
İsviçre’de siyasi ilticacı olarak yaşayan ve oturma izni olan Eroğlu İsveç’in başkenti Stockholm’de önceki gün tutuklandı. İnterpol tarafından aranan ve Almanya’daki siyasi faaliyetleri nedeniyle suçlanan Eroğlu Almanya’ya gönderilecek. Eroğlu’nun tutuklanması Demokratik Kürt Toplum Merkezi ve Amara Kürt Kadın Meclisi başta olmak üzere İsveç’teki Kürt dernek ve kurumları tarafından tepkiyle karşılandı. İsveç, ilticacıların hakkını güvence altına alan 1951 Cenevre Sözleşmesi’ni ihlal etmekle suçlandı.
8. rehin olacak
Kürt siyasetçi Eroğlu’nun iki hafta içinde sınırdışı edileceği Almanya’da ise hali hazırda 7 Kürt siyasetçi tutuklu bulunuyor. Eroğlu, Almanya’ya iadesi halinde Alman cezaevlerindeki 8. rehin Kürt siyasetçi olacak.
Almanya’da 2002’de yürürlüğe giren ceza kanunun 129 b maddesi kapsamında 7’si PKK, 10’u TKP/ML TİKKO ve 2’si DHKP-C’li olduğu iddiasıyla, 19 siyasi tutsak çeşitli cezaevlerinde tutuluyor. ‘Yurtdışında faal olan terör örgütü’nün üyesi suçlamasıyla yargılanacak siyasi tutsakların davaları, önümüzdeki günlerde başlayacak.
Davalar başlıyor
AZADİ ve Politik Kürt Tutsaklar ile Dayanışma Komitesi Temsilcisi Mehmet Demir, Zeki Eroğlu’nun tutuklanmasına tepki göstererek, “diğer tutuklamalar gibi siyasi bir karardır” dedi. Alman cezaevindeki Kürt siyasetçilerin durumuna işaret Demir, “Mustafa Çelik arkadaşımızın davası 29 Nisan’da Celle Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde görülecek. Bedrettin Kavak arkadaşımızın davası 3 Mayıs Hamburg Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde, Ahmet Çelik arkadaşımız da 13 Mayıs’ta Düsseldorf Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde başlayacak. Herkes bu davaların siyasi davalar olduğunu biliyor. Sadece hukuksal kılıf uyduruluyor. Yargılanan arkadaşların hiçbirinin dosyasında Almanya’ya dair hiçbir suçlama yok. Alınan izinler çerçevesinde yapılan etkinlikleri bahane gösterilerek arkadaşlarımız tutuklandı” dedi.
Kürt’e gelince suç
Kürtlerin Almanya’daki örgütlülüğünün kriminalize edildiğinin altını çizen Demir, “Almanya’daki sendika ve sigorta şirketlerinin bölgeler ve temsilcileri belirler. Kürt siyasetçiler geldi mi bu suç oluyor” dedi. İsveç’te Zeki Eroğlu’nun Almanya’nın talebi üzerine tutuklandığını hatırlatan Demir, “Eroğlu’nun Almanya’da işlediği bir suç yok. Avukatlar ile görüştüğümüzde meselenin tamamının politik olduğunu bize söylediler” diye belirtti.
PKK yasağı ideolojik
Kürt siyasetçilerin Almanya’daki davaları için duyarlılık yaratmaya çalıştıklarını da kaydeden Demir, “Bizler Almanya Adalet Bakanlığı’na protesto kartları atıyoruz bu süreçte. Aynı zamanda yaklaşan mahkemeleri izlemeleri için uluslararası ve yerli gözlemci heyetler oluşturuyoruz. Almanya’nın PKK yasağından bugüne kadar PKK’ye karşı yürüttüğü bir mücadele var bu tamamen ideolojik bir mücadeledir” dedi.
Av. Fresenius: Hukuki değil politik
Almanya’daki siyasi tutsakların savunmasını da üstlenen Av. Berthold Fresenius gazetemize verdiği demeçte 129 a/b maddesinden davaların çoğunlukla Kürtlere açıldığına dikkat çekti. 11 Eylül 2001 yılında ABD’de gerçekleşen saldırıdan yaklaşık 1 yıl sonra yürülüğe giren bu yasayla Almanya Federal Adalet Bakanlığı’nın yetkisi olmadan kovuşturmanın yapılmayacağının altını çizen Avukat Fresenius, “Bu yasa suçlar için değil, Alman hükümetin dış politikası için kullanılıyor” dedi. Yaşanan soruşturmalar ve davaların politik amaçlar doğrultusunda devreye konduğunu ifade eden Fresenius, “Bir örgütün, bir bağımsızlık hareketi ya da gerçek terör örgütü olarak değerlendirilmesi hukuki değil, politik bir değerlendirmedir” diye konuştu.
Siyasi gelişmeler etkiliyor
“Türk devleti ve Alman Federal Hükümeti’nin ilişkisine ve aktif işbirliğine bakılırsa, gelecekte tutuklamaların ve davaların çoğalacağı öngörülebilir” uyarısında bulunan Av. Fresenius,, “Buradaki kararlar sadece siyasi kararlar ve siyasi değerlendirmelerdir. Dolayısıyla bu davalar, siyasi gelişmelerle ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.
HABER MERKEZİ