
Alevi felsefesi, inancı, sözlü ve yazılı kaynakları üzerine bir seminer veren sanatçı Kemal Kahraman, „Kendi dilimizle müzik yapmak ve kendi kültürümüzü tanıtıp paylaşmak amacıyla“ yola çıktıklarını söyledi.
Sanatçı Kemal Kahraman Hanau Cemevi’nde Cuma akşamı verdiği „Alevilik Felsefesi“ konulu semineri, Hanau ve çevresinden çok sayıda kişi ilgiyle dinledi. Alevilere miras olarak bırakılmış yazılı bir öğreti olmadığına dikkat çeken Kahraman, „Oysa Alevilik, Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık’tan daha eski olan İbrahimi bir inanıştır. Alevilik, Adem var olduğundan beri varolduğunu“ belirtti.
Alevilikle ilgili son 100 yılda yapılan araştırmalarda birçok akademik çevrenin Aleviliği eklektik, senkretik ve heterodox üç temel özelliğe dikkat çektiklerine değindi. Aralarında çeşitli yorum farklılıkları olsa da akademik çevrelerin Aleviliğin bu üç temel özelliğinde uzlaştıklarının altını çizdi. Kahraman bu konuda şunları söyledi:
“Eklektik demek, sağdan soldan toplamak demek. Anlaşılmadan yan yana getirilmiş kültürel ürünler demek. Senkretik demekse farklı zamanlara ait değerleri ortak bir zeminde toplamak demek. Heterodox demek çıktığı kaynağa olduğu gibi bağlı olmayan, zaman içinde başkalaşan demektir. Görüldüğü gibi bu üç özellikte eskiden Aleviliğin tarihi ‘sapkınılığına atıfta bulunuyor ve ‘aşırıcı’ bulunuyor. Oysa bunlar Alevi gerçeğini tam olarak ifade etmiyor…“
Alevilik öğretisinin tarihsel süreç içerisinde nesilden nesile sözlü aktarılarak ve özü korunak ilerlediğini belirten Kahraman, zaman zaman bir folklor muamelesine değer görünse de Alevi öğretisinin bir aydınlanma öğretisi olarak günümüze kadar geldiğine dikkat çekti.
İbadetin farklı dilleri var
2006 yılında çıkardıkları Binler Kapısı albümüne atıfta bulunan Kahraman, bu albümle birlikte bir de kitapçık hazırladıklarını ve bu kitapçıkta Dersim yöresinden yola çıkarak Alevi inancı, Cem geleneği, ritüeller üzerinde bir takım açıklamalar yaptıklarını da söyledi. Aleviliğin tek ibadet dilinin Türkçe olduğu gibi yanılgılı ve yanlış bir anlayışın olduğunu, kendilerinin de bunu sorguladıklarını belirtti. Kahraman şöyle devam etti: „Kendi yakın çevremizden başlayarak konuyu araştırmayı genişlettik ve bu inancı yaşayan yaşlılardan sözel bazı kaynaklara ulaştık. Zazacanın burada önemli bir yerinin olduğu aşikar. Ancak ne yazık ki bunun yazılı kaynakları yok. Zaten Alevilikle ilgili yazılı-akademik çalışmalar da son 100 yılın birikimidir. Türkiye’de Cumhuriyet’le başlayan bir yazılı-akademik çalışma var ancak yeterli değil.“
Bu çalışmaların ortak noktasının da Aleviliğin İslam içi olduğuna ve Ali’yle özdeşleştirildiğine yönelik olduğunu belirten Kahraman, „Oysa biz Aleviler bizden öncekileri de bizimle ilişkilendiririz; İsa’yı da Musa’yı da kendi öğretimizin bir parçası kabul ederiz“ dedi.
Binlerce yıllık sözlü gelenek
Alevi inancı ve öğretisinin nasıl yaşamalı sorusuna etkili bir yanıt verdiğini ama bunun yeterince bilinmediğini de belirtten Kahraman, başka din, inanç ve öğreti perspektifleri yerine Aleviliğin özgün felsefesine sahip çıkılmasının önemine değindi. Objektif olmak adına ya da bilimsellik adına farklı perspektifleri ciddiye almanın Alevi inancına zarar verdiğini ileri sürdü.
„Bizim de kendimize ait bir inancımız, ibadet geleneğimiz var, biz biz yapan bu değerler etrafında kenetlenmeliyiz“ diyen Kahraman şunları belirtti: „Evet bizim yazılı bir kaynağımız yok, her şeyi oraya bağlayacağımız ya da oradan alacağımız bir kaynağımız yok ama yaşlılarımız var. Binlerce yıldır gelen sözlü bir geleneğimiz ve öğretimiz var. Buna sahip çıkmalı ve bunu kalıcı hale getirmeliyiz. Deyişlerimizi, dualarımızı, gulbanlarımızı gün yüzüne çıkarmalı ve aynı zamanda ana-babamız; atalarımız nasıl yaşamış ona bakmalıyız.“
İki bölüm halinde geçen seminerin ardından sanatçı Kemal Kahraman katılımcılar için bir de müzik dinletisi sundu. Hanau Cemevi’nin düzenliği Alevilik Felsefesi konulu seminer müzik dinletisinin ardından sona erdi.
FİLİZ ARGAL / HANAU