
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı (AABK) Turgut Öker de, HDP listesinde Meclis’e giren adaylar arasında. İstanbul İkinci Bölge birinci sıra adayı Öker, çalışmaları ve ortaya çıkan HDP başarısı hakkındaki sorularımızı yanıtladı.
Yüzde 13’lük başarıyı bekliyor muydunuz?
Ben barajı geçeceğimizi düşünüyordum ama yüzde 13’lük oy oranını beklemiyordum. Bir de bu kadar milletvekili sayısını tahmin edemiyorduk. Beklediğimizin üstünde bir başarı oldu.
Bu başarı Alevilerde nasıl bir güven yaratır?
Son yıllarda gelişen özgüven ve casaret var. İnsanlar mezrada, dağda, iş yerlerinde kendisine yapılan haksızlıklara karşı artık boyun eğmiyorlar. Bu haksızlıkları sineye çekmiyor ve itiraz ediyorlar. Ben Alevilerin artık bundan sonra kendisine daha özgüven duyacağını, daha cesaretli bir duruşun sahibi olacağını düşünüyorum.
Siz de Almanya’da zaman zaman tanık oldunuz. Avrupa’da özellikle Alevi seçmende “Oylarımız boşa gider, barajı geçemezler” kaygısı vardı. Bu anlayışta bir kırılmanın yaşandığını düşünüyor musunuz?
Evet söyledikleriniz çok rastladığımız bir yaklaşımdı. Ama artık insanlar, “Ben kişi olarak kendi alışkanlıklarımından vazgeçersem demek ki çok beklenmeyen bir değişim oluyormuş” anlayışı öne çıkaracak. Düşündüğü ile verdiği oyun arasındaki çelişkiye son verecekler. “Artık ben değiştiğimde toplum da değişiyor. Arzuladığımız şeye ulaşmak sıradan bir olay değil. Kişi olarak ben de bir katkı sunarsam demek ki olabiliyormuş“ fikri gelişecek. Demokrasi güçleri, devrimciler, Aleviler, Kürtler önümüzdeki dönemde ülkenin kötü gidişatına dur diyebilir miyiz? İçselleşmiş umutsuzluğu yıkıp bir kenara atarsak o istenilen güven gelişir.
İstanbul’un dışında Türkiye’nin birçok yerine giderek seçim çalışmalarında bulundunuz biraz izlenimlerinizi anlatır mısınız?
İstanbul’a yıllardır gelip gidiyorum. Normalde dışardan insanlar geldiğinde, İstanbul’u Taksim, Beyoğlu, Şisli ve Beşiktaş olarak görürler. İstanbul’un görünen yüzü bu mekanlardır. Bundan dolayı da bütün İstabul’u buralardan ibaret zannederler. Ama İstanbul’un görünmeyen bir yüzü var. Bizim insanlarımız o görünmeyen yüzdeler. Ağırlıkta, Alevilerin, Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı semtlerde, varoş dedikleri kenar mahallelerde çalışmalar yürüttük.
İnsanların durumu nasıl?
İnanılmaz fakirlik içerisinde yaşıyorlar. Buralar, Türkiye’nin diğer yoksul bırakılmış bölgelerinden farksız. Getto içinde gettolar oluşmuş durumda. Bu kampanyanın en büyük farkı, Alevi Kızılbaşlar ile Şafii Kürtler ilk kez ortak bir amaç için çalıştılar. Birbirleri ile sadelikleri ile tanıştılar. 13 ilçede çalışmalarımız oldu. Biz buralarda ayrım yapmaksızın çalışmalar yaptık. Bu çalışmalar esnasında halkın toplumsal olaylara yaklaşımının bizim bakış açımızın çok üstünde olduğunu gördük. Ülkemizde bu kadar can alıcı sorunlar varsa bunun kaynağının halk değil bizzat siyasetin, devletin ve onun kurumlarının olduğunu gördüm. İnsanlarla herşeyi açık konuşabiliyorsun. Yıllardır, Türkiye’ye sık sık gelir giderim. Her hangi bir sorun da yok. “Bizim halkımız buna hazır değil” gibi yaklaşımlar yanlış. Halk, siyaseten kendisini çok ilerde sananlardan daha sağduyulu ve sade düşünüyor.
Halk siyasetçilerin daha önünde diyebilir miyiz?
Evet kesinlikle. “Biz şunu konuşmayalım, tabanımız buna hazır değil” şeklindeki yaklaşımlar çok da doğruyu yansıtan yaklaşımlar değil.
Avrupa’daki seçmenlerin duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Avrupa’da bir çok ülkeyi tek tek dolaştım. Yıllarca Türkiye, insanların yaşamında merkez noktasıydı. Türkiye, Kürdistan, doğusu, batısı insanların yüreklerindeydi. Eylemlere gelirlerdi. O kadar çok şey yaşıyorlardı ki. Ama insanlarda bu defa başka bir duyguyu gördüm. Türkiye’nin olumsuz yönlerini, insanların enerjilerini bitiren siyaset anlayışının değişmesini isteyen bir beklentiyi gördüm. Göç kuşağının, birinci kuşağından tutalım gençlere kadar, yine Avrupa’ya giden ilticacı Türk, Kürt, Ermeni, Süryani halkı, daha önce hep özlemini duyduğumuz yan yana gelme, birlikte mücadele etme zeminini yakaladı. Bu da seçim kampanyasına büyük bir enerji kattı.
İstanbul’a Avrupa’dan gittiniz. Kendinizi İstanbul’un mu Avrupa’nın mı milletvekili hissediyorsunuz?
(Gülerek) Ben, siyaseten beklentisi olanların, kişi olarak derdi olanların, kimin bizden beklentisi varsa, ister şehirde isterse de bir mezrada onun yanına giderim. Zaten sözüm de var. Ardahan’a gittim, Maraş, Çorum, Sivas, Kayseri, Amasya’ya gittim. Biz çalışmalarımız ile bütün Türkiye’yi dolaşacağız. Bizden beklentisi olanların hepsinin milletvekili olacağız.
Bütün partiler arasında HDP’nin bir başka ayrıcalığı da var. HDP Türkiye Meclisi’ne Avrupa’dan sizi, Feleknas Uca’yı, Ziya Pir’i ve Ali Atalan’ı gönderdi. Yani Avrupa’dan 4 milletvekili parlamentoda. Bu sonuçla Avrupa’daki Türkiyeli göçmenler partisi HDP’dir diyebilir miyiz?
Tabii kesinlikle. Ulusal kanallar başta olmak üzere seçimlerden sonra bizim ile tek tek röportajlar yaptı. Avrupa’da bize oy veren veya vermeyen diğer toplumsal kesimlerin de temsilcisi olacağız. Zaten şu anda diğer bir çok kesimden tebrik telefonları alıyoruz. Bizi arayanlar beklentilerini de ifade ediyorlar. Milli Görüş, MHP çevresinden bile beni arayan kurumlar oldu. Bu hayatımda ilk defa olan bir şey. Dernek başkanları beni arayarak “Siz artık sadece HDP’nin değil, biz Avrupa’da yaşayan insanların milletvekilisiniz” diyenler oldu.
Milletvekili olmak nasıl bir duygu oluşturdu sizde?
Halen daha hissedemedim desem yalan olmaz. Seçim sonuçlarını İstanbul il binasında arkadaşlarla birlikte izledik. Şu an milletvekili duygusunu hissetmedim. Yemin ederken mi, Meclis’e gidince mi, o koltuğa oturunca mı hissedeceğim? Şu anda bir şey yok.
Meclis’e girince “Yapmamız gereken ilkler” dediğiniz bir şey var mı?
2 Temmuz öncesi yemin ettiğimizde bir eylem olacak. Yıllarca hep Madımak’ın önünde canlarımızı andık. İlk kez, 35 canın aileleri ile birlikte Meclis çatısı altında şehitlerimizin resimleri ile anma etkinliği ve basın toplantısı yapacağız. Hem Meclis’te hem de sokakta olacağız. Şehitlerimizi anmayı, Meclis çatısı altında da sürdüreceğiz. Bugüne kadar gerçekleşen katliamların çoğuna o Meclis çatısı altında karar verildi. O açıdan da karar verilen yerde katliamları lanetleyeceğiz.
Ortaya çıkan tabloyu siz nasıl okuyorsunuz, erken seçim olabilir mi? HDP olmasaydı daha farklı mı olurdu?
Şu an Türkiye açısından ortaya çıkan bu hazımsızlık biziz aslında. 90 yıllık devletin yok etmek istediği toplumsal kesimler devletin burnunun dibinde güçlü bir şekilde var oluyor. Hazımsızlık buradan kaynaklanıyor. Biz değil de başka bir parti yüzde 13’lük oy alsaydı, “Koalisyon yapalım” diye herkes bir biriyle dans ederdi. Ancak halk bir mesaj verdi. Türkiye bugüne kadar olduğu gibi yönetilemez. Siz değişmek zorundasınız. Türkiye’nin gerçekliğine uygun siyaset yapmak zorundasınız. Kürt sorununda, Alevi sorununda, anayasada ve diğer sorunlarda. Şu an halen erken ama her şey bizim lehimize olacak, yeter ki biz ilkelerimize, programımıza sadık kalalım.
ERDAL ALIÇPINAR / KÖLN