Saddam rejiminin kimyasal silahlarla Halepçe kentinde yaptığı katliamın yıldönümü nedeniyle Alman Federal Meclis’inde önceki akşam bir oturum gerçekleştirildi.

Güney Kürdistan parlamentosundan bir heyetin de izlediği oturumda Meclis’te grubu bulunan partilerin Halepçe için sunduğu önergeler oylamaya sunuldu. Hükümet partileri CDU/CSU ve FDP, Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ve Yeşiller birlikte, Sol Parti ise tek başına ayrı bir başvuruda bulundu. Diğer partilerin aksine sadece Sol Parti, Halepçe ve Enfal olaylarının soykırım olarak tanınmasını, Almanya’nın mağdurlara tazminat ödemesi ve silah tüccarlarının yeniden yargılamasını talep etti.

SPD: Almanya suçlu değildi

Oturumda ilk söz alan SPD’li parlamenter Uta Zapf, Sol Parti’nin önerisine karşı çıkarken “Tazminat ödemeyiz. Çünkü silah ticareti illegal yapıldı. Alman hükümeti suçlu değildi, sadece Almanya değil birçok ülkeden de silah satışı yapıldı” diye konuştu. Mağdurlarla dayanışmanın sürmesini isteyen Zapf, bütün partilerin katılımıyla bir komisyonun kurularak üç değişik başvurudan bir önerge çıkarmasını talep etti.
CDU/CSU grubu adına Philipp Missfelder ise Halepçe’nin yaralarının sarılmadığı ve bölge halkının hala kansere yakalandığına dikkat çekerek “Irak’taki Alman konsolosluğu Halepçe mağdurlarıyla sürekli ilgileniyor. Dışişleri Bakanlığı kurulan tedavi merkezlerine maddi yardımı yapıyor” bilgisini verdi. Kimyasal silahların insanlık için hala tehlikeli olduğuna dikkat çeken Missfelder, şöyle konuştu: “Irak Kürdistanı ile ilişkilerimizi güçlendirmeliyiz. Sadece Irak’ta değil, Suriye ve Türkiye’de de Kürtlerin haklarını korunmasına destek vermeliyiz.”

Sol Parti: Adalet yerini bulmalı

Sol Parti’den Ulla Jelpke ise Halepçe ve Enfal’ın soykırım olarak tanınmasını istedi. İnsanlığa karşı işlenen bu suçun aynı zamanda bir jenosit olduğuna vurgu yapan Jelpke, “İsveç, İngiltere gibi Almanya’nın da bu katliamı soykırım olarak tanıması mağdurlara büyük bir moral ve destek olacaktır. Soykırım dememizle birlikte silah ticareti yapanların yargılamalarının da önü açılacak. Mesele para değil, mesele adaletin yerini bulmasıdır” dedi.
Hür Demokratlar Partisi’nden (FDP) Hans-Werner Ehrenberg ise Halepçe’ye yaptığı ziyarette hala yıkımın ve katliamın izlerini gördüğünü belirterek “Bölge halkının intikam ve öfkesi yoktu, geleceğe dair umutlarını gördüm. Halepçe’nin hala yaraları sarılmış değil” diye konuştu.

Yeşiller: Mağdurları desteklemeliyiz

Son olarak söz alan Yeşiller Partisi’nden Katja Keul de Batı’nın ve özellikle de Almanya’nın desteği olmadan Saddam’ın bu silahları üretmesinin mümkün olmadığını belirtti. Almanya’nın bu konuda vicdani sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Keul, “Bu katliam silah satışının zorlaştırılmasını ve denetim alınmasını gösteriyor. Mağdurları maddi ve manevi desteklemeliyiz” dedi.

Hükümet önerisi kabul edildi

Oturumun sonunda üç değişik öneri oylama sunuldu. SPD/Yeşiller ve Sol Parti’nin önerisi kabul edilmezken, Sol Parti’nin desteğiyle hükümet partileri CDU/CSU ve FDP’nin önerileri oy çokluğunu aldı. Sol Parti, yetersiz ve eksik olsa da Halepçe halkıyla dayanışma mesajının çıkması için diğer önerileri destekleyeceklerini bildirmişti. Kabul edilen öneride ise; Almanya’nın Halepçe ile Enfal katliamlarından dolayı derin üzüntü duyduğu ve hükümetin yaraların sarılması konusunda projelere destek verilmesi belirtiliyor. Kimyasal silahlara yönelik denetimin artırılması istenen öneride Alman firmalarının ise yasal boşluktan yararlanarak Saddam’a silah ticareti yaptığı ve bu konuda Alman mahkemelerinde yargılamaların yapıldığı ifade ediliyor.
Alman Federal Meclisi’nin aksine 17 Mart 2011’de Irak meclisi, 5 Aralık 2012’de İsveç parlamentosu, 28 Şubat 2013’te ise İngiliz parlamentosu Halepçe ve Enfal katliamlarını soykırım olarak kabul etmişlerdi.


PERWER YAŞ / ANF/BERLİN




O firma yeniden Irak’ta

Halepçe Katliamı’nda Saddam’ın bir numaralı suç ortağı olan Alman Karl Kolb firmasının yeni ticari anlaşmaları için geçtiğimiz günlerde Irak’a gittiği ortaya çıktı. Karl Kolb, gaz ve bomba üretmesi için Saddam’a malzeme satan firmaların başında geliyordu.
16 Mart 1988 günü saat 11.00 sularında Güney Kürdistan’ın Halepçe kentine yağan değişik renkte dumana benzeyen kimyasal gazlar en az 5 bin Kürt sivilin hayatına mal oldu. Doğayı tahrip eden, bölgede yaşayan insanlarda hala kanser riskini artırabilen, yakın Kürdistan tarihinde kapanmayacak bir yara açan o gazları dönemin Saddam Hüseyin rejimi Samarra kentindeki fabrikada üretmişti.

Alman teknolojisiyle üretildi

 Bir günlük işlem sonucu fabrikadan gazlar, ‘harika Alman’ teknolojisi sonucu elde edilmişti. Hamburglu ‘Water Engineering Trading’ firması Samarra’ya ‘civatalama’ tekniğini göndermişti. Böylelikle Halepçe’ye ölüm yağdıran 20 bombanın ağzı hatasız şekilde kapatılacak, Kürdistan’ın o küçük kentine ulaşana kadar bombalardan gaz sızmayacaktı. Bayernli otomotiv parçası üreten W.E.T. firması ise 7 Milyon Mark değerinde bombaların kılıfını ve ateşleme sistemini satmıştı. Saddam rejimi, gazları elde etmek için de Hessen’deki Karl Kolb firmasından kimyasal madde ve laboratuar malzemesi satın almıştı. Daha sonraki yıllarda uluslararası bağımsız kuruluşlar, Halepçe’ye atılan bombaların üretiminde Alman firmalarının en az yüzde 52 oranında payı olduğunu rapor edecekti.

Suçunu hasır altı etti

Fakat Saddam’ın ölümcül silahlara sahip olduğu bilinmeyen bir sır değildi. Daha 1984 yılında New York Times gazetesi Bağdat’ın Alman firmalarının yardımıyla kimyasal silah üretmeye başladığını yazmıştı. 1982-1986 yıllar arasında Saddam, Almanya ile 625 milyon dolar değerinde silah ticareti yapmıştı. Almanya ve Saddam’ın silah dostluğu bununla da sınırlı değildi. Almanya, sadece Mahmudiye’deki füze sistemi için 1,2 milyar Dolar değerinde malzeme sattı.
Halepçe’den iki yıl sonra 1990 yılının başında Almanya’nın suç ortaklığı gündeme geldi. Federal Mecliste araştırma komisyonunun kurulması istendi, fakat dönemin Helmut Kohl hükümeti silah tüccarlarına arka çıktı, skandalı hasır altı etti. Ancak Ağustos 1990’da Alman savcıları harekete geçebildi ve Karl Kolbe ve W.E.T. firmalarından 7 yönetici hakkında tutuklama kararı çıkarttı. Fakat firmaların Saddam’a malzeme sattığı ispatlanamadı, çünkü satış yasal olmayan yollarla yapılmıştı. Alman istihbaratı ise bu kirli ticarete göz yummuştu. 1992 yılında Alman gazeteciler Hans Leyendecker ve Richard Rickelmann, kaleme aldıkları “Ölüm ihracatı-Ortadoğu’daki Alman silah skandalı” kitabında ‘Made in Germany’ damgalı malzemlerin Halepçe’yi nasıl vurduğunu ayrıntılı olarak anlattılar.

Suçlu firma Basra’da

Merkezi Frankfurt yakınlarındaki Dreieich kasabasında bulunan Halepçe suçlusu Karl Kolbe firması yetkililerinin geçtiğimiz günlerde yeniden Irak’ta görülmesi dikkat çekti. Firmanın genel müdürü Dr. Michael Fraenzel başkanlığındaki heyet Basra’da yeni ticari anlaşmalar için nabız yokladı. Firma yetkilileri kentteki üniversite ve hastanede hücre araştırmaları yapacak laboratuarı kurmak için Basra valisiyle görüştü. 60 yıllık Karl Kolbe, dünya çapında laboratuar tekniğini üreten ve satan firmaların başında geliyor. Saddam Hüseyin ile suç ortaklığının bilinmesine rağmen firmanın Irak’a nasıl davet edildiği ve Basralı yetkililerden nasıl bir yanıt aldığı merak konusu.

Hollanda savaş suçlusu ilan etti

Hollandalı silah tüccarı Frans van Anraat, Halepçe yüzünden mahkum olan bir savaş suçulusu. Anraat, 1980’li yıllarda Saddam rejimine hardal gazında kullanılan tonlarca thiodiglycol (TDG) adlı kimyasal madde sattı. Hollanda yargısı, Halepçe katliamındaki rolü nedeniyle savaş ve insanlığa karşı suçlardan Anraat’ı 17 yıl hapse mahkum etti ve cezası Mayıs 2007’de yüksek mahkeme tarafından onandı. Geçtiğimiz Ekim ayında ise Anraat hakkında 1 milyon Euro’luk yeni bir dava açıldı.
Hollanda, Van Anraat’ı yargılayarak hapse mahkum etmesine karşın, katliamdan ötürü Kürtlerden özür dilemedi, mağdur yakınlarına herhangi bir tazminat ödemedi. 1998 yılında BM’nin yürüttüğü bir soruşturmada, kimyasal silah üretiminde kullanılabileceği bilinmesine karşın dönemin Hollanda Ticaret Bakanı’nın Anraat’ın Saddam’a kimyasal TDG maddesini satımına engel olmadığı, hatta satışa onay veren belgelere imza attığı ortaya çıkmıştı.