
Cenazelerini almak için Mardin’e gelen DBP PM Üyesi Mehmet Yavuzel ve AİHM’in hakkında ‘tedbir’ kararı verdiği Cihan Karaman’ın aileleri DİHA’ya konuştu.
DBP PM Üyesi Mehmet Yavuzel’in ağabeyi Halil Yavuzel, kardeşinin bir siyasetçi olarak Cizre halkı ile dayanışmak ve onların yanında olduklarını göstermek amacıyla kentte bulunduğunu ama dünyanın gözü önünde devlet güçleri tarafından katledildiğini söyledi. Kardeşinin yaralı olduğu dönem devlet yetkilileri ile yapılan tüm görüşmelerin sonuçsuz kaldığını hatırlatan Yavuzel, “Sağlık Bakanı, ambulans gönderip yaralıları aldıracağına onları yakmak için varillerle mazot gönderdi” dedi.
Hiçbiri yenilmedi
Vahşet bodrumundaki tüm yaralıların büyük bir direniş sergilediğini ifade eden Yavuzel, “Kardeşimle beraber o bodrum katında mahsur kalanların hiçbiri yenilmedi. Hepsinin de son sözleri bizler kazandık. Çünkü onlar tüm saldırılara rağmen boyun eğmediler. Onların tankına ve topuna karşı canlarını verdiler. Bizim de üzerimize düşen onların bu mücadelelerini devam ettirmektir” diye konuştu.
Cihan susmadı
Devlet güçlerinin saldırısında yaralanan, AİHM’in ‘tedbir’ kararına rağmen hastaneye kaldırılmadığı için Cizre’deki vahşet bodrumunda yaşamını yitiren Cihan Karaman’ın babası Mehmet Latif Karaman da oğlunun göz göre göre devlet güçleri tarafından ölüme sürüklendiğini söyledi.
Oğlu yaralıyken defalarca Cizre Kaymakamı ile görüşme gerçekleştirdiklerini de hatırlatan baba Karaman, “Cizre Kaymakamı Faysal Sarıyıldız’ın telefonlarına bile çıkmıyordu. Bizler de kaymakamı aradığımızda umursamaz tavırlar sergiliyordu. Ambulans gönderildiğinde de kendilerine ateş ediliyordu. Oğlumun yarası o kadar ağır da değildi. Ancak aradan birkaç gün geçmesinin ardından geçirdiği iç kanama ile şehit oldu” dedi.
Baba Karaman, oğlu hakkında AİHM’in çıkarmış olduğu tedbir kararına da dikkat çekerek, “Eğer AİHM bir kişi hakkında tedbir kararı vermişse mecburen savaşın durması ve o kişinin dışarı çıkarılması gerekir. Ancak verilen karara rağmen Türkiye bunu yapmadı. Oğlumla telefonda konuştuğumuz zaman oğlum bana ‘Baba ben dışarı çıkıyorum ama her seferinde ateş açıyorlar. Gidemiyoruz’ dedi” diye konuştu.
Oğlunun Cizre’de yaşanan vahşete karşı sessiz kalamadığı için Cizre’ye gittiğini belirten baba Karaman, şunları söyledi: “Cihan öğrenciydi. Okulunu okuyup susabilirdi. Ama o her zaman vahşete ve zulme karşı mücadele eden biriydi. Cizre’de bir vahşet vardı ve sadece o vahşeti kabul etmediği için Cizre’ye geldi. Geldiği gün de mahsur kaldılar ve dışarı çıkmadılar. Ancak devlet onları terörist ilan ederek hepsini bile bile katletti. Ama bizler bunun peşini hiçbir şekilde bırakmayacağız. Ne olursa olsun davamızın peşinde de olacağız ve gerekli yerlere başvurup davada açacağız.”
Tuğba, JINHA’ya konuşmuştu
Cizre’de katledilen ve cenazesi teşhis edilen kadınlardan Tuğba Eminoğlu, kuşatmanın başladığı ikinci günde, “Ahmet Davutoğlu Cizre ve Silopi’yi nasıl özgürleştirecek boşaltınca mı, katlederek mi?” diye sormuştu.
Cizre’de vahşet bodrumlarında katledilen ve önceki gün Habur Sınır Kapısı‘nda kurulan geçici ATK’de cenazesi teşhis edilerek ailesi tarafından teslim alınan Tuğba Eminoğlu’nun cenazesi Batman’a götürüldü. Eminoğlu, Cizre’de ‘sokağa çıkma yasağının’ ilan edildiği ikinci günde JINHA’ya konuşmuştu. 15 Aralık günü yayınlanan haberde, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Bulgaristan ziyareti öncesinde Esenboğa Havaalanı‘nda “Cizre’yi de Silopi’yi de bütün ilçelerimizi, vatan toprağının her bir karışını, tam bir huzur ve istikrar, özgürlük alanı haline getireceğiz” şeklindeki sözlerini değerlendirmişti.
Eminoğlu, “Ahmet Davutoğlu Cizre ve Silopi’yi nasıl özgürleştirecek boşaltınca mı, katlederek mi? Şu an Cizre’de sokağa çıkma yasağı var ve kadınlar yasağı zılgıtlarla karşıladı. Cizre halkı zaten özgür, halkın özgürlüğünü engellemeye çalışan devletin kendisidir” demişti. Ahmet Davutoğlu’nun özgürlük anlayışının katliam üzerine olduğunu söyleyen Tuğba Eminoğlu, şöyle devam etmişti: “Burada yaşayacak insan kalmayınca Cizre’nin özgür olacağını düşünüyor. Cizre halkı direnişte ve halkın kazanacağına inanıyoruz. Zafer burada yaşayan halkın olacaktır. Cizre’deki direnişte en çok ilgimi çeken şey; halkın hiç korkmaması. Zafere bir inanç var herkes mevzilerde birlikte çalışıyor. Anneler, gençler, çocuklar herkes birlikte çalışıyor. Cizre’de bütün halkın katıldığı direnişte bir kararlılık var.”