Dikkat edin Almanya’daki PKK’nin faaliyet yasağı, Kürdistan’da savaşın şiddetlendiği, devletin binlerce Kürt köyünü yaktığı, milyonlarcasını sürgüne gönderdiği, yüz binlercesinin polis ve asker zoru altında olduğu bir döneme denk geliyor. 1990’larda Türk devleti PKK’nin direnişi karşısında köşeye sıkışmış ve büyük bir sıkıntı yaşamaktaydı. Buna rağmen PKK, Türkiye’yi siyasal çözüme zorlamaya çalışıyordu. İşte tam bu dönemde Almanya PKK’yi resmi yasaklı ilan ediyordu. PKK’nin direkt Alman devletini hedefleyen bir eylemi, buna ilişkin bir planı olmadı. PKK’nin Almanya ile ilişkisi ise ekonomik ve siyasal nedenlerle Almanya’ya göç eden Kürtler ve Türkiyeli muhalifleri örgütlemenin dışında bir ilişki değildi. Ama Almanya’nın Kürtlerle ve Kürdistan’ı işgal geden Türkiye, İran, Irak, Suriye devleti ile ekonomik ve siyasal ilişkileri vardı. Bu ilişkiler ise Almanya için stratejikti. PKK ise bu mücadelesi ile bu dört devleti Kürdistan üzerinde zayıf kılıyordu. Bu da Alman devletinin işine gelmiyor.
Çünkü, Almanya İran ile görünürde uluslararası egemen siyasetin tarafında olmuş gibi görünse de İran ile derin ekonomik ilişkileri var. Görünürdeki siyasi krizler nedeniyle uluslar arası müttefikleriyle İran’a karşı gibi görünen Almanya ekonomi söz konusu olunca durum farklı oluyor. 50 büyük Alman firması İran’la stratejik alanda iş tutuyor. Binlerce firmanın da temsilciliği var. Milyarlarca dolarlık da ihracat hacmi. Suriye’deki kaostan önce Şam’da Almanya-Suriye İş Konseyi kurulacak kadar samimiyet içeren bir durum söz konusuydu. Almanya-Irak ilişkileri ise Saddam döneminde altın çağını yaşıyordu. Körfez savaşları bu ilişkiyi biraz bozsa da Almanya Irak ile ilişkilerini her koşulla göre iyi yapma peşinde. Öyle de yapıyor.
Almanya Türkiye ilişkilerini ise hatırlatmaya bile gerek yok. Osmanlı’dan bu yana Türkiye Almanya ile siyasi-ekonomik ve diplomatik ilişkilerini stratejik ölçekte tutuyor. Türkiyeli göçmen nüfusun Almanya’daki siyasi ve ekonomik gücü de bu ilişkilere dahil olunca Almanya’nın Türkiye politikasını daha iyi anlayabiliriz. Ayrıca Almanya-Türkiye ilişkilerini NATO bağlamında düşündüğümüzde Türk devlet politikasının Almanya ile örtüşmesini daha rahat ele alabiliriz.
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo şu: Almanya’nın stratejik ekonomik ve siyasi ilişki tuttuğu Türkiye, İran, Irak ve Suriye ile PKK’nin Kürtlerin özgürlük sorunu bağlamında bir çelişkisi var. PKK ya da PKK’nin etkilediği örgütlerin bu dört rejim ile mücadele içinde oldukları da bir gerçek. Almanya’nın PKK’ye karşı politika oluşturmasında Alman devletinin kendi ekonomik çıkarları belirleyicidir. Ancak PKK yasağının oluşturmasında Almanya-Türkiye resmi ittifakının NATO zemini daha da belirgindir. PKK, Alman devletinin bütün hile ve istihbarat oyunlarına rağmen kendi bağımsız duruşunu sürdürdüğü için Alman devletinin “ulusal çıkarları”na uymamaktadır.
Ayrıca son 20 yıllık gelişmeler gösteriyor ki Alman devleti, PKK öncülüklü Kürt Özgürlük Mücadelesi hakkında yeniden düşünmek zorundadır. Çünkü PKK giderek daha da güçlenen, PKK çizgisinin Kürdistan’ın dört parçasında büyük gelişmeler yarattığı ve yaratacağı kesindir.
PKK artık bölgesel ve küresel siyasette temel bir aktör, gelişmeleri belirleyen bir dinamiktir. Siyasal, toplumsal ve ekonomik etkisi giderek güçleniyor. Kuzey Kürdistan’da yerel yönetimlerle, Rojava’da devrimsel gelişme, İran’da büyük bir değişim gücü, Irak’ta temel etkileri olan bir hareket gerçekliği söz konusu. Dolayısıyla Almanya’nın iş tuttuğu egemen siyasetler geriliyor, PKK ise giderek gelişiyor. Bu gelişme Almanya ve Avrupa’nın tümünde yaşayan Kürtler, Türkler, Araplar ve Farsları da etkileyecek. PKK dört rejimle mücadele ederken o ülkelerin halkları ile doğru bir kardeşlik hukuku oluşturuyor. İşte bu kardeşlik hukuku, Almanya gibi çıkar peşinde olan devletlerin de oyunlarını bozacak bir niteliktedir. Ve 20 yıldır ezbere uygulanan PKK yasağının da anlamsız olduğunu zaman bize gayet net ve güzel bir şekilde göstermektedir.
Almanya’daki PKK yasağının gerçeği
PKK, Almanya’da 1993’ten beri resmen yasaklı. PKK, Kürdistan’ın özgürlüğü için mücadele eden bir örgüt. Ama Almanya PKK’yi kendi ulusal çıkarları ve güvenliği için “tehlikeli” görüyor. Basit bir akıl yürütme ile “gelişmiş Avrupa demokrasisinin seçkin örneği” olmaktan gurur duyan bu Avrupa ülkesinin normalde bir halkın özgürlüğü için mücadele eden bir örgütü “tehlikeli” görmemesi gerekiyor. Ama Almanya, PKK’yi demokrasi değerleri ile ele almıyor, Kürdistanı sömürgeleştiren İran, Türkiye, Suriye ve Irak ile olan siyasal ve ekonomik ilişkilerine göre ele alıyor. Almanya, PKK yasağı kararında ise Türk devletinin –hem de 1990’lardaki kirli savaş konsepti- resmi politikalarının paralelinde ele alıyor.