"İnsanlar savaşa savaş açmadıkları sürece hiçbir şey
savaşları ortadan kaldıramaz!" Einstein
15 Nisan 2015’te; "Erdoğan’ın 7 Haziran’da 400 istemi faşist diktatörlüğün inşasıdır!" başlıklı bir yazımla "Diktatörlük hayaliyle çılgına dönen Sultan’ın şu anki durumu kendisiyle birlikte 149 insanı felakete götüren Alman pilotun ruh halidir. Burada söz konusu olan yüz, ikiyüz hayat da değildir. Bir bütün olarak bir ülke sözkonusudur!" diye belirtmiştim. Bu çılgınlık 7 Haziran hezimetiyle birlikte ülke geneline yayılmış bulunuyor!
Bazıları buna antidemokratik durum dese de bu tam anlamıyla faşizmin ayak sesleridir. Hitler 27 Şubat 1933’te Reichstag binasında yangın çıkararak katliam yasalarını çıkardı. Hemen ardından sadece Almanya değil, dünyayı korkunç felakete sürükledi! Sultan da "Ben Saray’a oturdum. Kanun da, hukuk da benim!" diyerek Saray’ı/saltanatı korumak adına başta Kürdistan olmak üzere ülke geneline yaydığı kirli/kanlı savaşla yoksul halk çocuklarını kurban etmeye devam ediyor.
Tüm savaş aygıtlarının kullanıldığı bu Saray Savaşı'na sessiz kalan ve hatta savaş tezkeresine destek veren suç ortağı muhalefet (CHP/MHP) yanında, halkların ortak sesi/vicdanı HDP, barışta ısrar ediyor. En ağır bedelini de barışta ısrarlı olan Kürt halkı ödüyor. Günlerdir sokağa çıkma yasaklarıyla açlığa/susuzluğa/ilaçsızlığa /mamasızlığa açık ifadesiyle ölüme mahkum edilen Kürt halkının barış uğruna canlı bedenini kalkan yapması yüzlerce sivilin, çocuğun katledilmesi bunun açık örneğidir. A, B, C... gibi gizli/sinsi katliamcı planlarının olduğunu söyleyen sahte Sultan, 1 Kasım’da da hezimete uğrayacağını biliyor. Ülkenin bir bölümünü (Kürdistan’ı) insansızlaştırmak için sivil halka karşı korkunç bir savaş/kıyım/kırım devreye sokmuş bulunuyor.
NATO’nun ikinci büyük ordusuyla 30 yılı aşkın bir zamandır geriletmek şöyle dursun zayıflatamadığı bir Özgürlük Hareketi’ni bitirme teranesiyle uyutulmuş halk yığınlarını aldatarak saltanatını devam ettirmeye çalışıyor. Ülke geneline daha çok cenazenin gelmesiyle oylarını arttıracağını düşünüyor ve barış çığlıklarını/isyanını duymuyor. Bu isyan hatırlatıldığında da sahte gözyaşı döktüğü tabuttakilerin ana baba ve yakınlarına verip veriştiriyor. Kendisini omuzlayan 400 yalaka önünde engel gördüğü HDP’yi baraj altına düşürmek için katliamlara paralel olarak korkunç bir ikinci siyasi soykırım başlatmış bulunuyor.
Bütün bu katliam ve siyasi soykırımlara karşın barış mücadelesi veren demokrasi güçleri O'nu Kaçak Saray’da rahat bırakmamaya/oturtmamaya kararlıdır. 7 Haziran’daki sarsıntının ardından, 1 Kasım’da deprem olacak ve Saray ayakta kalmayacak! Bunda genelde Avrupa, özelde Almanya seçmenlerinin büyük rolü olacaktır.
Birincilik güç bir hedef değil!
7 Haziran’da hedefi tutturamamadaki eksiklerinden yola çıkan HDP bileşenleri 1 Kasım’da birinciliği hedef koyduklarını ilan ettiler! Aslında çok da güç bir hedef değildir! Sözde değil, özde bir seçim seferberliğiyle bu hedefi tutturmak zor olmayacaktır. 7 Haziran’da görevi olan biri olarak bu gazetede 'HDP yurtdışında hedefi tutturamadı! (26.06.15)’ başlıklı yazımla bir kısım eksikliklerimizi/yetmezliklerimizi açıklamaya çalışmıştım. Onları tekrar etmeye gerek yok.
Yeni çalışmalarımız S. Demirtaş’ın "Herkesin yapabileceği bir şey vardır. Tüm HDP bileşenleri birebir seçmen çalışması yürütmeli. Herkes seçim çalışmalarına katılır ve sandığa giderse muazzam bir başarı ortaya çıkacaktır" belirlemesi yönünde olmalıdır. Böylesi bir çalışma anlamlı bir seferberlik ruhunu yaratacak geçmiş eksiklerimizi gidererek bizi başarıya ulaştıracaktır.
Tabana yayılmamış ve tabanı harekete geçirmemiş hiçbir hareketin/seçimin başarılı olamayacağı gerçeğinden hareketle Avrupa Seçim Koordinasyonu’na bağlı olarak Avrupa’nın seçim yapılan tüm ülkelerinin her birinde ayrı ayrı oluşturulan bütün komisyonların çalışan yapının yanısıra geniş halk kesimlerini kapsaması vazgeçilmezdir.
Olanaklı olması durumunda büyük seçmen kitlesinin bulunduğu alanlarda örgütlü, örgütsüz her kesimin uğrayacağı günlük bilgilendirmenin yapılabileceği seçim büroları açılmalı ve seçim boyunca açık tutulmalıdır.
Yasa gereği sandık başındaki HDP temsilcilik belgesi Brüksel çıkışlı değil, Ankara Yüksek Seçim Kurulu'nca onanmış olmalıdır. Zorunlu iletişim bakımından HDP sandık temsilcilerinin telefon numaraları seçmen hizmetine seçim boyunca sunulmalıdır.
Tüm toplum kesimlerinin örgütlü olmadığı gerçeğinden hareketle zaman zaman bir araya gelerek çağrı yapan Demokratik Güçbirliği Bileşenleri ve onlara bağlı kurum ve kuruluşlar sadece ilişkide oldukları, kahvaltı ve yayın verdikleri üye veya yakınlarıyla sınırlı kalmayarak bunların dışındaki sessiz, kararsız çevreye de açılmalıdır. Böylece açılmadık kapı bırakılmamalıdır. Geçmişte olduğu gibi bu seçimde de yaşlılar ve muhtaçlılar sandığa taşınmalıdır. Değişik siyasi görüşten savaş karşıtlarıyla birlikte demokrat aydın/ozan/şair ve yazarların destek sunacağı alan/salon halk seçim şenlikleri /şölenleri düzenlenmelidir.
Kapıları daha kolay açabilen kadınlar ile kadın örgütleri sadece bünyesindeki örgütlü belli sayıdaki kadınlarla yetinmemeli, çatısı altındaki kadınların dışındakilere de ulaşabilmenin yollarını aramalıdır.
Gençlik, Suruç ölümsüzlerinin/kahramanlarının şiarıyla seçime destek sunmalıdır. Tek taraflı Alman vatandaşlığına geçmişler kullanamadıkları oyları yerine oy hakkı olan akraba ile dostlarını sandık başına getirmenin çabasını göstermelidir.
İnanç kurumları sadece dua etmekle yetinmemeli din istismarcılarının maskelerini düşürerek onların gerçek yüzlerini ortaya koymalıdırlar. Tüm olanaklarını, kadrolarını, resmi arabalarını, dolmuş ve otobüslerini iktidardakilerin hizmetine sokan yurtdışı Diyanet İşleri Temsilcilikleri’nin yanlı tutumu teşhir edilmelidir.
Yüzyıllardır zulüm gören ve bugün daha büyük tehlikeyle karşı karşıya olan Aleviler başta olmak üzere ezilen kesim olan devrimciler, sosyalistler, emekçiler, inançlar, kimlikler, yoksullar Gezi’den Kobanê’ye olan direniş ruhunu harekete geçirerek kaçak/haram Saray Saltanatı’na geçit vermemelidir ve vermeyeceklerdir!
Bu da Sultan’ın/saltanatın, zulmün,zalimliğin sonu ve halkların/hakların kurtuluşu olacaktır!
Selam olsun o günleri yaratanlara!