklar nedeniyle evliliğini resmileştirme çocuğuna da kimlik edinme imkanı olamamıştır. Bu olayla birlikte bir daha eşini ve çocuğunu da göremeyecektir.
Kaçaklıktan mülteciliğe geçiş
Albaslan, Türkiye’deki kaçak olarak kaldığı yıllarından sonra 2002 yılında Hollanda’ya gelerek siyasi mülteci olur. Hollanda’da siyasi oturumlu olan iki dayısı ve teyzesinin yanına gelen Yılmaz’ın karmaşık hikayesine Hollanda makamları inanmaz ya da inanmak istemez.
Kemoterapi sırasında ifade
Böylece anlattığı her şeye ‘yalan’ derler. 11 yıldır Hollanda’da siyasi mülteci olarak bulunan Albaslan, bu sırada kan kanserine yakalanır ve kemoterapi tedavisi sürerken ifadeye alınır. Lösemiyi atlatan ancak hastalık riskini halen taşıyan Albaslan’ın, diabet, tansiyon, kolestrol hastalıkları da mevcuttur artık.
Sınır dışı edilmek isteniyor
Bir süre Rotterdam Detentie Centrum’da sınır dışı edilmek için tutulan Kürt mülteci, avukatının itirazı üzerine şartlı olarak serbest bırakılır. Her hafta polise imza vermeye gitmek zorunda bırakılarak psikolojik baskıya maruz kalan Yılmaz Albaslan “Türkiye’ye gidersem yıllarca cezaevinde yatmak zorunda kalacağım ancak buna gücüm yok” diyor.
‘Pasaport vereceğiz’ aldatmacası
Albaslan, nişanlısı ile evlenmek için de başvuruda bulunur ancak bu defa da kendisinden pasaport istenmektedir. Mehmet Ece isimli bir şahıs ilgili bakanlıkta avukat olduğunu ve kendisine Türk Konsolosluğu’ndan pasaportta çıkarabileceğini, sonrasında ise oturum alabileceğini söyleyerek ilk etapta 1000 Eurosu’nu alır. Birlikte gittikleri Türk Konsolosluğu’nun bahçesinde Albaslan beklerken Ece ise içeri girip çıkar ve geri kalan paranın verilmesi karşılığında işlemlerinin devam edeceğini ve pasaportu o zaman kendisine vereceğini söyler. Oysa Albaslan’ın parası yoktur. Herhangi bir ödeme yapamadığı için pasaportu da göremez. Daha sonrasında polis kendisine konsolosluktan pasaport çıkartabildiği için herhangi bir sorunu olmadığını ve Türkiye’ye dönebileceğini söyler ve bunu Albaslan’a dayatır. Böylece Yılmaz Albaslan, pasaportunun Mehmet Ece tarafından gerçekten çıkarıldığını öğrenmiş olur. Durumu polise anlatır ancak bu kişinin mağdurları zaten çoktur ve kendisi de ortada yoktur.
Türk Konsolosluğu’nun yalanı
Türkiye’nin Roterdam Konsolosluğu ise pasaport başvurusunun bizzat Yılmaz Albaslan tarafından yapıldığını söyleyerek işin içinden sıyrılmaya çalışmakta ve bir taşla iki kuş vurmaktadır.
Karar duruşması 30’unda
Hayat hikayesi Hollanda’da yayınlanan De Volkskrant gazetesine de konu olan Yılmaz Albaslan’ın iltaca davasının son duruşması 30 Ekim’de görülecek.
BİRGÜL ROAVA/DELFT