Oberursel Hochtaunus Alevi Kültür Merkezi’nde “Alevilerin kimlik sorunları,  güncel sorunları, örgütlülük durumları ve siyasetle ilişkileri nasıl olmalı?” başlığıyla bir panel düzenledi. Panele, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) eski Başkanı, araştırmacı-yazar Kemal Bülbül, konuşmacı olarak katıldı. Panel, 18 Mayıs’ta yaşamını yitiren devrimciler ve Soma’da katledilen maden işçileri anısına saygı duruşuyla başladı.

Bülbül, “Soma’da yaşanan, planlı bir katliamdır. Sorumlusu, bir avuç yalancı ve talancıdır. Devlet her konuda böyledir. Peki biz ne yapıyoruz? Öncelikle bunu gözden geçirmeliyiz” dedi.

‘Kimiz biz sorusuyla başlamalıyız’

Konuşmasının devamında Alevilerin kimlik sorununun devam ettiğine vurgu yapan Bülbül, “Kimlik sorununu çözmek için işe, ‘Kimiz biz’ sorusuyla başlamalıyız. Sonra, TC kimliklerimizde inanç hanemizi boş bırakarak devam edebiliriz. ‘Alevi’ yazamadığımız sürece boş bırakmalıyız” ifadelerinde bulundu. Alevi kimliğine dair araştırmalarını paylaşan Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kimliği belirleyen çok önemli etmenler var. Başta, cinsel, etnik, ekonomik ve psikolojik öğeleri sayabiliriz. Ayrıca kimliğin belirlenmesinde sistem, her daim asimilasyon mantığıyla müdahalede bulunur. Avrupa’da kısmen bu kimlik sorunları çözülmüş olsa da, aslında yok olmuş değil. Türkiye’de ise 90 yıldır, ‘Türk doğrudur, çalışkandır’ gibi sözlerle bir yurttaş kimliği yaratılmaya çalışılıyor. Alevilik ve Kürtlük de 90 yıldır böyle bir anlayışla yok sayılıyor.”
Cehaletin farkına varmak gerektiğini de vurgulayan Bülbül, son olarak şunları kaydetti: “Alevilik soru sormaktır, teslim olmamaktır.  Alevilik, bir rönesans hareketidir.  Yolda bir sorun yok; ancak yolcuda sorun var. İnsanlar kimliklerini vazgeçilmez olarak ele almalı. İnanç kimliğini de, ulusal kimliğini de.”

Pazarcix’ta çevre felaketi
Bülbül’ün ardından, Pazarcix’taki çevre sorunlarına dair inisiyatif kurma çalışmalarında yer alan HDP’li Pazarcix Belediyesi esi Eşbaşkan Adayı Mehmet Ali Büyüközdoğan da kısa bir konuşma yaptı.
Pazacixlıların dörtte üçünün dünyanın beş kıtasına yayıldığını hatırlatan Büyüközdoğan, şunları söyledi: “Bu durum, devletin yürüttüğü politikaların sonucudur. Hem inanç hem de ulusal kimliğinden dolayı bölgede en rahat pasaport verilen yer. Dağılsınlar, gitsinler diye bilinçli bir politika izlendi. Şimdi de bölgede ciddi bir çevre felaketi yaşanıyor. Üçüncü bir çimento fabrikası inşaatı da yolda. Tarım bitme noktasında. Su kaynakları tükenmeyle karşı karşıya. Bu durumla mücadele ermek zorundayız.”


İLHAMİ ERDOÐAN