7 Haziran genel seçimlerin tarihsel önemde olduğu hemen herkes tarafından dile getiriliyor. Bu seçimleri önemli kılan oldukça çok neden var. En önemlisi, Türkiye’de tıkanan siyasal sisteme demokratik temelde yeni bir çıkış yaptırmanın olanak dahiline girmiş olması. Şimdiye kadar inkar edilen, görmezden gelinen kimliklerin mecliste temsiliyet kazanma şansı bir diğer neden oluyor. Bu iç sebepler yanında bir de bölgesel gelişmelerin yol açtığı nedenler var. 

Ortadoğu’da olup bitenlerin değişik bir versiyonu Türkiye’de de yaşanıyor. Ulus devletlerin aşılmakta olduğu günümüzde, demokratik sistem arayışı ve mücadelesi tüm Ortadoğu’yu sarıyor. Türkiye’de de ulus devletin kimlik ve kültürleri inkar etmesi, dışlayıp baskı altına almasından kaynaklı sorunlar, demokratik siyasetle çözüm aşamasına vardı. 7 Haziran seçimleri bu temel sorunların çözümüne olanak tanıdığı için stratejik sonuçları olan bir seçim olacaktır. Çünkü seçimlerden sonra oluşturulacak yeni Meclis, tıkanmış ulus devleti demokratik cumhuriyete dönüştürme işlevi görebilir. 

Peki, bu seçimde inançsal kimliği yanında farklı etnik kimliklere de sahip Alevilerin rolü ne olacak? Bu soru şimdiye kadar olmadığı kadar yoğun tartışılıyor. Zaten Aleviler cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa kimlikleri ile siyaset alanına bu kadar güçlü müdahil olmaya başladılar. Bu, Alevilerin Türk ulus devletinde yaşanan tıkanmayı gördüklerini ve yapılması gereken demokratik değişimi kendileri olarak tartışmaya başladıklarını gösteriyor. Politik tutum almada tartışmak, başlangıç adımıdır. Tartışılan doğruların pratik politikaya dönüşmesi için somut adımların atılması gerekir. Şimdi merak edilen şey, Alevilerin bu pratik politik adımları daha güçlü atmaları önünde her zaman engel olmuş saf ve apolitik durumları ne düzeyde aşacaklarıdır.


Aleviler apolitikleştirildi

Cumhuriyet kadrolarının, şeriatla yönetilen imparatorluktan ulus devleti çıkarmak için Osmanlıyı eleştirmeleri, Alevilerin dikkatini çekmiştir. Bu, Alevilerin Osmanlıdan daha çok cumhuriyeti kendilerine yakın hissetmelerine yol açtı. Alevilerin en çok tartışması gereken mevzulardan birisi tam da budur. Çünkü cumhuriyet sadece Osmanlı şeriatını değil, Alevi inancı adına ne varsa onu da kaldırdı ve yasakladı. Cumhuriyetin Alevilere yaptığı en büyük kötülüklerden biri Alevileri laiklik adı altında apolitikleştirmek oldu. Bu apolitikleşme durumu Alevilerin cumhuriyetin kendilerine verdiği zararları görmemesine yol açtı. Devlet “Siz durun ben sizi korurum” demiş ve böylece Alevileri hep beklenti içinde tutarak örgütsüz bırakmıştır. Hatta bu o düzeye vardırıldı ki Aleviler devlet çıkarları için katliamlara bile uğratıldı. Devlet bu suçunu “Şeriatçılar, sağcılar yaptı” diyerek başkalarının üstüne attı. Tıpkı bugün Erdoğan’ın her antidemokratik uygulamasını Fettullahçılara, Fettullahçıların da Erdoğan’a mal etmesinde gördüğümüz gibi. 

Alevilere yönelik Osmanlı oyunlarını, Türkiye Cumhuriyeti de sürdürdü. Bu apolitiklikten beslenen ve Alevilerin radikal demokratik adımlar atması önünde engel olan birkaç sıkıntıları daha var. Bunlardan biri de Alevilerin devlet, cumhuriyet, laiklik bağlamında yaşadıkları karmaşayı henüz tümüyle aşmamış olmalarıdır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin laiklik politikalarıyla en fazla asimile ettiği, istismar edip adını dahi anmadığı inanç Alevilik olmuştur. Alevilerin toplum olarak birçok kesimden çok sonra cumhuriyetin din ve inanç politikalarını kısmen eleştirmeye başlamalarının nedeni budur. Bu, Alevilerde devletin ve cumhuriyetin temel koruyucusu ya da ondan en fazla yararlananlarmış algısını sarstı. Alevilerde bu sorgulama başlamamış olsaydı bugünkü gelişme ortaya çıkmazdı. Doğru pratik politik tavır bu sorgulamanın derinliğine bağlı gelişecektir. 


CHP’ye destek hep zarar verdi 

 Apolitikleştirmenin yol açtığı bir diğer tahribat ise Aleviler inançsal kimlikleri asimile edilip, Alevi oldukları için haksızlığa baskıya uğruyorken bunu derinlikli sorgulayamamalarıdır. Devletin resmi politikaları sonucu yapılan bu uygulamalarda devlet faktörü gizlenerek, baskıların Sünni İslam kimliğine sahip kesimlerden geldiğine inandırıldılar. Bu rejim politikasının Alevilerde tutmasında CHP’nin diline doladığı laiklik kavramı anahtar rolü oynadı. Ve sonuçta Alevilerin kahir ekseriyetinde; CHP’li olup cumhuriyet savunuculuğu yapmak ile sınırlı bir Alevilik ortaya çıktı. Bu politika farkında olmadan şu sonuçlara yol açtı: Birincisi; Alevilik tarihinde ilk defa bu kadar devlet iktidarının hizmetine alındı. İkincisi; ilk hususa bağlı gelişen asimilasyon ve aşınmalardan kaynaklı Alevi inancı tartışılır duruma geldi. Üçüncüsü; devlet ve iktidar bu ilişkilerden duyduğu rahatlıkla Aleviliği inanç olarak görme gereği duymadı. Dördüncüsü; Alevilik saldırılara açık hale getirildi.

Aleviler, Osmanlı döneminden daha fazla devlete yakınlaşmalarına rağmen toplu olarak öldürülmelerini ve inançsal olarak yok sayılmalarını önleyemediler. Hata bu yakınlaşma trajedileri daha da kolaylaştırdı, boyutlandırdı denebilir. Çünkü iyi olduğu yanılgısına kapıldıkları cumhuriyet demokratik değil, tekçi ulus devletin rejimidir. Yani faşizan uygulamaları önde olan bir sistemdir. Bu tekçiliği demokratiklik, ilericilik olarak Alevilere kabul ettiren CHP politikaları olmuştur. 

Bu seçim cumhuriyeti demokratikleştirme imkanı da verdiğine göre Alevilerin devlet-cumhuriyet-laiklik olgularının siyasi temsilini yapan CHP’yi de derinlikli değerlendirmelerini gerektirir. Alevilerin CHP’ye destek vermeleri hep kendilerine ters döndü. Cumhuriyet döneminde Aleviler öldürüldüklerinde CHP’nin ya da versiyonlarının iktidar veya iktidar ortakları olması tesadüf olamaz. Bu yöntemle devlet hep aklanmak istenmiştir. 


Aleviler bu şansı kullanmalı 

Özellikle 90’lardan sonra Alevilerin kendi içinde inanç, tarih, kimlik, kültür ve siyasi konularda derinleşerek süren bir tartışmaları var. Alevilerin, siyasi tutumların yeniden belirlemeleri, günümüz Türkiye’sinin demokratik değişimine etkisini iyi hesaplayarak hızlı adım atmaları süreçteki gelişmelerden kaynaklı elzemdir. Çünkü bu diğer tüm sorunların çözümüne de yol açacaktır. Alevilerin politik derinliği yakalamış önemli bir kesimi kendilerine yapılan haksızlıklara karşı tavırlarını 7 Haziran seçiminde oylarıyla göstereceklerini dile getirmeye başladı. Bu tavır, Türkiye’nin demokratik geleceği için en anlamlı ve değerli gelişme yaratacaktır. 

Alevilerin HDP’nin Yeni Yaşam projesine daha güçlü katılması halinde 90’lardan bu yana başlattıkları arayışlarını kalıcı siyasi yapıya dönüştüreceklerdir. Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi demek olan bu yeni yaşam projesi, Alevilerin taleplerine de denk düşüyor. Bu proje Alevilerin inanç ve kimliklerini anayasal güvenceye almaları, resmileştirmelerini de beraberinde getirecektir. Türkiye ve Ortadoğu’nun içinden geçtiği süreç Alevilerin HDP’ye kendileri olarak katılıp siyaset yapmalarına, seçim ittifakının ötesinde bir anlam yüklemiştir. Aleviler toplum olarak ortak siyasi tavır alıp, bunu seçime yansıtırsa oylarını sadece seçimde kullanılan oy olmaktan çıkarıp adeta bir eyleme dönüştüreceklerdir. HDP’nin seçimlerde kilit parti olması bir yanıyla Alevilerin de kilit rol oynaması anlamına gelmektedir. Alevilerin Türkiye’nin demokratikleştirilmesinde sahip oldukları bu tarihi şansı kullanmaları birçok çıkmazı aştıracaktır. İşte Alevi oylarının bu kadar güçlü bir etkisi olacaktır.