Keupstrasse Almanya’nın Köln kentinde bulunan ve içinde neredeyse sadece Kürt ve Türk esnaflardan oluşan dükkanların bulunduğu bir caddenin ismidir. Öyle ki dükkanların ismi genelde Türkçe olan, Almanya’nın göbeğinde, Türkiye’de hareketli bir şehrin caddesini andıran görünümü ile birçok yabancının uğrak yeri olan bir cadde. Bu durum haliyle birçok Alman’ı rahatsız ediyor, bazısına ise Almanya’da böyle bir caddenin varlığı anlamsız geliyor. Kimisi ise gayet zevkle, farklı ülkelerin yemeğini tatmak adına, -burada çok sayıda restaurant bulunuyor- haftasonları Keupstrasse’ye uğrayarak, bu mutfağın tadını çıkarıyor. Bu işin sosyolojik boyutu, belki başka bir yazıda buna daha geniş yer veririm, fakat bu yazımızın konusu, birazda bu halinden dolayı Keupstrasse’de geçmiş yıllarda yaşanan trajik saldırı. Zira 2011 yılına kadar failleri yılan hikayesine dönmüş, bu saldırıyı isterseniz biraz hatırlayalım:
2004 yılının Haziran ayında, Keupstrasse’ye bombalı bir saldırı düzenlendi. Bir bisikletler üzerinden, uzaktan kumanda ile patlatılan çivili bomba, 22 kişinin yaralanmasına neden oldu. Yüzlerce metre öteye savrulan çiviler, çevredeki dükkanlarda da hasarlar yarattı. İnsanlar ölümden şans eseri kurtuldu. Bombalı saldırıdan ziyade, saldırının hemen akabinde yaşanan yılan hikayesi, olayları daha bir travmatik hale getirdi. Çünkü; patlamanın ırkçı bir saldırı olma ihtimali hiçbir zaman kabul edilmezken, dönemin İçişleri Bakanı Otto Schily olaydan saatler sonra, olayın arkasında hiçbir ırkçı terör saldırısı ihtimali olmadığı açıklamasını yaptı. Daha sonra olay PKK’nin sırtına bindirilmeye çalışıldı.
Olayın ırkçı bir saldırı olma ihtimalini ekarte etmek amacıyla, Keupstrasse’de sosyolojik tahminler yürüten resmi makamlar, mafya ihtimali üzerinde de yoğun bir şekilde kafa yordu. Çünkü Kürtler, Türkler, Arnavut, Sırp ve Bosnalılar’ın bulunduğu Keupstrasse’nin arka yüzünde kumar, gasp, uyuşturucu gibi uğraşılar ile Kürtler ile Türkler arasındaki sürtüşmelerin yoğun olduğu bir yerde, ırkçı terörist bir saldırının varlığından söz etmek ilk etapta zordu. O bombanın savurduğu çiviler paslanarak daha çok tahribat yarattı.
Aradan geçen 7 yılın ardından, Keupstrasse sakinleri üzerinde yoğunlaşan istihbarat, 2011 yılında Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütünün keşfiyle birlikte, Keupstrasse’daki çıkmazı çözebildi, at gözlüğünü çıkarmak zorunda kaldı.
NSU davasının seyrine ve çıkmazlığına baktığımızda, aslında bombalı saldırı faillerinin arandığı yanlış adres, öyle çok şaşırılacak bir durum gibi gelmiyor. Zira 2000 ila 2006 yılları arasında öldürülen 9 kişinin ölümü ile ilgili uzun yıllar yine çıkmaza düşülmüştü. Keupstrasse’deki saldırının adresi net olarak gösterilirken, olabildiğince ırkçı saldırı ihtimalinden uzak kalmak tercih edildi.
İşte aradan geçen on yılın ardından, bu yıl büyük bir organizasyonla bir anma etkinliği yapıldı. Mottosu ‘Birlikte’ olan etkinlik, 3 gün boyunca ırkçılığa karşı on binlerce insanı ağırladı. Sadece anma ile sınırlı kalmayan etkinliklerde, söyleşi ve müzikte yer aldı. Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck da, etkinliğin temel günü olan Pazartesi günkü anmalara katılarak, orada bulunan esnaflarla ve mağdurlarla sohbet etti. Gauck’un anmada yaptığı konuşmalar, yabancılar için son derece dikkatle seçilmiş cümlelerdi.
Aşırı sağcı bir grubun bu kadar zaman tanınmadan kalmasına inanmak istemediğini dile getiren Gauck, bu gibi saldırıları, Almanya’nın sahip olduğu değerler; farklılıkların birlikteliği ve açık özgür bir toplum yapısını bozmaya yönelik yapılmış saldırılar olarak değerlendirdi. ‘Bizler farklıyız ama birbirimize aidiz’ diyen Gauck mağdurlara yalnız olmadıkları mesajını verdi. Almanya Federal Adalet Bakanı Heiko Maas ise etkinlikler çerçevesinde yapılan bir söyleşide, Güvenlik Kurumunun büyük açıklarından dolayı şikayet etti. ‘Alman devleti yıllarca masum vatandaşları koruyamadığı için utanıyorum’ diyen Maas saldırının kurbanlarını kriminalize edildiğini ve bunun anlaşılmaz olduğunu vurguladı. Buna yönelik büyük hataların yapıldığını söyledi. ‘Utanıyorum’ sözü birçok gazetede başlık olarak tercih edildi.
Yapılan ırkçı saldırıların gündemleşebilmesi için, bu tarz büyük etkinliklerin yapılması her açıdan olumlu. Siyasetçilerinde bu çerçevede, geçmiş hatalarından dolayı özeleştiri vermesi/verebilmesi olayların doğru noktada tartışılması ve çözüm arayışı konusunda da önemli bir adım.
Fakat şöyle bir dezavantaj var; konuşmaların ve atılan adımların sadece sembolik olarak kalması, anma günleri geldiğinde olay yerlerine çiçek bırakma etkinliğinden öte gitmeyecek. İstatistiklere baktığımızda, ırkçı saldırıların skalası her geçen yıl daha da yükseliyor. Irkçı saldırıların önüne geçilecek düzenlemelerin yaşama aktarılmaması tehlikelerin hala kapıda olduğunu gösterir.
Almanya’nın paslı çivisi: Keupstrasse
Almanya Gündemi