Mezopotamya coğrafyasının geleceği açısından inançların özgür, eşit kardeşleşmesi, musahipliği zorunludur. İnançların özü eşitlik, kardeşlik ise bu coğrafyada yaşayanların yapması gereken inançların özüne sahip çıkmalıdır.
Kürdistan’ın kadim inancı olan, bugün dört parçada varlığını sürdüren Alevilik, Yaresenilik, Ehli Hak vb süreklerini yine Êzîdîlik, Süryanilik, Hıristiyanlık vb inançları yaşatmak tüm Kürdistanlılar açısından zorunlu görev olarak benimsenmelidir. Çoğunluk olan Müslümanların bu konuda daha duyarlı olması da inançsal özgürlüğün ve hoşgörünün kurumsallaşmasına katkı sunacaktır.
Mezopotamya Kızılbaş Alevilerinin amacı elbette yaşanılanlardan yola çıkarak bir suçlama yaklaşımı değildir. Geçmişe dönük eleştirilerdeki amaç egemenlerin, halkımızın inançları üzerinden geliştirdiği ayrıştırıcı, çatıştırcı mantığı ve yaklaşımlarını mahkum etmektir. Tarihsel bir yüzleşmeyi egemenlerden beklerken, aynı coğrafyada birlikte yaşam süren, kader birliği içerisinde olan farklı inançlardan halkımızın, Aleviler, Êzîdîler, Süryaniler gibi mağdurları anlamasını beklemek, katliamlara maruz kalmış inanç mensuplarının en doğal hakkıdır.
Alevisi, Sünnisi, Süryanisi, Êzîdîsi ile bu coğrafyanın renkleri ve zenginliğiyiz. Alevilerin bu coğrafyada varlığımız sürdürmemiz, kendi inancımızı yaşamamız için, sorunlarımızı dillendirmek ve taleplerimiz savunmak, katliamlara maruz kalmış Aleviler ve diğer inançların kendi varlığını sürdürebilmesi açısından kaçınılmazdır. Aleviler olarak tarihsel süreç içerisinde maruz kaldığımız baskılar ve katliamlara rağmen varlığımızı sürdürmemiz, inancımızın özü gereği hala insan eksenli düşünmemizdendir. Felsefesi, kültürü, direnişleri ile Alevilerin bu coğrafya içerisinde nasıl bir tarihsel öneme sahip olduğumuzun göstergesidir diye düşünüyoruz. Kesildik, katledildik, sürüldük ama insana düşman olmadık.
Tüm katliam ve inkar politikalarına rağmen Aleviler olarak varlığımızı sürdürmemizin en önemli noktasının inancımızın köklerinin bu coğrafyanın zenginliğinden beslenmesi olarak görüyoruz. Bu toprakların inancı olarak sorunlarımızın diğer farklı inançlar gibi olduğunu biliyoruz. Bu yüzdende kendi sorunlarımız açısından anlattıklarımızın coğrafyamızın diğer inançları açısından da savunduğumuzun bilinmesini isteriz. Bu anlamıyla savunduğumuz inançların özgür, eşit birlikteliğidir.
Aleviler coğrafyamızda egemenlerin inancımız üzerinde yürüttüğü baskı ve katliam politikaları bugün de sürüyor. Ebu Suud zihniyetinin devamcıları bugünde iktidardalar. Yaptıkları köprüye katliamcı Yavuz Selim adını koyan bir zihniyetin inançlarımıza eşit davranmasını beklemiyoruz ama bilinmelidir ki Alevilerin vergisi ile Alevi katillerinin meşrulaşmasını da kabul etmeyeceğiz. İnançlarımızın karşı karşıya getirilmesi anlamında söylememekle beraber herkes gibi inancımızı özgürce yaşamak istiyoruz. Cemevlerini “cümbüşevi “olarak gören bir zihniyete karşı gerçek anlamda inanç özgürlüğünü savunan tüm canları yanımızda görmek istiyoruz.
Cemevleri Alevilerin inanç yerleridir. Biz bunu söyledikten sonra kimsenin bize inancımızı tarif etme hakkı yoktur olmamalıdır.
Asimilasyon politikalarını sürdüren egemen anlayış okullarda sürdürdüğü zorunlu din dersi politikalarından vazgeçmelidir. Çocuklarımızın okulda Sünni inancın gerekleri ile büyütülmesi bizler açısından zulüm politikasıdır. Çocuklarımızın psikolojik olarak etkilendiği ve zor durumda kaldığı bu politika Alevi çocuklarının asimilasyonunu hedeflemektedir.
Aleviliği tarihsel özünün dışında Sünnileştirme ya da Şialaştırma politikasından vazgeçilmeli herkes inancını dilediğince yaşamalıdır. Kapatılan dergâhlarımız ve el konulan ziyaretlerimiz derhal Alevilere iade edilmelidir.
Devletin Diyanet İşleri Bakanlığı altında resmi inanç örgütlemesi modern, demokratik devlet anlayışı ile bağdaşmıyor. Bu yüzdende devletin nötr durumda kalarak tüm inançlara eşit durması ve yaklaşması gerekiyor.
Sistemin inkarcı, imhacı zihniyetinin değişmesi zorunludur. Var olan tekçi anlayış ile toplumsal barışın sağlanması mümkün değildir. Toplumsal barış ancak herkesin kendi inancının dilediğince yaşayabilmesi ile mümkündür. Bunu sağlamanın yolu da geçmiş ile yüzleşmek ve gereğini yapmak la sağlanabilir. Tarihsel süreçte ve yakın zamanda yaşanan Alevi katliamlarından dolayı yönetenler Alevilerden özür dilemelidir. Bugün farklı şekilde sürdürülen asimilasyon politikaları derhal terk edilmelidir. Coğrafyamız üzerinde yürütülen barajlar politikası ile kutsal ziyaretlerimiz sular altında bırakılıyor. Doğamız tahrip edilerek coğrafyamıza dayatılan göç politikası ile genel Kürdistan politikası ile eşgüdüm içerisinde gerçekleştirmiş olsa da Alevileri daha derinden etkiliyor.
Sistemin yaratmış olduğu politikalar sonucu Kürdistan’da inançlara oynatılan rol konusunda Sünni inanca mensup insanlarımız da duyarlı olmalıdır. Asla geçmişe dönüp yaraları kaşımak istemesek de inançlarımız arasında yaratılan önyargılar bitirilmelidir. Kürt coğrafyasında süren özgürlük mücadelesi bizlere özgürlük alanları yaratsa da hala alınacak önemli mesafe olduğunu da biliyoruz.
Kürdistan’da Alevi, Sünni, Süryani, Êzîdî olarak ulusal paydada birlikte yaşama zorunluluğumuz her zamankinden fazladır. Bu yüzden yeni bir toplum paradigması yaratmaya çalışırken inanç temsilcileri olarak bizlerde üzerimize düşeni yapmalıyız. İnanç özgürlüğü temelinde yeni paradigma ile örgütlenmeliyiz. Sistemin parçalayıcı yaklaşımları ancak özgürlük perspektifi ile aşılabilinir. Bu konuda özgürlük hareketi inançlara doğru perspektif ile yaklaşımı bizler açısından şanstır. Bu şansı doğru değerlendirerek demokratik ulusal birliğe katkı sunmayı zorunlu görmekteyiz.
Demokratik ulusal birlik politikasını ve demokratik çözüm ve barış sürecini sonuna kadar destekliyoruz. Bu coğrafyanın bir parçası olarak yaşanılan savaşın acılarını iliklerine kadar yaşayan Mezopotamya Alevileri olarak Kürt Özgürlük Hareketin geliştirmeye çalıştığı yeni süreci destekliyoruz İnancımızın özgürlüğünü ve geleceğini Kemalist anlayışa pazarlayanları bunun üzerinden geliştirilen kara propagandaları ret ediyoruz. Biz bu coğrafyanın rengiyiz. Dilimizle, inancımızla, kimliğimiz ile bu coğrafyada var olacağız.
Özgürlük kavgamızda Xızır yardımcımız ola!
Alevilik Kürdistan’ın rengidir