Aleviler 8 Şubat’ta önemli bir miting yaptılar. Türkiye'nin temel demokratik dinamiklerinden olduklarını bir daha gösterdiler. Zorunlu din dersine karşı çıktılar. Demokratik, bilimsel ve anadilde eğitim istediler. 8 Şubat mitingine yüz binle ifade edilen bir katılım gerçekleşti. Bu katılımla Aleviler, Kürtler ve Türkiye'nin tüm halkları ve emekçileriyle demokrasi mücadelesinde sonuna kadar yer alacaklarını ortaya koydular. Bunları önemli görüyor ve Alevilerin, Alevi kurumlarının bu tutumunu takdir ediyoruz. 

8 Şubat mitinginin mutlaka önemli sonuçları olacaktır. Bu miting Haziran seçimlerinde HDP’nin merkezinde yer aldığı demokrasi ittifakının başarısında rol oynayacaktır. 

Tüm bu olumlu yanlarına rağmen eleştirilmesi gereken bir eksiklik ve yetersizlik söz konusudur. Mitinge kadınlar fazlasıyla katılmasına rağmen bütün konuşmacılar erkek olmuştur. Bu, tüm dernek, vakıf yönetimlerinin erkek olmasının sonucudur. Bu görüntü Aleviliğin özüne terstir. Alevi cemlerinde kadınlar erkeklerden daha fazladır. Kadınlar daha inançlıdır ve Cem ibadetlerinde büyük bir istek ve inançla yer alırlar. Her "Ya Hüseyin” denildiğinde en fazla acı duyanlar Alevi kadınlarıdır. ''Ya Hüseyin''. ''Ya Hızır'' sözcükleri en fazla da Alevi kadınların dilinden dökülür. Kadın, Alevilerde diğer toplumlardan daha fazla yer sahibidir. Alevi dernek sorumluları, Alevi araştırmacılar Aleviliği kadın eksenli bir inanç olarak ifade ediyorlar ama bu dilde kalıyor. 8 Şubat mitingi bunun en somut ifadesidir. 

Aleviler bu paradoksu gidermek durumundadırlar. Alevi kadınları Alevi örgütlenmelerinde aktif yer almalıdır. Yoksa Alevilik özüne uygun yaşatılamaz ve diğer inançlara benzer. Aleviliğin demokratik ve özgürlükçü kalması için de kadının hem dernekler hem vakıflarda hem de inanç merkezlerinde etkin hale gelmesi gerekir. Yoksa asimilasyon bir de bu yönüyle gerçekleşmiş olur. Dolayısıyla kadının Alevi kurumlarında yer almamasını bir nicelik, bir biçim olarak görmemek gerekir. Kadının var olması ya da olmaması Aleviliğin özünü ilgilendirmektedir. Dolayısıyla durum ciddidir. Tüm Alevi kurumları bu konu üzerinde durmalıdır. Tabii ki en başta da Alevi kadınları bu duruma dur demelidirler. Bu dernekleri, vakıfları, kurumları ve basın-yayın organlarını erkek baskın durumdan çıkarmalıdırlar. Kadınlar bu dernek ve vakıflarda yer almalı ve aktifleştirmelidir. Kadının geride tutulmasına izin vermemelidirler. 


Kadınla Alevilik yeniden canlandırılmalı 

Özellikle Alevilikte kadın geri tutulamaz. Kadınsız Alevilik Alevilik değildir. Kadının geride tutulduğu Alevilik Alevilik değildir. Dolayısıyla bugün Alevilik bu yönüyle tam yaşanmamaktadır. Dolayısıyla Alevilik eksik tanımlanmaktadır. Bu açıdan Aleviliği bu olumsuz görüntüden çıkartmak başta kadınların görevidir. Kadınlar Aleviliğe sahip çıkmalıdırlar. Hatta kadın kültürüne dayalı Alevilik yeniden canlandırılmalıdır. Kadının özgür ve demokratik yaşama kavuşması açısından da bu gereklidir.  

Tüm inanç ve dinlerde kadının yeri nedir denildiğinde, ibadete bakılmalıdır. İbadetlerde kadının yeri ne kadarsa, pozisyonu neyse o din ve inançta kadına verilen değer de odur. Alevi Cemlerinde kadın erkek ayırımı yoktur. Kadınlarla erkekler yan yana Cemlerde yer alırlar. Hatta kadınlar Cemlerde daha fazla heyecan duymaktadırlar. Duygusallıklarını Cemlerde de yansıtırlar. Cemin sevgi ve saygı mekanı haline gelmesinde kadınlar büyük rol oynarlar. Zaten Cem ibadetinde kadınlara önemli yer vardır; kadın ibadetin içinde ve merkezindedir. Bu açıdan bu güzel farklılığın her yerde gösterilmesi gerekir. Eğer Alevilik her yerde daha etkin olacaksa, Alevilik her yerde örnek alınacak bir inanç olacaksa kadın her yerde görünür hale gelmelidir. Aleviliği gerçek anlamda ancak böyle yaşar ve tanıtabiliriz. 


Alevilik gerçek özüne kavuşturulmalı 

Aleviler bugün örgütlenmekte, birçok etkinlik yapmaktadırlar. Aleviler artık her yerde görünür hale gelmektedir. Ancak bu görünürlükte kadının var olmaması Alevilik için iç sızlatıcıdır. Alevilik bu kadar güzel inançken kadın yüzünün görünmemesi büyük bir yanlışlığı ve eksikliği ortaya koymaktadır. Bu durum sorgulanmalı ve özeleştirel yaklaşımla giderilmelidir. Kuşkusuz bu özeleştiri sağlıklı verilmelidir. Kadınların katılmamasının nedeni erkeklerde var olan ataerkil kültür ve anlayıştır. Yoksa kadınlar şu ya da bu nedenle az katılıyor ya da katılmak istemiyor gibi bir izah ve gerekçe kabul görmez. Aksine Alevi kadınları Türkiye'deki tüm mücadelelerin içinde yer almışlardır. Kürt özgürlük mücadelesinde de Alevi kadınlarının rolü çok belirgindir. Alevi kadınları mücadelenin en etkili yerlerinde yer almaktadırlar. Türkiye'deki devrimci demokratik mücadelede de her zaman önde yer almışlardır. Bu açıdan tüm Alevi dernek, vakıf ve kurumlar kendi kadın politikalarını gözden geçirmeli ve eksiği kendilerinde görmelidirler.  

Özcesi Alevi kurumlarında köklü bir değişim gerekmektedir. Buna devrim de diyebiliriz. Alevi kurumları bir kadın devrimi yapmalıdır. Aleviliği gerçek özüne kavuşturmalıdırlar. Bu gerçekleştiği takdirde Aleviler özgür ve demokratik yaşam ve bu yönlü mücadeleye daha fazla güç katacaklardır. Kürt kadınlarının bugün dünyada örnek hale gelmesi de göz önüne getirilerek bu konuda çalışmalar hızlandırılmalıdır. Kürt kadın özgürlük mücadelesinde Alevi Kürt kadınlarının etkin yer aldığı düşünüldüğünde Alevi kurumlarında da bu başarı hikayesinin gerçekleşeceği kesindir.