Türkiye halklarının, Ortadoğu halklarının ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramını kutluyor; bu bayramın barışa vesile olmasını diliyorum. Ortadoğu coğrafyasını farklı etnik, inanç ve topluluklarına düşmanlık coğrafyası haline getiren, İslam maskesi takmış güçleri ve Filistin halkına saldıran Siyonizm’i kınıyorum.

Tüm dinlerde, inanç topluluklarında bayramlar vardır. İnsanlar bayramsız yaşayamazlar. Çünkü bayramlar özgür, demokratik ve barış içinde yaşamanın özlemini ifade ederler. Bayramlar tüm toplumlara her günün bayram değerleriyle yaşanılması gerektiğini hatırlatır. Hatta bayramlar her günün bayram değerleriyle yaşamanın emridirler. Aslında her inanç ve dindeki bayramlar diğer tüm inanç ve dinlerdeki bayramlarla ortak değerleri taşırlar. Bu nedenle her bayram diğer din ve inanç sahipleri tarafından da benimsenerek kutlanacak karakterdedir. Hangi insan diğer inançlardaki bayram değerlerini reddedebilir ya da kutlamayabilir? Zaten her bayramda farklı din ve inanç sahipleri diğer toplulukların bayramlarını kutlarlar. Bu bile bayramların insanlar ve topluluklar için ne kadar değerli olduğunu gösterir.
Türkiye’de bayrama acısı taze olan Soma ve Roboskî Katliamının burukluğu ile giriliyor. Türkiye hala barışa ve huzura muhtaç bir ülkedir. Ne Kürt sorunu, ne de Alevilerin sorunu çözülebilmiş değil. Bu iki temel sorun çözülmeden de Türkiye’ye barış gelmez. Bu açıdan Türkiye’de farklı etnik ve inanç topluluklarının haklarının tanınıp kardeşçe yaşanılacağı bir ülke yaratılmasında rol alacak bir Cumhurbaşkanına ihtiyaç vardır. Selahattin Demirtaş böyle rol oynayabilecek bir Cumhurbaşkanı adayıdır.
Selahattin Demirtaş, Türkiye halklarının sorunlarını çözmeye büyük katkıda bulunacak bir adaydır. En fazla da Alevilerin sorunlarının çözümüne katkıda bulunacak bir adaydır. Alevilerin sorunlarını en iyi anlayanlar Kürtler ve Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Zaten Alevilerin çoğunluğu Kürt’tür. Bu açıdan Alevilerin ve Kürtlerin sorunları birbirinden ayrılamaz karakterdedir.
Halkların adayı Selahattin Demirtaş aynı zamanda Alevilerin adayı olmasına rağmen bazı Alevilerin hala tutumlarını Selahattin’den yana koymamaları anlaşılır gibi değildir. Kuşkusuz Alevilerin çoğunluğu, Alevi toplumu HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’a oy vereceğini açıkladı. Aleviler ilk defa CHP’den bu düzeyde ayrı duruyor. Bu, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Alevilerin sorunlarının çözümü için önemli bir gelişmedir. Ancak bu tutumun sürekli ve örgütlü hale gelmesi lazımdır.
Alevi toplumu artık sorunların çözümünün Türkiye’nin tam demokratikleşmesinden geçtiğini görmelidirler. Bunun için de demokratikleşmeye en fazla ihtiyaç duyan topluluklarla, siyasi güçlerle hareket etmelidirler. Bu açıdan Alevilerin yeri HDP’nin yanıdır. HDP, tüm ezilenlerin, halkların partisidir. En fazla da Alevilerin partisidir. Hala bunu anlamamak, CHP’nin kuyruğuna takılmak, kendi özgür ve demokratik yaşamlarının nereden geçtiğini anlamamaktır.
Alevilerin önemli bir kesimi HDP’nin kendi partisi olduğunu görüyorlar. Alevileri inançları ve kimlikleriyle özgür ve demokratik yaşama götürecek olan bu tutumdur. Çünkü Aleviler başta Kürtler, emekçiler ve kadınlar olmak üzere ezilen topluluklarla birlikte mücadele etmeden kendi özgür ve demokratik yaşamlarını da hak edemezler. Böyle bir ortak mücadelenin platformu da HDP (Halkların Demokratik Partisi) ve Türkiye’nin her bölgesindeki HDK (Halkların Demokratik Kongresi)’dir.
Aleviler bugün başta Kürtler olmak üzere Türkiye toplumu içinde inançlarını özgürce yaşama konusunda bir toplumsal desteğe sahiplerse, bunun nedeni, on yıllardır sol, sosyalist ve demokratik mücadele içinde yer almalarıdır. Bu mücadelenin karşılığını görüyorlar; inanç özgürlüğünü kazanmada önemli bir siyasal ve sosyal zemine kavuşmuş bulunuyorlar. Eğer örgütlü güçleriyle doğru bir siyasal duruş içinde olurlarsa Alevilerin diğer tüm topluluklar gibi özgür ve demokratik yaşama kavuşmaları yakındır.
Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı adayı bu hedefe varmada yeni bir dönemeç olacaktır. Selahattin Demirtaş’ın yüksek oy alması ve seçim başarısı aynı zamanda Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesinin de gelişme göstermesi anlamına gelecektir.
Aleviler CHP etkisinde olan ya da CHP’den siyasi ikmal bekleyen bazı bireysel çıkar peşinde koşanların söylemlerine ve tutumuna bakmadan bu seçimde Selahattin Demirtaş’a oy vermelidirler. Demirtaş’a verilecek her oy, demokrasiye ve özgürlüğe verilen oy olacaktır. Alevilerin inanç özgürlüğüne verilen oy olacaktır.
AKP iktidarının yerine ben iktidar olayım, ekonomik ve siyasi rantı ben ele geçireyim zihniyetinde olan CHP yerine, Türkiye’yi demokratikleştirip başta Alevi ve Kürt sorunları olmak üzere Türkiye’nin tüm sorunlarını çözmeliyiz diyen HDP ve onun Cumhurbaşkanı adayı için çalışılmalıdır. Sivas Katliamı ile Roboskî Katliamını yaratan etkenler ve bunları yapan, yaptıran zihniyet ve oluşumlar ancak böyle ortadan kaldırılır. Bu açıdan Aleviler hiç tereddüt etmeden halkların adayı olan Selahattin Demirtaş’a oy vermelidirler. Sadece Selahattin Demirtaş’a oy verenler o gün yatağında rahat uyurlar. Başka adaya oy verenler ise ne için oy verdiklerini bilmeme huzursuzluğu içinde olacaklardır.