Almanya Gündemi
Yurtdışı seçmenleri için birçok ülkede oy verme işlemi 8 Mayıs itibarı ile başladı. Bu vesile ile birçok kişi de ilk defa oy kullandı/kullanacak. Oy kullanma işlemleri devam ederken hafta sonu Almanya, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı ağırladı. Erdoğan seçim arifesinde seçmenlerine seslenmek ve oy istemek amacıyla (Bir Cumhurbaşkanı’nın seçimlerle ne işi olabilir diyebilirsiniz, haklısınız) hafta sonu Almanya’nın Karlsruhe şehrindeydi. DM Arena'da konuşan Erdoğan iktidara geldiğinden bu yana başucu dörtlemesini tekrar etti: "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet". Bu dörtleme zaten Erdoğan’ın ha bire ağzına doladığı ülkülerden biri. Gelecekteki projeleri de bu dörtleme içerisinde kodlanmış durumda. Erdoğan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla da yüksek performansından bir şey kaybetmedi. Konuşmasında hedefte HDP ve HDP’yi destekleme kararı alan Aleviler vardı.
İlk olarak 1995 yılında Belediye Başkanı olarak geldiği Almanya’da bir söyleşide aynı söylemi dile getiren Erdoğan, Aleviliği şöyle bir dar kalıba indirgiyor: "Eğer Alevilik, Hazreti Ali’yi sevmekse, benden daha Alevisi olamaz."
Geçen sene de, Alman Cumhurbaşkanı Gauck’un Alevileri destekleyen söylemlerine kızarak bambaşka bir kavram ortaya atmıştı: ’Alisiz Alevilik’. Bu söylemin muhatabı ise Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu idi. Erdoğan bu kez bir adım daha ileri giderek, "Avrupa’da ‘Alisiz Alevilik’ diye bir şeyler çıktı ya şimdi bu Alisiz Alevilerin içerisinden bir tanesini de aday yaptılar, milletvekili adayı. Kardeşlerim, uyanık olmaya mecburuz" söylemlerini kullandı. Hatta biraz daha ileri giderek‚ "Alevilik bir dinse, orada Tayyip Erdoğan yok" sözlerini sarf etti. Bir kere sayın Erdoğan; senin yaptıkların Alevi inancının felsefesi ile örtüşmediği için sen zaten orada yoksun. Ayrıca Alevilik sadece Ali’yi sevmek değildir. Semavi bir din olan İslam inancı ile etkileşimi olmakla beraber, kendine özgü tarafları vardır. Alevilikte Ali kültüne atfedilen anlam ise sadece Hz Ali ile açıklanamaz.
Aleviliği reddeden, fakat usul olarak İslam sınırları içerisinde görmek isteyen Erdoğan, hala Alevilerin ibadet alanı olan Cemevi’ne cümbüş evi demeyi sürdürürken nasıl bir inandırıcılığı olabilir. Tekçi bir sistem yaratmak hevesinde olan Erdoğan’ın fikri ve zikri CHP’li Ankara Valisi Nevzat Tandoğan'ın, "Milliyetçilik lazımsa, bunu biz yaparız, Komünizm gerekirse, onu da biz getiririz" anlayışından zerre kadar farklı değildir. Alevi’de, Kürt’te, mazlumda, mağdurda, zenginde, fakirde, işçi, emekçi, köylü de Erdoğan’dır. O gerekli her şeyin bilincindedir. Erdoğan gerekli görürse bir sorun çözülür, gerekli görmezse o sorun, zaten sorun bile değildir.
Bu yılki seçimlere bu yaklaşımın getirecekleri açısından çok ciddi yaklaşmak gerekiyor.
Şimdi Almanya’daki oy verme işlemlerine geri dönecek olursak. Geçen sene cumhurbaşkanlığı seçimlerinden farklı olarak, bu sene sandıklara daha fazla ilgi var, fakat katılım seçmen sayısı düşünüldüğünde genel itibarı ile cılız. Almanya’da oy kullanma işlemi 13 merkezde yürütülüyor ve bu merkezlere kayıtlı bir milyon 408 bin 550 seçmen bulunuyor. Ben de oyumu Köln Başkonsolosluğunda kullandım. İlk günler olması açısından, sürgün yaşamı boyunca oy kullanamayan ve bu vesile ile ilk defa kullananların yüksek heyecanları dışında sakin bir seçim atmosferi var.
AABK Genel Başkanı Turgut Öker de Cumartesi günü AABF Genel Merkezi’nden konvoy eşliğinde gelip oyunu Köln’de kullandı. Maalesef o gün sandıklara ilgi yine oldukça cılızdı. Bu seçim, Türkiye’de demokrasiden yana bütün topluluklar gibi, Aleviler açısından da oldukça önemli. Aleviler kavram kargaşası ile harcadıkları enerjiyi sandıklara harcadıklarında önemli bir mesafe katedilir düşüncesindeyim. Ayrıca Avrupa’da Alevi kurumlarının da var olan oylarla yetinmek yerine seçmenleri oy verme merkezlerine bizzat yönlendirmesi gerekiyor. Zira yurtdışındaki oylar barajları yıkmak açısından kilit bir rol oynayacak.