
Amed’de bir süredir, bazılarına göre çok sıradışı, “Amed’de tutmaz”, kimsenin yüzüne bakmayacağı, ama tıkır tıkır işleyen bir mekan var: Gabo Kitchen isimli vejetaryen restoranı.
Etsiz seçenekleri çok olmasına rağme pek popüler olmadığı Kürdistan’daki restoranlar, genelde et tüketimini esas alıyor. Gabo ise bu tabloda bir gedik açmak için yola koyulmuş. Menülerinde yalnız etsiz yemekler bulunuyor. Yola ilk koyulduklarında, ruhsat başvurusu yaptıkları belediye çalışanı, “1 aya kadar batarsınız” diyerek alay etmiş; ama giderek daha popüler hale geliyorlar ve anlatımlarına bakılırsa birçok insanı et yemekten vazgeçiriyorlar.
Gabo Kitchen’in kurucularından Emin Timur’la, işletme mantıklarını, niyetlerini konuştuk.
Gabo’nun kurucuları kimlerdir, Gabo, kimin fikriydi?
“Gabo Kitchen”, Cahit Şahin, Emin Timur, Ertunç K. Pınar ve Hazal Ertaş’ın fikriydi. Dört arkadaş bir araya gelerek böyle bir kafe açmaya karar verdik. Ancak sosyal sermayesinden bahsetmek gerekirse Gabo’nun temelleri 2011 yılında işlettiğimiz “Jazzmahal” adlı kafeye kadar uzanır. Söz konusu kafe de önemli bir mekandı. Örneğin kafede sadece caz müzik çalıyordu. Kawa Nemir, Kazım Öz, Rênas Jiyan gibi isimleri konuk etmesi ve başka kültürel pratikler bakımından da Amed için avangarddı. Jazzmahal’den sonra böyle bir proje geldi aklımıza, iyi ki de geldi.
Kürdistan’da vejetaryen kafe açma fikri size ütopik gelmedi mi?
Ütopik olduğu için kafenin ismine, büyülü gerçekçi akımın önde gelen yazarlarından Gabriel Garcia Marquez’in lakabı olan Gabo’yu verdik. Evet, Kürdistan’da etsiz restoran açma fikri biraz ütopikti; fakat aynı zamanda gerçekçiydi. Politik veya başka nedenlerle et yemeyen insanlar var fakat onların gideceği, iyi vakit geçireceği bir mekan yok. Etsiz yemeğin yemekten sayılmadığı bir coğrafyada etsiz yemek yemek istediğinizde hayli zorlanabiliyorsunuz, örneğin bu isteğinizi dile getirdiğinizde içinde tavuk olan bir yemek getirebiliyorlar. Etsiz yemekler yapan bir restoran Amed için gerekliydi, diyebiliriz.
Vejetaryen kafe açmayı düşündüğünüzde partinin son dönemlerdeki politikaları size cesaret verdi mi? Örneğin Abdullah Öcalan’ın et yemek ile ilgili yazdığı yazılar, bununla ilgili insanların dönüşümleri?
Abdullah Öcalan’ın vejetaryen olması işimize yaradı elbette, yoksa kafeyi açmak için eş dosttan borç alamazdık. Şaka bir yana, son dönemde et yemek ve et yemek ile ataerki arasındaki bağdan bahsetmesi, bununla ilgili yazılar kaleme alması, özellikle Kürt gençlerinin beslenme alışkanlıklarını değiştirdi, diyebiliriz rahatlıkla. İnsanların birbirlerine “et yiyor musun?” sorusunu sormalarını sağlamak dahi büyük bir başarı. Bundan bağımsız olarak vejetaryen kafe fikrimizi etrafımızdaki çoğu kişi onayladı ve bu fikir çoğunun hoşuna gitti. Ayrıca Gabo açıldığından beri, Gabo’ya gide gele et tüketmekten vazgeçen insanlar var. Bu çok sevindirici, çünkü nihayetinde bu da politik bir tavır ve diğer politik motivasyonlardan bağımsız değil.
Çevrenizdeki esnaftan nasıl tepkiler aldınız? Muhtemelen bir aya kapatacağınızı düşündüler.
Çevremizdeki esnaftan ziyade kafeye ruhsat almak için belediyeye gittiğimizde bir tepkiyle karşılaştık. Belediye başkan yardımcısı, artık Ofis’te kafe açılmasına müsaade etmediklerini söyledi. Biz ısrar edince, “Ne yapacaksınız, bir sürü kafe var orada zaten,” dedi. Etsiz sebze yemeklerinin yapılacağı vejetaryen bir restoran açacağımızı söyleyince gülerek, “Ha şimdi izin veriyorum, açabilirsiniz. Nasıl olsa bir aya kalmaz batarsınız,” dedi.
Sol sosyalist çevrede dahi genel algı vejetaryenliğin yüklü bir maliyeti olduğu yönünde. Batı‘daki vejetaryen restoranlar da bu fikrin tuzu biberi oluyor. Peki Gabo’nun menüsünde fiyatlar nasıl?
Yerleşik algının aksine veganlık, vejetaryenlik maliyetli değil; gayet ekonomik. Örneğin kıymanın kilosu 40 lirayken soya kıymasının kilosu 15 lira. Maddi avantajlarından önce ve en kıymetlisi ise hiçbir canlının yaşam hakkını elinden almadan, hiçbir canlıyı sömürgeleştirmeden besleniyorsunuz. Halkın alım-satım gücüne göre fiyatlarımız da gayet uygun. Hatta Diyarbakır’da herhangi bir yerde yiyeceğiniz akşam yemeğinden daha ucuz.
Gabo “tamam, oldu” mu, bundan sonra başka işler için de uğraşacak mı? Örneğin Kürdistan’da başka şubesi olacak mı?
Gabo, her geçen gün daha iyiye gidiyor. Bizi bilen insanların sayısı hiç az değil. Amed dışından gelen misafirlerimiz de oluyor. Duyup gelen, arkadaşının tavsiyesiyle gelen veya Amed ziyareti esnasında denk gelip, sonra düzenli Gabo misafiri olan. Basında da yer aldık. Hürriyet Gazetesi’nin yanı sıra İngiltere merkezli Monocle Dergisi’nde ve Culinary Back Streets sitesinde haberimiz çıktı. Durumdan memnunuz, inanarak başladığımız bir işin meyvelerini topluyoruz. Başka bir şubeyi de Kürdistan’da değil, İstanbul ve İzmir’de açmayı düşünüyoruz.
TUÐÇE YILMAZ