
Dönemin Türk Başbakanı Tansu Çiller ile sıkı ilişkileri olan Helmut Kohl Hükümeti, 26 Kasım 1993'te Almanya'da yaşayan Kürtlerin siyasi çalışmalarını engelleyen, Kürt özgürlük mücadelesini uluslararası alanda zorlayacak bir karar aldı. "Dış politikadaki ilgilerimiz, Türkiye ile ilişkiler ve NATO üyeliği" gerekçesiyle Kohl Hükümeti çıkarttığı genelgeyle PKK'yi yasaklarken onlarca Kürt derneğinin de kapısına kilit vurulmuştu. Kürt hareketine karşı dünya çapında alınan ilk olma niteliği de taşıyan bu karar, aslında 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası ABD'nin baskısıyla Avrupa Birliği'nin çıkarttığı 'terörist örgütler listesi'ne de esin kaynağı oldu. Avrupa Komisyonu, 2 Mayıs 2002'de ilan ettiği listeye PKK'yi almıştı. Ancak Alman hükümeti daha sonraki yıllarda yasaklamalar ve çıkarttığı tutuklama kararlarında hep AB'nin bu listesini de öne sürecekti.
2013 yılının ilk aylarında Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da başlayan Kürt sorunun çözüm süreci ve Öcalan'ın Newroz'da yaptığı çağrının ardından Almanya'nın PKK yasağı ile AB'nin listesi yeniden gündeme geldi. 17 Nisan Çarşamba günü Avrupa Parlamentosu'nda basın toplantısı düzenleyen DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, Avrupa Birliği'nden Kürt hareketinin 'terörist örgütler listesi'nden çıkarmasını istedi. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ise hafta başında Berlin'de yaptığı temaslarda Almanya'nın PKK'ye olan bakışını değiştirmesini ve 20 yıllık yasağın kalkması gerektiğini ifade etmişti.
Sürece rağmen
Avrupa'da Kürt siyasetçilerinin diplomasi trafiğinin arttığı bir dönemde Almanya İçişleri Bakanlığı, Sol Parti'nin PKK yasağına ilişkin Federal Meclis'e verdiği soru önergesini yanıtladı. Parlamenter Ulla Jelpke'nin öncülüğünde verilen önergede; hükümete PKK yasağının neden sürdüğünün yanısıra, geçen 20 yıl içindeki yasak istatistiklerinin açıklanması istenerek, Kürt sorunun çözümü konusunda Almanya'nın rolü sorulmuştu. Bakanlık 11 Nisan tarihinde verdiği ve bugün ANF'ye ulaşan yanıtta 1993'deki 6 bin 900 PKK'li sayısının 2013'te 13 bine çıktığını belirterek, yasağın süreceğini bildirdi.
Argüman değişti
20 yıl önce PKK yasağını dış politika ile gerekçelendiren bakanlığın, bu kez farklı bir argümanı öne sürmesi dikkat çekti. Sol Parti'nin "PKK yasağının kalkması ve Kürt organizasyonlara vurulan terörist damgasından vazgeçilmesi barış sürecini desteklemez mi?" şeklindeki sorusuna İçişleri Bakanlığı şu yanıtı verdi: "Alman hükümeti Türk hükümetiyle yaptığı görüşmelerde Türk-Kürt çatışmasının barışçıl yollarla sona ermesi konusunu sıkça dile getiriyor. Ancak 1993'ten bu yana süren PKK yasağı, Türk Hükümeti'nin 2012 yılının sonundan itibaren PKK ile yapmaya başladığı görüşmelerden bağımsız olarak ele alınmalı. PKK yasağı, iç güvenlik için sürecektir."
Bakanlığın çifte standartı
Bakanlığın "iç güvenliği tehdit ediyor" dediği ve "şiddet eylemleri" olarak nitelendirdiği son yıllardaki gösterilerin sadece Almanya çapında yapılan, bir tek kişinin bile burnunun kanamadığı işgal eylemlerinin olması dikkat çekti. 20 yılda 57 Kürt kurum ve organizasyonun yasaklandığını bildiren bakanlığın verdiği yasakların bilançosu ise tek taraflı.
21 Mart 1994 günü, yasakla birlikte Almanya'nın Newroz kutlamalarına izin vermemesi üzerine Mannheim'de bedenlerini ateşe veren Kürt kadın aktivistlerinden Nilgün Yıldırım (Berîvan) ve Bedriye Taş (Ronahî)'ye dikkat çeken bakanlık Alman polisinin aynı yıl Hannover'de öldürdüğü 16 yaşındaki Kürt genci Halim Dener'i istatistiklerine almadı. Ayrıca bakanlık, 1995'te Berlin'de açlık grevi eyleminde hayatını kaybeden Gülnaz Baghistani ile 17 Şubat 1999'da Berlin'deki İsrail konsolosluğu eyleminde katledilen 4 Kürdü de unuttu.
Jelpk: Sürece tabii olmalıyız
Bakanlık, Sol Parti'nin sorularına baştan savma yanıtlar verirken, soru önerisini hazırlayan Federal Meclis üyesi Ulla Jelpke hükümetin tavrını sert şekilde eleştirdi. Yasağa rağmen ülkedeki PKK'li sayısının ikiye katlandığını ve yasağın anlamsız şekilde sürdüğüne dikkat çeken Sol Partili Jelpke "PKK yasağı Türkiye'deki barış sürecini etkiliyor" dedi. Almanya'da yaşayan Kürtlerin polis ve adli takip korkusu yaşamadan PKK ve Türk Hükümeti arasında başlayan çözüm sürecine tabii olmak istediklerini belirten Jelpke, Angela Merkel hükümetine şu çağrı yaptı: "Öcalan'ın çağrısı ve PKK'nin ateşkes ilanının ardından Almanya'daki PKK yasağı artık kaldırılmalı. Türk hükümetinin PKK lideriyle görüşmeler yaptığı sırada Almanya'da yaşayan Kürtler Öcalan fotoğrafı taşıdıkları için artık cezalandırılmamalı. Alman hükümeti Kürt sorununda esen barış ve çözüm rüzgarı konusunda yeterli düzeyde bilgi sahibi olmalı."
Kürt fobisi sürüyor
PKK yasağına ilişkin ısrarın yanı sıra Alman hükümeti, Kürtlerin geçtiğimiz yıl gündeme getirdiği "Kürt kimliği tanınsın" kampanyasındaki taleplere de duyarsız kalmıştı. Toplanan 60 bin imzanın ardından 15 Ekim 2012 günü Almanya'da yaşayan Kürtlerin 12 talebini dinleyen Federal Meclis Dilekçe Komisyonu üyelerine İçişleri Bakanlığı'nın Kasım 2012'de genelge göndererek reddettiği ortaya çıkmıştı.
PERWER YAŞ / ANF/BERLİN