Erkek egemen anlayışın bir sonucu olarak Bolivya dağlarında ölümsüzleşen kadın gerilla Tania olarak değil, Che’nin sevgilisi olarak tanıtılmıştır. Öyle olmasa da.
1937 yılında Arjantin’de dünyaya gelen Haydee Tamara Bunke Bider, Nazi faşizminin yenilgisi sonrasında ailesiyle birlikte Doğu Almanya’ya döner. Komünist yeraltı faaliyetinde yer almış anne-babası tarafından yetiştirilir ve 18 yaşında Sosyalist Birlik Partisi (SED) üyesi olur. Küba devrimi sonrasında çalışmak için Küba’ya yerleşir. Küba’da Eğitim Bakanlığı, Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü ve Küba Kadın Federasyonu’nun yürütme kurulunda çalışan Tania, Che ile onun bir delegasyonun başında DDR’e yaptığı gezi sırasında tanışır. Onun devrimci düşlerine karşı içten bir sevgi ve bağlılıkla Che’nin birliğine katılır.

Yeşil beresi O’nun simgesiydi

Marie Elena Capote, Granma Enternasyonal‘in bir özel sayısında yazdığı bir yazıda Tania’yı şöyle tanıtır: “Neredeyse her zaman bir askeri üniforma giyerdi, bileklerde şişkin duran zeytin yeşili pantolonlar, postallar ve açık mavi ince bir tişört… Zeytin yeşili bir bere, geniş bir alnın üzerinden sarkardı. Havana’da gazetecilik dersleri alırken böyle gözüküyordu. Hafif Arjantin aksanlı mükemmel İspanyolcası dışında, bir Latin Amerika kadınından çok daha fazla bir Avrupalı kadın imajını yansıtıyordu. “
Tania’nın bu imajı ve aldığı eğitimle kazandığı kültürel zenginlik, onun birçok farklı işlerde çalışmasına olanak sağlamıştır. Arjantin’de doğduğundan İspanyolca’yı akıcı şekilde konuşuyordu ve gizli çalışmaları için birçok kimlik uydurabiliyordu. Küba’da Tamara Bunke, Avrupa’da Haydee Bidel Gonzales, Berlin’de Marta Iriarte ve Bolivya’da Laura Gutierrez Bauer olarak biliniyordu.
Tania kısa zamanda Küba Kadın Federasyonu’ndaki en önemli militanlardan biri oldu ve kendisine verilen her görevi yerine getirdi, ufak tefek ya da önemsiz gözüken görevleri bile. Bir defasında Federasyon’un desteklediği bir radyo programında yayınlanmak üzere bir röportaj yaptı, eski ve arızalı bir kayıt cihazını götürüp tamir etti ve kurdu.

Devrime koşulsuz sadakat

Tania, sanki bir bakanla hayati öneme sahip konular hakkında röportaj yapıyormuşçasına şevkle yüklü hali birçok yoldaşının anısında yer etmiştir. Bu yaklaşım onun kişiliğiyle özdeşleşmiştir. Tania “Küçük işleri yapamayanlar, asla büyük işleri yapamazlar” fikrini hayatının her anında uygulama iradesi gösteren bir devrimciydi. Devrime koşulsuz sadakati ve kendisini çalışmalarına adamasıyla eşsizdi. Kendisini tanıyan herkesin saygı ve sevgisini kazanmıştı. Zorlu bir eğitimden sonra Tania, Bolivya egemen sınıfının ve ordusunun temsilcileriyle ilişkiler geliştirmek ve gerilla cephesi için uygun koşulları yaratma görevine gittiğinde yıl 1964’tü. Başarılı çalışmalarının sonucu olarak Tania, 1966 başında Küba Komünist Partisi’ne kabul edildi. Tania artık, yeni savaşçıların siyasi eğitimi ve mevzilendirilmesi işlerinden sorumlu olarak gerilla güçleriyle doğrudan çalışmaya başladı.


Ayrımcılığa izin vermedi
Gerilla ordusunun bir üyesi olarak Tania oldukça soğukkanlıydı. Alışık olmadığı halde gerilla taktiği için gerekli olan uzun yürüyüşlere sessizce katlandı ve kadın olduğu için özel bir muamele görmeyi reddetti. Gerilla birliklerindeki diğer yoldaşlarıyla aynı muameleyi görmekte ısrarcıydı ve kadınları hala toplumun tamamen kabul gören üyeleri olmaktan alıkoyan engelleri aşabilecek kapasitedeydi. Yaşamındaki en önemli anlardan biri, Che’nin kendisine bir M-1 vererek onu yeni bir savaşçı sayması onuruydu. Onun birliğindeki gerillalar 31 Ağustos 1967’de bir grup köylü tarafından ihbar edilip Vado Del Yeso’nun nehir kıyısında Bolivyalı askerler tarafından pusuya düşürülerek öldürülmüştü. Tania o sırada 29 yaşındaydı. Çalılıkların arasından çıkıp suya girdiğinde, pusuda gizlenen askerler, uzun yürüyüşlerden, uykusuzluktan, açlıktan ve yetersiz giyinmekten ötürü yıpranmış ve zayıflamış sarışın bir kadın gördüler. Tania o haliyle çok güzel gözüküyordu. Kamuflaj pantolonu, postal, yeşil beyaz soluk bir tişört giymişti, sırt çantası ve makineli tüfeği vardı. 7 gün sonra, 6 Eylül 1967 günü, aramalara devam eden askerler Tania’nın cesedini ve sırt çantasını kıyıda buldular. Ertesi gün ceset Pando Alayı’na götürüldü ve sonra bulunduğu yere gömüldü.

Mücadelesi bayrak oldu

“Artık gitmeli miyim, solan çiçekler gibi?/ Yeryüzünde benden hiçbir şey kalmayacak/ ve adım unutulacak mı bir gün?” diye yazar bir şiirinde Tania. Che’nin kemiklerinin Haziran 1997’de bulunduğu yerden yaklaşık bir kilometre uzakta Gerilla Tania’nın kemikleri de bulundu. 31 yıllık bekleyişten sonra annesi Nadia Bunke, “Bir gün Tania’yı gömeceğimi biliyordum” dedi. Nereye gömülmesini istediği sorulduğunda ise hiç tereddüt etmeden Che ve yoldaşlarıyla beraber Küba’ya gömülmesi gerektiğini söyledi. Nadya Bunke, kızının cenazesinin üstüne hangi bayrağın konulması gerektiği sorulduğunda ise “Komünist Partisi’nin bir üyesi olarak uğrunda savaştığı ve öldüğü Küba’nın bayrağı“ dedi.Santa Clara halkı, Che’ye ve onun komutasındaki diğer dokuz gerillaya saygılarını gösterdikleri kütüphane girişine çiçekler bıraktı. Tania’nın cenazesi Comandante Che Guevara’nın Santa Clara’daki anıtına konulduğunda Küba halkından coşkulu bir sevgi gördü.

Hayatı istediği gibi yaşadı

Başkan Yardımcısı ve Küba Ordusu Komutanı Raul Castro, Haydee Tamara Bunke (Tania) ve Bolivya’da ölen diğer dokuz savaşçının cenaze törenine katıldı. Bu kahramanların cenazeleri de Che ve diğer yedi devrimci ile aynı yere, yan yana konuldu. Tania hayata çok bağlıydı ama annesinin dediği gibi Latin Amerika’nın devrimci mücadelesinde rol alma görevini her şeyin üstünde tutuyordu. O böyle büyütülmüştü ve böyle bir yaşam istiyordu. Devrim, onun hayatının amacıydı. Bu, onun bütün konuşmalarında, mizacında ve inandığı düşünceler için giriştiği mücadelesinde açıkça kendini ortaya koyuyordu. Hayatını yaşamak istediği gibi yaşadı ve olmak istediği kişi oldu. Tania’nın kısa yaşamı başarılarla geçti.