Amed Büyükşehir Belediyesi bünyesinde 1990 yılından beri faaliyet yürütürken, belediyeye kayyum atanması üzerine, halkın iradesini gasp eden bir zihniyetle sanat yapılmayacağı yönünde bir duruş geliştiren Amed Şehir Tiyatrosu oyuncuları kayyum emir komutasındaki şehir tiyatrolarından ayrılarak kendi olanaklarıyla “Amed Şehir Tiyatrosu” adıyla yeni bir yapılanmaya gittiler. Bütün belediyelerine kayyum atanmış ve bütün salonları, gösterim mekanları halkın elinden alınarak iktidar partisinin toplantı ve propaganda etkinliklerinin hizmetine verilmiş bir kentte elbette elde hiçbir ekonomik olanak olmadan, bir gösterim mekanı olmadan tiyatro yapmaya kalkışmak hiç de kolay bir şey değildi.
Artık gözden düşmüş ve kimsenin gitmediği bir alış veriş merkezinin bodrum katında bulunan ve eskiden film gösterimleri için kullanılan seksen kişilik bir salonu Amed Şehir Tiyatrosu’nun yeni mekanı haline getirdiler. Küçük bir kafeterya ve bekleme salonu, birkaç derslik ve küçük bir toplantı odasından müteşekkil bu tiyatro binasını oyuncular kendi emekleri ve kendi olanaklarıyla çok kısa sürede faaliyete hazır hale getirdiler. Oyunlarını sahnelemeye başladılar. Doğrusu Amed Şehir Tiyatrosu oyuncularının, bütün yapısının bu mekanı yaratırlarkenki heyecanı ve umutları görmeye değerdi. Bütün bunları yaparken azimleri, umutları, heyecanları beni MKM’lerin kurulmaya başlandığı yıllara götürdü. İlginç bir durumdu aslında. Henüz kayyum gelmeden önce Büyük Şehir Belediyesi tarafından inşa edilen ve son derece modern ekip ve ekipmanlarla dizayn edilmiş biri bin yedi yüz kişilik, gösteri mekanı, biri beş yüz kişilik tiyatro salonu bulunan devasa bir kongre merkezinde yeni sezona merhaba demeyi planlayan bir ekibin bu bodrum katında sanatını icra etmek zorunda kalmasının hiçbir şaşkınlığı yoktu bu arkadaşlarda. Aksine belki de her şeyini kendilerinin yarattığı bu mekanda sanatlarını icra edecek olma duygusu onları çok daha özgür kılmıştı.
Amed Şehir Tiyatrosu oyuncularının, içinden geçtiğimiz dönemi algılama, dönemin gerektirdiği tutumu alma ve bu dönemin ihtiyaçlarını karşılayacak yol ve yöntemleri geliştirme konusundaki duruşları sanatın ve sanatçının nerde durması ve ne yapması gerektiği ile ilgili önemli ip uçları vermektedir bize. Amed Şehir Tiyatrosu belki de tarihi boyunca bugünkü kadar halk arasında konuşulmamış, bir ilgiye mazhar kalmamıştı. Çünkü halk kimin nerede durduğunu, kimin ne için ve neyin sanatını yaptığını analiz edebilecek bilgi ve birikime sahiptir.
Amed Şehir Tiyatrosu, belki de asıl ruh ve heyecanını şimdi yakalayacak. Bu ruh ve heyecanı yakaladığına dair ciddi emareler de var. Daha önce dördü belediye tarafından organize edilen ve önemli bir bütçe kalemi ayrılarak yapılan 'Amed Tiyatro Festivali'nin 5’ncisini yeni Amed Şehir Tiyatrosu 11-21 Mayıs tarihleri arasında kendi olanaklarıyla gerçekleştirdi. Festivalde, Doğu Kürdistan’dan, İstanbul, İzmir, Van ve Batman'dan gelecek tiyatro grupları 16 oyun sahneledi. Kurulur kurulmaz seyirci karşısına birkaç oyunun yoğun gösterim programı ile çıkan Amed Şehir Tiyatrosu daha önce dört kez yapılmış olan ve Kürt tiyatrosu için çok önemli olan bu tiyatro festivalini kesintiye uğratmadan yapmış olmakla asıl olarak rüştünü ispatlamıştır.
Festival, 'Seyirci Kalma, Unutursam Hatırlat' sloganıyla yapıldı. Halk seyirci kalmadı, Amed Şehir Tiyatrosu’nun bir parçası oldu. Halk bu sahiplenişi ile bu sahnede Hêvî ve Yekta’nın ruhlarının dolaştığını unutanlara hatırlattı. Kayyum efendi de kendi emir komutasına giren tiyatrocularla neyin tiyatrosunu yapacaksa yapsın bakalım. Kongre merkezi Kayyumun olsun, halk ve sokaklar Amed Şehir Tiyatrosu’nundur.