Grupta cajon (kahon) çalan Murat Kırmızıoğlu, Alevi-Bektaşi şiirlerinin yıllarca kapalı alanlarda gizlenilerek okunmak zorunda bırakıldığını söylüyor. Toplumun ezici çoğunluğu tarafından kabul görmeyen bir kültüre sahip çıkmaya çalıştıklarının altını çizen Kırmızıgül, “Bu kültürü sokağa taşıyoruz” dedi.


Söyleyeceğimiz sözümüz var

Özellikle Alevi kesimden olumlu tepkiler aldıklarını ifade eden Kırmızıoğlu, “Sokak ortak yaşam alanı, herkese ait. Müzisyenlik bir takım insanlara bahşedilmiş bir bir şey değil. Biz herkesin müzik yapabileceğine inanıyoruz. Bu yüzdem sokak müziği yapıyoruz. Sokak kendi ekmeğini de, nasibini de, yoldaşını da bulabiliyor ve bunu paylaşabildiğin ölçüde güzelleşiyor hayat. Bizim derdimiz var söyleyecek sözümüz var ve bunu da en rahat sokakta anlatabiliyoruz” dedi.


Müzik bir ifade biçimi

Zakir’in cemlerde bağlama çalan kişi ve aynı zamanda hatırlatan, anan anlamına geldiğini belirten grubun santurcusu Ümit Uçucu, müziğin kendisi için bir ifade biçimi olduğunu söylüyor. İnsanların seslerden oluştuğuna inandığını belirten Uçucu, müziğin ise içerdeki ve dışarıdaki seslerin uyumu olduğunu kaydetti.


Bu toprağın müziğini melezliyoruz

Grupta elektro-gitar çalan Talha Buriş, yalnızca Alevi deyişleri de söylemediklerini belirken “Sokakta insanlarla ortak bir şey paylaşabildiğimiz bir an yaşayabiliyoruz. Bizim hissettiklerimizi onlar da hissedebiliyor. Bu toprağın müziğini melezliyoruz ve insanlar da bunu fark edebiliyor” dedi.

İnsanları mutlu etmek istediklerini söyleyen grubun Perküsyoncusu İnan Ekmekçi ise, Kürt ve Alevi kültürünün yakın olduğunu belirterek, iki kültürü harmanlayınca ortaya daha güzel ürünler çıkarabildiklerini söyledi.  


 İZMİR