Avrupa’da şimdi hummalı bir şekilde seçim çalışmaları yürütülüyor; zira 23-26 Mayıs tarihleri arasında Avrupa Parlamentosu seçimleri yapılacak ve bu yıl hareketli bir seçim atmosferinin olduğunu söylemek mümkün. En azından Almanya açısından durum böyle.
Bildiğiniz gibi 24 Eylül 2017’de yapılan federal seçimlerde, seçime yönelik ibreyi göç politikaları, ekonomi, Avrupa’da yaşanan kriz gibi etkenler belirlemişti, dolayısıyla aşırı sağ da bu zeminde yükselerek kendisi için sağlam bir temel oluşturdu. Merkel için oldukça zorlu bir seçim süreciydi ve Merkel CDU başkanlığını devrederken başbakan koltuğunu da 2021 yılında bırakacağını açıklamıştı. Bu tarih Merkel’in gelecekteki siyasi kariyeri açısından bazı tartışmalar da başlattı. Nihayetinde kimse Merkel’in başbakanlığı bıraktıktan sonra bir köşeye çekilmesini beklemiyor.
Avrupa seçimleri vesilesiyle geçtiğimiz günlerde Merkel için yeni bir tartışma başlatıldı. 31 Ekim’de görevinden ayrılacak olan AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Merkel için bu öneriyi başlatan isimdi. Bir süredir yapılan bu tartışmalara Merkel son noktayı koyarak bir açıklama yaptı, "Avrupa dahil olmak üzere nerede olursa olsun, yeni bir siyasi görev için hazır olmayacağım" dedi. Merkel için başlatılan bu tartışma da bu açıklama ile noktalanmış oldu.
***
Almanya’da 61 milyon dolaylarında seçmen AP seçimleri için oy kullanacak. Almanya’da AP seçimleri için 96 parlamenter belirlenecek.
Birçok dönemlerde sessiz sedasız gerçekleşen seçim atmosferi bu son dönemlerde daha hareketli. Almanya’da geçen 2014 seçimlerinde katılım oranı yüzde 48.1 oranında idi.
Son yapılan bir ankete göre partilerin beklenen oy oranları şöyle:
CDU/CSU: yüzde 29 (2014: yüzde 35,3), Yeşiller yüzde 19, (2014: yüzde 27,3), AfD yüzde 10 (2014: yüzde 7,1), FDP yüzde 7 (2014: yüzde 3,4 ), Sol Parti yüzde 7, (2014: yüzde 7,4)
***
Gelecek hafta gerçekleşecek seçimlerde federal seçimlerde olduğu gibi, en çok tartışılan konu aşırı sağın durumu. Ev ve aile hakkında konuşan, göç politikaları konusunda toplumun korkularını, zaaflarını kullanan, AB politikaları açısından da daha konservatif bir sınır politikası isteyen aşırı sağ Avrupa’da daha fazla koltuk istiyor.
Aşırı sağcılar Avrupa genelinde yükselen bir ivme çizmeye devam ederken, AP seçimlerine yönelik söylem ve çalışmaları da dikkatle takip ediliyor. AfD afiş çalışmalarında özellikle göçmen karşıtı politikaları esas alıyor.
Avrupa Birliğine yönelik ciddi eleştirileri olmasına rağmen AP seçimlerinde daha aktif bir çalışma yürütüyor.
Zira yapılan anketlerde yüzde 20 oranında oy almaları bekleniyor.
İtalya ve Fransa gibi aşırı sağın önde olduğu ülkeler bir ittifak kurmayı hedeflerken AfD ise Almanya çapında bu hedefe katkı sunmak amacıyla seçim çalışmalarında büyük efor sarf ediyor.
AP seçimleri, Hıristiyan Demokratların Grup Başkanı aynı zamanda aday olan Manfred Weber’in değerlendirmesine göre bir kader seçimi. Zira şu an Almanya’da aslında bu minvalde bir seçim çalışması yürütülüyor. Artan aşırı sağ dalganın, anketlerde de yükselmesi kaygılara neden olsa da, onların yükselişini durduracak bir politikanın üretilmediğini görmek mümkün.
Haftaya nasıl bir sonuç yaşanacak hepimiz göreceğiz.