Almanya Gündemi
DAİŞ'in yarattığı tepkisellik, toplumsal reaksiyonları da özelleştirdi.
DAİŞ Şengal'e, Maxmur'a, Kobanê'ye saldırdı, Kürtler'in yaşam hakkına, alanına müdahale etti, Kürtleri karşısına aldı. Esir aldığı, kadınlara tecavüz etti, kafalarını kesti, onları pazarda sattı. Kadınları karşısına aldı. Kendinden olmayan inanca mensup insanları, Alevileri, Ezîdîleri, HIristiyanları katletti, onları karşısına aldı. Yaptıklarının ise İslam'la uzaktan yakından alakası yok. Bu anlamda kadın kuruluşları, Alevi ve Kürt kurumları (daha birçok kurum) DAİŞ'e karşı defalarca protesto gösterileri düzenledi, protestolar devam ediyor. Türkiye'de, Kürdistan'da -her ne kadar sahte gündemlerle ülkenin asıl gündemi değiştirilmek istense de- gündem şu an Kobanê . DAİŞ'e karşı ortak mücadelede de Kobanê artık sembolik bir değer taşıyor.
Şengal ve Kobanê'den sonra DAİŞ'in yaptıkları Almanya'da da artık önemli gündemler arasına giriyor. Çünkü nereye baksan artık Kobanê. Haftasonu Düsseldorf'ta büyük bir protesto düzenlendi. Alman basınının ilgisi de yoğundu. Almanlar da protestoya destek verdi.
Öte yandan, DAİŞ'le mücadele stratejisinde parlamento tartışmalarının yanında, kuruluşların kendi inisiyatiflerinde geliştirdikleri kampanyalar da var. Bu anlamda antikapitalist oluşum 'NaO Berlin' ve antifaşist oluşum 'Antifaşist Devrimci Eylem Berlin', YPG ve YPJ'ye silah almak için bağış kampanyası düzenledi. Alman fotoğraf muhabirleri de Diyarbakır'da gözaltına alınmışlardı. Gerekçesi de insanlara eylem yaptırıp fotoğraf çekmeleri(!)
Parlamentodaki tartışmaların yönü ise çok daha farklı. Sol Parti, Kobanê halkına Türkiye üzerinden yardım koridorları fikrine destek verirken, Yeşiller Partisi'nden ise DAİŞ'le mücadelede kara birliklerinin Suriye'de BM misyonu bünyesinde aktif rol alması fikri ortaya atıldı. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ise kara birliklerinin Suriye'ye gönderilmesine karşı çıktı. Suudi Arabistan gezisinde de bu fikrini daha net dile getirdi ve reddetti. Yeşiller Partisi Meclis Grup Başkanı Katrin Göring-Eckardt tarafından dile getirilen bu düşüncenin, dünya gerçekleri ile alakası olmadığını söyledi. Almanya aynı zamanda koalisyonun hava saldırılarına da katılmamıştı. Geçen hafta da belirttiğimiz gibi Almanla daha çok pasif konumda, askeri eğitim alanında destek vermeyi tercih ediyor.
İçişleri Bakanı Thomas de Maizière ise Alman birinci kanalında yayınlanan 'Bericht aus Berlin' programında 'daha iç bir konu olan', Almanya'da selefi ve Kürtler arasındaki çatışmalara değindi. Bilindiği gibi Hamburg ve Celle'de Çeçen kökenli oldukları söylenen DAİŞ yanlıları kesici aletlerle Kürtlere saldırmıştı. Olaylarda çok sayıda yaralı da vardı. Dışişleri Bakanı, moderatörün Almanya'nın Kürtlere silah yardımı ve PKK yasağının kaldırılması hakkındaki sorularına, başta 'dışişlerinin kapsamına' girdiği için yanıt vermek istemedi. Moderatör ise PKK yasağının bir içişleri sorunu olduğunu belirtti. Bilindiği gibi, Şengal'den sonra farklı kesimlerden PKK'ye silah yardımı yapılması gündeme gelmişti. Basın da bunu defaatle yetkililere sordu.
PKK yasağı konusunda Bakan'ın cevabı net: 'PKK yasadışı bir terör örgütüdür'. Maizière, bu anlamda PKK üzerinde yasağın devam edeceği mesajını da net verdi. Ayrıca‚ DAİŞ ve Kürtler arasında yaşanan çatışmalarda, 'Bazı protestoların PKK tarafından organize edildiğini de unutmamak gerekir' ifadelerini kullandı.
Halbuki, Almanya şu anda ülke sınırları içindeki DAİŞ taraftarları ile bir mücadele veriyor. Öyle ki, DAİŞ'e Avrupa'dan en çok katılımın olduğu ülkelerden biri Almanya. Hatta geçen günlerde, Hamburg'ta bir ailenin kapısını çalan DAİŞ'liler, 'Gözünüz aydın, oğlunuz şimdi cennette' müjdesini (!)vermişlerdi. Kobanê her ne kadar önemli gündemler arasına girse de, görüldüğü gibi hükümet yetkilileri ekonomik partneri olan Türkiye ile arasını bir dengede tutmaya çalışıyor, açıklamaları sürekli bu yönde ve Suriye'de DAİŞ'e karşı mücadeleye mesafeli yaklaşıyor. Kürtlere "yardım" diyor, fakat PKK'yi Kürtler'den bile saymıyor.
Almanya'da her yer Kobanê!