• Kuzey Kürdistan’ın bir kentinde test yapılmıyor. Sadece Amed’de, 500’e yakın PCR testi pozitif olan hasta var ama gerçek rakam, 4-5 kat fazla. Amed’de 40’a yakını kişi koronadan yaşamını yitirdi.

TTB Merkez Konsey Üyesi Yerlikaya, salgının Haziran ayında kontrol altına alınacağı iddialarının gerçekçi olmadığını, vakaların da açıklanandan çok olduğunu söyledi.

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre vaka sayısı 100 bini geçti, yaşamını yitirenler de 3 bine yaklaştı. Kuzey Kürdistan’da ise virüsün en fazla yayıldığı kentlerin başında gelen Amed’de pandemi hastanesi olarak belirlenen Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri’nde 500’e yakın kişi tedavi görüyor. Bunlardan 58’i çeşitli hastanelerde virüse yakalanan sağlık emekçilerinden oluşuyor. Amed’de görev yapan Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Doktor Halis Yerlikaya, MA’dan Lezgin Akdeniz’e konuştu.

Vaka, açıklanandan çok

Türkiye’de vaka sayısının belirtilenden çok fazla olduğunu tahmin ettiklerini söyleyen Yerlikaya, “Türkiye’de resmi verilere göre, çok sayıda yurttaşımız pandemiden etkilenmiş, 3 bine yakın kişinin ölümüne neden olduğu açıklanmıştır. Türkiye de özellikle sürecin başlangıcında yaygın test yapılmaması, uluslararası ICD tanı kodlarına uygun bir biçimde ölümlerin raporlanmaması, vakaların sadece pozitif testler üzerinden verilmesi, Klinik ve Radyolojik bulguları hastalık ile uyumlu olguların açıklanan verilere eklenmemesi ve yapılan testlerin sınırlılıklarından alınma biçimine kadar çok çeşitli faktörlere bağlı olarak vaka sayılarının bildirilenden çok daha fazla sayıda olduğu tahmin edilmektedir” dedi.

Bakanlı verileri paylaşmıyor

Yerlikaya, yaptıkları tüm çağrılara rağmen bakanlığın elindeki verileri meslek odaları ile paylaşmadığını, hastalığın zirveye çıktığı ve vakaların görece azalma trendine girdiği açıklamalarının gerçekliğini sorguladı. Salgının Haziran’da kontrol altına alınacağı iddialarının gerçekçi olmadığının altını çizen Yerlikaya, “Virüsün Haziran’da kontrol altına alınması bu koşullarda bile gerçekçi değildir. Henüz aşısı olmayan, herhangi bir tedavisi bilinmeyen bir enfeksiyon etkeniyle karşı karşıyayız. Toplumun tamamı bulaşıcılığı çok yüksek olan bu enfeksiyona karşı duyarlı durumundadır. Ekonomik ve toplumsal kimi gerekçelerle karantina koşullarının gevşetilmesi durumunda örneğin 65 yaş üstü insanların dışarı çıkması, fiziksel mesafeye uyulmaması durumlarında yeniden bir alevlenme ve toplum içerisinde hızla enfeksiyonun yayılma olasılığı vardır. Dolayısıyla bugünden yarına salgının tamamen kontrol altına alınması ve yaşamın olağan eski haline dönmesini beklemek gerçekçi değildir. Veriler sınırlı olmakla birlikte bir süre daha alınan önlemlerin etkinliğine bağlı olarak bu şekilde hastalığın seyretmesini beklemekteyiz” şeklinde konuştu.

Başarı, bulaşının önünü kesmekte

Türkiye’de toplam hasta sayısının yapılan test sayısı ile orantılı biçimde artmasının yeterli ve etkin bir hazırlığın yapılmadığın bağlayan hatırlatan Yerlikaya, zaman içerisinde filyasyon çalışmalarında belli bir düzeyin yakalandığını kaydetti. Salgında başarının bulaşını önünü kesmekten geçtiğini ifade eden Yerlikaya, “Bunun gereği de filyasyon çalışmalarına ağırlık vermektir. Sürecin şeffaf yürütülmesi, toplum katılımının sağlanması ve gerekli sosyal desteğin sağlanması; düzenli geliri olmayanların, yoksulların günlük zorunlu gereksinimlerinin karşılanması, yaşam koşullarının iyileştirilmesi de mücadelenin başarıya ulaşması için gereklidir. Türkiye’de bunlar yeterince yapılamadığı için alınan önlemlerin yeterli olduğunu söylemek güçtür” dedi.

Amed’de 40 kişi hayatını kaybetti

Bölgede vaka sayılarının en fazla görüldüğü ilin Amed olduğunu aktaran Yerlikaya, “Bunun bir nedeni de burada yapılan test sayısının fazla olmasından kaynaklanmaktadır. Sonuç itibariyle siz aramadığınız bir şeyi bulmanız da güçtür. Bölgede birçok ilde test yapılmamaktadır. İller arasında da hastaları bulma becerisi değişken olduğunu biliyoruz. Diyarbakır’da hem Eğitim Araştırma Hastanesi’nde hem de Üniversite Hastanesi’nde testler yapılmaktadır. Son 10 günde günlük test kapasitesi 600-700’e kadar çıkarıldığını biliyoruz. Her ilin özgün koşullarına göre pandemi ile mücadele etmek için kararlar alması gereken İl Pandemi Kurulu’nda olmamamız, sürecin şeffaf yürütülmemesi ve rakamların paylaşılmaması nedeniyle kaç vaka olduğunu net olarak bilmiyoruz. Bizim ulaşabildiğimiz verilere göre, Amed’de 500’e yakın PCR testi pozitif olan hasta var. Bu hastalar dışında ayrıca klinik, labaratuvar ve radyolojik bulguları hastalıkla uyumlu olup testi negatif olan hastalar da olduğunu biliyoruz. Ayrıca bu virüsünün bulaştığı hastaların yüzde 80’i asemptomatik ya da hafif semptomatik olduğunu da göz önüne aldığımızda ve evde karantina alınan hastalarda düşünüldüğünde bu sayının ifade edilenden, açıklanandan çok daha fazla, en az 4-5 kat fazla olduğunu söyleyebiliriz. Elimizde çok net veriler olmasa da Amed’de maalesef bu hastalarımızdan 40’a yakınını kaybettik” şeklinde konuştu.

Sağlıkta dönüşüm çöktü

Salgının, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı çöktürdüğüne dikkat çeken Yerlikaya, şunları söyledi: “Bu salgın ile birlikte gördük ki neoliberal politikaların bir sonucu olarak Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) adeta bir çöküşü yaşadı. Bilindiği gibi TTB olarak AKP hükümeti tarafından ilk kez gündeme getirildiği 2003’ten beri Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın Türkiye için uygun bir program olmadığını birçok kez dile getirdik. ‘Kamu-özel ortaklığı’ adı altında milyarlarca dolar maliyetli işletmelerin hızla kamu hastanelerine dönüştürülmesini, sağlık hizmetlerinin finansmanının genel bütçeden sağlanmasını ve zaman geçirmeden bölge tabanlı aile hekimliği sistemine geçilerek kişiye, topluma ve çevreye yönelik hizmetlerin, ekip tarafından bütünleşik biçimde sunulmasının sağlanmasını öneriyoruz.” AMED