Almanya’nın PKK tavrı küstahça

Dosya Haberleri —

3 Temmuz 2022 Pazar - 20:00

Tarihçi Nick Brauns ve Azadî Derneği’nden Arno Jermaine Laffin Anayasa Koruma Dairesi’nin 2021 raporunu gazetemize değerlendirdi:

  • Aynı oyun oynanıyor. Geçmiş yıllardaki rapor kopyalanıp yapıştırılmış. PKK’nin Almanya için tehlikeli görülmesi küstahçadır. Yasak Kürtleri PKK’den uzaklaştıramamıştır. Açıkçası yasağın halen var olması sadece Ankara’yı kızdırmamak için. 
  • Merkel ve Scholz hükümeti arasında fark yok. Neredeyse Almanya-Türkiye politikası 150 yıldır değişmedi. Ekonomik ve politik çıkarlar üzerinden hüküm süren Alman-Türk birliği sınıfları yüz yıllar öncesinden Ermenileri, bugün ise Kürtleri hedef alıyor. 
  • Korkarım ki Erdoğan ve MHP yandaşları seçimler öncesinde yine ajanlarını ve Bozkurtları harekete geçirecek. Saldırı ve izlemeler artacak. Anayasa Koruma Dairesi bu konuda uyarıyor. Fakat önemli olan Almanya bu konuda gereken adımı atacak mı? Örneğin; Türk istihbaratı ajanlarını sınır dışı edecek mi?

 

BERDAN DOĞAN/FRANKFURT

Almanya’da 29 yıldır devam eden PKK yasağının kaldırılması talebiyle 11 Mayıs’ta İçişleri Bakanlığı’na başvuru yapılarak, Kürtlerin kriminalize edilmesi, Kürt siyasetçi ve aktivistlerin yargılanması, Kürt Özgürlük Hareketi’nin sembol ve bayraklarının yasaklanmasına son verilmesi istendi. Şimdiye kadar Bakanlık tarafından avukatların başvurusuna verilmiş resmi bir yanıt yok. Ancak Bakanlık, başvuruyla ilgili meclise taşınan bir önergeye verdiği yanıtta PKK’nin ’terör örgütü’ olduğunu savunarak, yasağın kaldırılmasının ise söz konusu olmadığını belirtti. Bakanlığın yasaktaki ısrarını, Haziran ayı başında açıklanan Anayasa Koruma Dairesi’nin (BfV) 2021 yılı raporunda da görmek mümkün. 

Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt kurumlarının hedef alındığı raporda, her türlü sosyal, siyasal, kültürel çalışma kriminalize ediliyor. ‘Şiddetin PKK ideolojisinde stratejik bir seçenek olduğu’, ‘uluslararası bir terör örgütü olduğu’ ileri sürülen raporda, Almanya’daki şiddet olaylarının arttığı ve PKK’nin Almanya demokrasisini ‘tehdit ettiği’ savunuldu. Ancak kimi eylemlerde yaşanan olayların, polisin “yasaklı sembol ve sloganları” gerekçe göstererek gerçekleştirdiği provokasyonlar sonucu yaşandığı görmezden gelindi. Bu yılki raporda Kürtler ve Alman sol gruplar arasındaki dayanışma ve ortaklaşma ile PKK yasağına karşı verilen mücadeleden duyulan rahatsızlık dikkat çekerken, Türkiye’de seçim öncesinde olası ihtilaf ve gerilimin Almanya’ya taşınmasından duyulan endişe de göze çarpıyor. 

2021 BfV raporunu Junge Welt gazetesi İç Politika Editörü Nick Brauns ile konuştuk. 

Anayasa Korumu Örgütü’nün 2021 yılı raporunda PKK ve Kürtlere ilişkin 8 sayfalık bir bölüm ayrılmış. İlk olarak söz konusu bölüme ilişkin değerlendirmenizi sormak istiyoruz?

Her zaman olduğu gibi aynı oyun oynanmış. Yani geçmiş yıllardaki raporlardan kopyalanıp yapıştırılmış. Anayasa Koruma Örgütü gerçekten PKK’nin ideolojisini analiz etseydi, Abdullah Öcalan’ın şiddeti eleştirdiğini bilirdi. Fakat şu da bilinmeli ki saldırıya uğrayan her toplumun kendisini savunması en doğal hakkıdır. Ortadoğu gibi bir yerde bu tabi ki silah ile mümkündür. Ama Almanya gibi bir yerde demokratik haklarını kullanarak bunu yapıyor. Yani herhangi bir şiddet kullanmıyor. Anayasa Koruma Örgütü, PKK ile bağlantılı ceza vakalarını işaret ediyorsa; bunlar "PKK yasağı var" diye verilen cezalardır. Yani PKK yasağı kalkarsa bu durum da ortadan kalkar. 

Raporda asıl küstahça olan yan ise PKK’nin Türkiye ve Kürdistan’ın dört parçasında şiddet eylemlerine başvurduğu gerekçesiyle tehlikeli olarak kabul edilmesi, Almanya için de tehlikeli olarak görülmesi. Güney Kürdistan’da ve Rojava’da şiddet kimler tarafından uygulanmaktadır? Oraya yasa dışı giriş yapan, zehirli gaz kullanan ve paralı DAİŞ milislerinin o ülkeyi işgal etmesini sağlayan, NATO ortağı Türkiye tarafından bu şiddet uygulanmaktadır.  

 Her şeye rağmen PKK yasağıyla istenilen hedefe ulaşılamamıştır. Anayasa Koruma Örgütü’nün açıklamalarına göre PKK geçen yıl Almanya’da bağış toplamada rekor bir sonucuna ulaşmış. Aynı zamanda PKK üyelerinin sayısı da aynı kalmış. Yani bu yasak Kürtlerin PKK’den uzaklaşmalarını sağlayamamış. Açıkça görülmektedir ki yasağının halen var olması sadece Ankara’yı kızdırmamak içindir. 

Rapordan yola çıkarak geçmiş Merkel hükümeti ile günümüz Scholz hükümetinin PKK ve Kürtlere yaklaşımında herhangi bir farklılık görüyor musunuz?

Bugüne kadar herhangi bir fark göremedim. Bu şaşırtıcı değil. Çünkü Kürtler üzerinden sürdürülen politikanın ortaya çıktığı Alman-Türkiye politikası neredeyse 150 yıldır değişmedi. İster imparatorluk, ister Hitler dönemi, ister Federal Almanya Cumhuriyeti, ister CDU ya da SPD ile yönetilen hükümetler olsun, Almanya-Türkiye politikası hiçbir zaman değişmedi. Ekonomik ve politik çıkarlar üzerinden hüküm süren Alman-Türk birliği sınıfları yüz yıllar öncesinden Ermenileri, bugün ise Kürtleri hedef alıyor. 

 Özellikle Rojava’yla birlikte PKK’yle enternasyonalist dayanışma da büyüdü. Raporda bundan duyulan rahatsızlık da dikkat çekiyor. Bunun arka planında ne yatıyor sizce?

Kürt Hareketi ne kadar izole edilirse, iktidarlar tarafından da o kadar kriminalize edilebiliyor. Fakat ne kadar dayanışma ve destek varsa, hedefleri kamuoyu tarafından biliniyorsa, bir Özgürlük Hareketi’ni ‘kriminal ve terörist’ olarak damgalamak o kadar zor oluyor. Tabi özellikle Rojava Devrimi, Almanya solu için ve dünya genelinde önemli bir hareketlenme yarattı. Ülkemizde de özellikle genç solcu aktivistler Rojava Devrimi’nden cesaret alarak, Kürt Hareketi’nden öğrenerek kendi mücadeleleri için yeni yöntemler belirleyebiliyorlar. Bu tabi ki devletin hoşuna gitmiyor.  

   

Nick Brauns

Raporda Türk ırkçı kesimlere, örgütlülüklerine de yer verilmiş ancak Almanya’da bir dönem ciddi tartışma konusu olan Bozkurtların yasaklanmasına dair herhangi bir yorum yok. Almanya’nın yükselen sağa karşı tavırsızlığı neden?

Kasım 2020’de Almanya Federal Meclisi, Bozkurtların (Ülkücü Hareketi) yasaklanmasını gündeme almaya karar vermişti. Fakat o dönem hiçbir şey yapılmadı. Tahminen, Türkiye için yapılmadı. Federal Meclisteki soru önergesi Ankara’ya doğru bir uyarı atışı gibi algılanabilinir. Uyarı ise Ankara’nın daha fazla Almanya iç siyasetine karışmaması için yapıldı. Anayasa Koruma Örgütü raporunun aktarıldığı basın konferansında SPD’li Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser’e gazeteciler Bozkurtların yasaklanmalarına ilişkin sorular sordu. Bakan Faeser, Alman hükümetinin Ülkücüler Hareketi olarak adlandırdırdığı Bozkurtların Anayasa Koruma Örgütü raporuna göre gözetim ve takip altında tutulduğunu vurguladı.

Benim anladığım kadarı ile yeni bir yasağın hazırlığı içindeler. Yani Kürt Hareketine ve komünist gruplara karşı uygulanan sert müdahaleyi meşru kılmak için aynı zamanda Türkiyeli faşist çevrelere karşı da harekete geçilmesi gerektiğini ifade etmiş oldu.  Fakat böylesi bir yasağın tümden Bozkurt hareketine ve en büyük çatı birliği olan Almanya Türk Federasyonu’na karşı uygulanabilineceğine inanmıyorum. Bunun yerine sadece aşırı radikal görünen fakat aslen fazla etkisi ve yetkisi olmayan Türk-faşist kurumlar yasaklanacaklardır. Geçmişte Osmanen Germania’ya karşı uygulandığı gibi. 

Öte yandan Türkiye’deki seçim sonuçlarının da Almanya içeresinde etki yaratacağı açıklanıyor. Bu uyarıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de önemli seçimlerin veya referandumlarının yaşanacağı her dönemde Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları oy hakları nedeniyle korkutulmuştur. Erdoğan diasporası insanların gözünü korkutma yöntemlerine başvurmuştur. Korkarım ki Erdoğan ve MHP yandaşları seçimler öncesinde yine ajanlarını ve Bozkurtları harekete geçirecek. Saldırı ve suikast tehlikesi, Erdoğan karşıtlarına karşı saldırılar ve sürgünde olan muhaliflerin ajanlar tarafından Almanya’da gözetlenmeleri ve takibe alınmaları yine artacaktır. Bu konudaki Anayasa Koruma Dairesi’nin uyarısı bir kez de olsa çok gerçekçidir. Fakat kendime şunu soruyorum: Alman devleti böylesi aydınlatmaya yönelik gereken adımları atacak mı? Örneğin; Türk istihbaratı ajanlarını sınır dışı edecek mi?   

 Raporda ayrıca Kürt gençlik gruplarının hedef alındığı ve örneğin Devrimci Gençlik Hareketi’nin (TCŞ) kriminalize edildiği görülüyor. Böylesi bir kriminalizasyonu ve damgalamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?  

Kürt gençliği Kürt toplumumun dinamik gücüdür ve TCŞ Kürt Özgürlük Hareketi içerisinde özellikle devrimci ve militan bir duruş sergileyen bir birliktir. Kriminalize edilerek gözleri korkutulmaya çalışılıyor. Fakat gençlerin bu şekilde baskı ve gözetim yaşamaları onların daha büyük bir kararlılık ile devam etmelerini sağlıyor.   

 * * * 

Azadî Derneği: Kürt düşmanlığı yeniden üretiliyor 

Almanya’da yaşayan Kürt siyasetçi ve aktivistler için hukuk danışmanlığı yapan Azadî Derneği’yle de BfV’nin 2021 raporunu konuştuk. 2015 yılından itibaren BfV raporunda “yabancı aşırılık” bölümünde yer alan Azadî Derneği, 2021 raporunda ise PKK’ye ilişkin bölümde "tutuklular için yardım" alt başlığında yer alıyor. Ve tutukluların, "örgüte bağlılıklarının devam edebilmesi için" Azadî tarafından desteklendiği belirtiliyor. 

"Bu tipik bir gizli servis yorumu" diyen Azadî Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Arno Jermaine Laffin 2021 BfV raporunun PKK ve Kürt Hareketi’ne yaklaşım konusunda önceki raporların da gerisinde kaldığını belirterek "Bu raporla yıllardır inşa edilen Kürt düşmanlığı imajı yeniden üretiliyor" dedi.