Almanya’nın Hanau kentinde 19 Şubat akşamı düzenlenen ve saldırgan ile annesinin de arasında olduğu 11 kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan ırkçı saldırı ve katliam, Alman medyasının ilk gündem maddesiydi. Yorumlarda aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin böylesi katliamların zeminini hazırladığı dile getirildi.

Süddeutsche gazetesinin yorumunda özetle şu ifade yer aldı: “Bazı şeylerin adını da net bir biçimde koymak gerekir, örnek olarak, AfD’ye oy veren kendini de sağ köşeye konumlamış olur zira bu partide bulunan aşırı sağcıları da seçmiştir. Bu ülke, bu ülkenin toplumsal düzeni, ister Kaufbeuren’dan ister Edirne’den ya da Krakow’dan gelmiş olsun bu ülkenin insanları savunulmaya değerdir. Özellikle de sözle ve bazen de cinayetle zamanı geriye döndürmek isteyenler karşısında.”

Saldırgana ‘deli’ demek ucuz bir numara

Sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisinden siyasetçiler Hanau’daki saldırıyı failin akli dengesinin yerinde olmamasıyla izah eden yorumlar yaptı ve sağ terör tanımlamasından kaçındı. Zeit Online bu yorumları şöyle eleştirdi: “Şu ana kadar hiç kimse bir teşhis koymuş değil. Kendi halkının yüce ve diğerlerinin ‘kabiliyetlerinin’ eksik olduğuna dair düşüncelerini, aşırı sağın yazı ve konuşmalarında da benzer şekilde bulmak mümkün. Bu tür yaklaşımlar sadece bir ruh hastasının kafasında yer almıyor. Tobias R.’nin bir deli olduğu teşhisinde bulunmak, durumu göreceli hale getirmek isteyenler açısından rahat bir savunma argümanı. Ucuz bir numara.”

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi ise şunları yazdı:

“Aşırılık yanlısı ideoloji en çok toplumun orta kesiminde meyve veriyor. Silaha sarılanlarsa kadınlar değil yalnızlaşmış ve görünüşe göre kaybedecek fazla bir şeyi olmayan erkekler oluyor. Bazı AfD temsilcilerinin yaptığı gibi bağlamı görmezden gelip durumu tümüyle failin hasta olmasına bağlayanlar bunu bilinçli yapıyor. Mücadelenin Hanau’dan sonra genişlik ve derinlik kazanması şart; yoksa kaybedilir.”

Münchner Merkur da AfD’nin de aşırı sağcı şiddetle arasında bir bağ olduğuna dikkat çekti. Yorumda özetle “AfD bir bütün olarak aşırı sağcı bir parti değildir ancak anayasayı parçalamak isteyen ve şiddete hazır çevrelerle yakın ilişkili olan ve saflarında bulunan kişilere tahammül göstermekte ve onları desteklemektedir. Sağ şiddetin kurbanlarını anmaktan bile imtina eden milletvekillerini parlamentoda beslemektedir” ifadesi yer aldı.

Neue Osnabrücker gazetesinin yorumunda da AfD’nin Almanya’daki aşırı sağcılık probleminin bir parçası olduğu vurgulandı. Yorumda “AfD Neonazilerle arasına mesafe koymadığı müddetçe ve Höcke’nin sağ kanadından vazgeçmedikçe o da sorunun bir parçasıdır. Öfkeli vatandaşlar açısından şu açık olmalı: Manevi kundakçılara, demokrasi ve edep düşmanlarına oy vermenin özrü yoktur” denildi. 

 

HABER MERKEZİ