Türkiye’den, dünyanın birçok ülkesinden insan bizle birlikte toprak karıp, taşıyıp içine emeğini katmıştı. Sanırım 250 bin Euroya inşa edilmiş aynı bahçedeki ekolojik! Güneş Evi’nin diğer köşesindeydi. Galiba bir belediye biraz toprak taşımıştı ve sonra parmaklık yapmışlardı binbir rica ile. Kolektif olarak, kolektifler için yani kooperatifler ve komünler için inşa edilmiş bu kerpiç-alker bina yaklaşık 4 yıl tamamen eksik ve bakımsız bırakıldı. Üvey evlat gibiydi Sümerpark’ın köşesinde. Bir ara biraz para harcanarak, mümkün olduğunca beton binaya benzetilmeye çalışıldı. Sürekli boş kaldı. Kooperatif ve Komünler için bir satış merkezi olması engellendi. Yok kimse buna karşı bir fikir söyleyemezdi. Çünkü bütün unsurlarıyla ‘Ekoloji demokrasi’nin bir örneğiydi ama lanet olası iktidarcı ‘Kafkacı bürokrasi’ içinde bugün, yarın diye 4 yıl oyalandı durdu.
Şimdi duydum, ‘Madde bağımlıların yerine dönüşmüş diye yıkılmış’. Soruyorum; mesela neden ‘Güneş Evi’ madde bağımlıların yerine dönüşmedi? 250 bin Euro harcandığı için mi? Yoksa Sümerpark zabıtaları, güvenlikçileri ona dokunmasına fırsat vermedikleri için mi? Yoksa ‘Güneş Evi’nde sürekli çalışan, maaşlı bir ya da iki kişinin olması nedeniyle mi? Yoksa biz de mi kolektif olarak inşa ettiğimiz yer için mutlaka 250 bin Euro harcamalıydık yeterince değer verilmesi ve yıkılmaması için? Biz neredeyse bedavaya inşa ettik diye suçlu muyuz?
Orada çalışanların, kürek sallayan, toprak taşıyanların, mesela MSF sırasında bu çalışmaya da katılan El Salvador gerilla komutanı Roberto Canas’ın, İngiltere’den, Almanya’dan, Norveç’ten, Filistin’den arkadaşların, devrimcilerin, sosyalistlerin, anarşistlerin ya da mesela daha sonra ‘Yeldeğirmeni Don Kişot’ işgal evini kuranların, işgal edenlerin ve en önemlisi Viranşehirli ev yapıcıların ve her şeyden öte bütün bu insanları bir araya getiren özgürlük hareketinin parasal değeri olamayacağı için mi? Bu bina 4 yıl boş kaldıysa bunun sorumlusu bu çalışanlar değildir mutlaka. Her şey bir yana madem ‘madde bağımlıların mekanı’ halini almış, o zaman orayı ‘madde bağımlıların’ kurtulabilmesi için bir mekan haline getirseydiniz.
Viranşehir’e gelelim. Sondan başlayım şu anda 6 aile 140 metrekare çok güzel evinde yaşıyor. Hangi belediye yaklaşık 40-50 evsiz-yoksul kişiye barınma hakkını sağladı? Bu soru bile yeterlidir Viranşehir’in ‘başarılı’ olduğuna. Burayı bir belediye de yapmadı. Evsizler kendileri inşa ettiler. Biz 36 ev yapmak istiyorduk çıkmak zorunda kalan ailelerin yerine yenisini almadık, çünkü ikinci bir etapa başlayarak bütün tartışmaları birlikte yaşamalarını istiyorduk. Biz, sadece ev değil kolektif demokrasi biçimi inşa etmeye çalışıyorduk.
İkinci etaba başlayamadık çünkü öncelikle işgal ettiğimiz toprağın Viranşehir’in en güzel yeri olduğu anlaşıldı. Önce ailelerin kolektif tarım yaptıkları yer ellerinden alındı. İlk yıl 10 milyarlık şelengo turşusu, ikinci yıl 22 ton biber yetiştirmiştik. Herşeyi bir yana bırakın dünyanın her yerinden insanlar ziyarete geliyorlardı. BBC, France Press ve Türkiye’deki neredeyse bütün basının haberiydi bu. “Sadece zenginlerin mi evi olacak, biz yoksullar kendi onurumuzla evlerimiz inşa ediyoruz” diyorlardı. Dünyanın her yerinde kaç doktora, yüksek lisans tezinin, bitirme tezlerinin konusu oldu biliyor musunuz?
Viranşehir’de de önce bir ev belediye tarafından yıkıldı. Sonra yine hep birlikte inşa ettiğimiz 90 metrekare toplantı salonu ve çatısını kapatamadığımız 320 metrekarelik ortak alan belediye tarafından ‘madde bağımlıların yeri’ olması nedeniyle yıkıldı. Bu sırada Suriye’den göç eden kadınlar mecburen 3.-4.eş olarak evlenmek zorunda kalıyor, sokaklarda bedenlerini satıyorlardı. Buralar mesela kadın sığınma evi yapılmadı. Yıkıldı.
Kelimeleri rafa kaldırıp ve bir de herşeyle ilgili, ne varsa, yüzümüze karşı söylemeyi deneseniz... Hodri meydan...
Alternatif ekonomi
‘Alternatif Devrimci Bir Ekonomi Ve Latin Amerika Deneyimleri’ size bir şey hatırlatıyor mu? Umarım yine sadece konferans, sempozyum ve çalıştay düzenlenmez. Sıkıldım sadece kelimelerden ibaret entelektüel haz dünyasından. Bu arada son MSF-Mezopotamya Sosyal Forumu sırasında biz, forumlar sadece kelimelerden ibaret olmamalı diyerek, Diyarbakır Sümerpark’ın içinde bir yer işgal ederek, Viranşehirli kerpiç yapıcılarıyla birlikte ‘Kooperatifler ve Komünler’ için bir satış yeri inşa etmiştik.