
33 yaşındaki Caner Çelik, Amed'de büfe çalıştıran ilk kadın. İki çocuk annesi Farqînli Çelik'in hayatı, 6 yıl önce eşi adli bir suçtan dolayı cezaevine girmesiyle bir anda değişti. Olup bitenleri şöyle anlatıyor: "Eşim cezaevine girmekle beni ve çocuklarımızı düşünmeden yalnız bırakmış oldu. Evlenmeden önce çalışıyordum. Evlendikten sonra eşim ve ailesi çalışmama izin vermedi. Ben de böylece yıllarca eşimin eline baktım ve her türlü harcamalar için ondan para almak zorundaydım. 8 yıl 9 ay hapis cezası alan eşim cezaevine girdikten sonra, onun ailesinin eline bakmak zorunda kalmıştım. Ailesi kimi zaman bana harçlık vermiyor, kimi zaman çocuklarımı azarlıyor, onlara yük olduğumuz her defasında yüzümüze bir tokat gibi çarpıyorlardı. Kayınbabam ise bir gün bana eşimin benim yüzümden adliye suçlarına bulaştığını söyleyerek hakaret ve iftiralar etmişti. Bense her defasında susmak ve hakaretleri yutmak zorunda kalmıştım. Şimdi ise bundan çok pişmanım. Eşimin bu sorumsuz hatasını affetmem mümkün değildir."
Kayınları sorun çıkarıyordu
Kayapınar Belediyesi tarafından Ekin Ceren Parkı'nda kurulan Beybûn Büfesi'nde 5 aydan beri çalışan Caner Çelik, bu yeni işiyle birlikte kendisi ve çocukları için yeni bir hayat kurmanın basamaklarına tırmanmaya başladı. "Ben ve iki çocuğum, huzurlu bir gelecek için uğraşıyoruz" diyen Çelik için, bu işte çalışmak hiç de kolay olmuyor: "Kayınlarım kimi zaman beni rahatsız ediyorlar. Eski oturduğumuz evin komşuları, geç saatlerde eve gelmemi yanlış algılayarak kötü yollara düştüğümü sanıyorlardı. Kayınlarıma rest çektim. Komşulara da gerçeği anlatarak bu sorunları az da olsa aşmış bulunmaktayım. Kiraya geçtiğimiz yeni evin komşuları ise şu ana kadar beni rahatsız etmediler. Amed gibi büyük bir metropolde tek başıma iki çocuk ile mücadele vermek gerçekten çok zor. Eminim ki Ekin Ceren Kadın Parkı ve Kayapınar Belediyesi'nin işe alınmam için desteği olmasaydı, belki durumumuz perperişan olabilirdi."
'Abi bana bir çay' diyorlar
Çelik, büfe alanının çoğunlukla 'erkek alanı' olarak algılandığını, örneklerle anlatıyor: "Kimi erkekler büfenin içine bakmadan 'abi bana bir çay' diye bağırıyorlar. İçeriye bakıp beni farkedince 'ya bacı kusura bakma, erkek sandım' diyerek yüzleri kızarıyor. Kimileri ise 'sana kadın gözü ile bakmıyoruz, sana erkek gözü ile bakıyoruz' diyor. Bu elbette yanlış bir yaklaşımdır ve kadına büfe işini yakıştırmamaları, içimizde feodal bir yapılanmanın halen var olduğunu gösteriyor. Bir büfe çalıştıran kadına 'erkek gözü ile bakmak' aslında kadına hakarettir. Eğer bir kadın, A'dan Z'ye kadar büfede her şeyi düzenliyor, koordine ediyorsa, gece yarılarına kadar çalışarak emek sarfediyorsa, böylesi bir sözün gelmesi aslında çok vahimdir. Bunun yanında kimileri ise cep telefon numaralarını bir kağıdın üzerine yazıp, büfe tezgahın üzerinden duran veya oturmalık bölümündeki masalar üzerinde duran şekerliklerin içinde gizli sıkıştırıyorlar. Bense şekerleri doldururken onları buluyorum ve açıkçası hem rahatsız oluyorum hem de korkuyorum. Ama yaşama bağlanmam, çocuklarıma bir gelecek sağlamam, beni devam çalışmamı sağlıyor."
Pes etmek yok
Caner Çelik, son olarak şunu belirtti: "Beki fazla tahsili olmayan bir kadınım. Hatta okumam yazmam bile fazla yoktur. İki çocuğum var ve ikisi de okula gidiyor. Büfe çalıştırma gibi bir iş imkanı bir daha karşıma çıkmaz, bunu biliyorum. Çocuklarıma bir gelecek sağlamak, benim annelik görevimdir. Ne olursa olsun çalışacağım. Kendime bir sözüm, pes etmek yok. Tuvalet de olsa temizleyeceğim, çalışacağım. Hayatım için çocuklarım için."
NİHAL BAYRAM/AMED