Halil BAYSOY

Zor zamanlardan geçiyoruz, lütfen yardım eder misiniz? Artık sık sık duyduğumuz bir cümle bu.

Darbe girişimi oldu. Para ver!

Deprem oldu. Para ver!

Virüs geldi. Para ver!

Kriz var. Para ver

Oh! Ne güzel cumhuriyet. Halkın sırtına yük olmuş bir devlet.

Oysa burada koskoca yanlış denklem var. Devlet yapısının halka destek olması beklenirken, devlet halktan destek bekliyor.

Allah rızası için bir sadaka!

Hem de halka hiçbir şey vermemişken:

Milyonlarca insan işsiz.

Gençler kahve köşelerinde perişan.

Çalışanlara emeklerinin kat be kat altında maaş.

Aileler su parası, elektrik parası, gaz parası, okul masrafı, yem-içme derdinde.

Elalemin emeklisi dünya turuna çıkarken bizim emeklilerimiz ise park bahçelerinde sürgünde.

Çocuklar okul eğitimlerinin yanı sıra piyano, tiyatro, yüzme kursları alacakları yaşlarda yeterli beslenme sorunu yaşamakta.

Koronadan sonra ise bu durum daha da vahim hale dönüştü. Şimdi insanlar, açlıktan ölmekle koronadan ölmek arasında seçim yapmak zorunda kaldı. Türkiye’de ve Kuzey Kürdistan’da bir gün çalışmazsa ertesi gün aç kalacak milyonlarca yoksul var. Ve bu insanlara gönüllü karantina uygulayın deniliyor. Aslında ya açlıktan ya da koronadan öl deniliyor.

Seçim özgürlüğü var kardeşim, ne de olsa özgür ülke! Ruhu şad olsun tam Aziz Nesin hikayeleri…

Birçok devlet başkanı halka “Sakin olun, maaşlar olmak üzere her konuda size yardım edeceğiz” dedi. Türkiye’de ise durum tam tersi. Devlet “Korkuyorum, bana yardım edin” dedi.

Yardımlaşmanın da kuralları var elbette. Yardımlar sadece AKP tarafından verilebilir.

Mesela HDP’nin Elazığ depreminde topladığı yardımların halka verilmesi engellenmişti. Şimdilerde de koronadan kaynaklı yardım toplayan muhalif belediyelerin önü İçişleri Bakanlığı tarafından kesildi.

Halktan toplanan yardımlar devlet eliyle dağıtılacak ki devlet yüceltilsin. Dağıtılan erzaklarla halk daha da mahcup duruma düşsün ve daha da bağımlı kalsın.

AKP hükümeti durumu tamamen politikleştirmiş durumda amaçları ise “sosyal bonus” kazanmak.

Yakında, seçimler zamanında, bonuslu reklam filmi ekranlara girer. Ekmek dağıttık, çadır dağıttık, çorba verdik…

Tam bir totaliter rejim. Ben istersem yaşarsın istemezsem ölürsün.

Eleştirmek mi? Tövbe haşa hem günah hem de yasak! Süleyman Soylu açıkladı, son 15 günde sosyal medya üzerinden 2 bin 863 kişi sorguya çekildi. Nedeni ise gerçeği aramak, gerçeği görmek… yani sorgulamak…

Yine de biz biraz daha sorgulayalım…

Dünya Bankası verilerine göre dünyanın en fazla kamu ihalesi alan ilk 10 şirketi arasındaki Limak Holding, Cengiz Holding, Kolin, Kalyon ve MNG ve yine hükümet desteğiyle zenginliklerine zenginlik katmış, Sancak, Torunlar ve Çalık Holding halka yapılacak yardımların neresinde. Bu ve bunun gibi şirketlerden ne kadar alındı?

Vergi borçları silinen yüzlerce şirketten ne kadar yardım toplandı?

Daha önce yardım adı altında toplanan paralara ne oldu?

Halkın vergilerine ne yaptınız?

Bunların cevabı yok aslında ya da tek bir cevabı var “Yoksuldan alıp zengine verme dönemi”.

Şimdi Leviathan’ın gözü yine halkın ekmek yapacak un parasında. Keza ekmek almak da lüks sayılacak. Bari unumuzu koruyalım…

Türkiye ekonomisinde kriz dönemi evresi bitti. Şimdi iflas dönemi başlangıcı!

Allah rızası için bir sadaka!