Bu çalışmalar kapsamında Troisdorf, Winsen (Luhe), Aschaffenburg, Köln, Neuwied, Mannheim, Auskirchen, Utamara merkezi ve daha birçok merkezde etkinlikler gerçekleştirildi. Kampanya kapsamında geçtiğimiz hafta sonu yine Utamara merkezinde başlık parası konulu bir seminer düzenlendi.  
Düsseldorf Kadın Meclisi üyelerinin de katılımıyla gerçekleştirilen seminerde, toplumsal cinsiyetçi zihniyetin kadının katledilmesinde en temel faktör olduğu dile getirildi.

Verilen tepki yeterli değil

Kadına ait bütün değerlerin erkek egemen zihniyet tarafından erkeğe mal edildiği ve böylece kadına dair ne varsa tarihten silinmeye çalışıldığına değinilen seminerde, şiddet politikasının aile kurumu üzerinden inşa edildiği belirtildi. Günümüzde bu şiddet biçimlerinin katmerli bir şekilde uygulandığı belirtilen konuşmalarda, erkeğin çizdiği sınırların dışına çıkan kadınların toplum içinde teşhir edildiği, yalnızlaştırıldığı, tehdit altında yaşamaya mecbur kılındığı vurgulandı.
Seminerde düşüncelerini dile getiren kadınlar, Almanya’da katledilen kadınlar için yeterince tepki gösterilmediği, katliamlar konusunda ciddi bir duyarsızlığın olduğu yönünde eleştirilerde bulundu.
Erkek egemen zihniyetin ürünü olan başlık parası konusunda da geniş tartışmaların yürütüldüğü seminerde ‘gelenek’ adına devam ettirilen bu geriliğe karşı daha kapsamlı mücadele yürütülmesi gerektiği kaydedildi. Seminerde düşüncelerini ifade eden kadınlar kendilerine biçilen klasik kadın rollerini aşma çabası içerisinde olduklarını ve bu konuda isteme karşı mücadele vermekte kararlı olduklarını belirttiler.
Seminere katılan kadınlar görüşlerini gazetemizle paylaştı: 

Geç bile kalındı
Newal (32):  Bu kampanya için geç kalındığını düşünüyorum. Daha önceden başlık parasına karşı mücadele edilmeliydi. Uzun zamandır Almanya’da yaşıyorum, geçen yıl başlık parasıyla ilgili bir hadiseye tanık oldum. Yeğenim evlenmek istedi. Her şey saygı çerçevesinde, ritüellerimize uygun yürüyordu. Ancak düğün öncesi şok edici bir şeyle karşılaştık. Gelinin babası “heqê şîrê” diye bir şey ortaya attı ve başlık parası istedi. Gelinin annesi yoktu ve babası tarafından büyütülmüştü. Süt parasını babanın istemesi ilginçti. Aile olarak bu tutumu eleştirdik. Kadınlar üzerinden pazarlık yapılması çok çirkin bir davranış. Bir babanın mülk karşılığında kızını vermesi bana ters geldi, moralim çok bozuldu. Bu olaydan sonra nasıl yaşanmalı konusunu yeniden gözden geçirdim.
Gençlerin evliliği bu yüzden iptal edildi. Daha sonra duydum ki o gencecik kadını parası olan yaşça oldukça büyük biriyle evlendirme kararı almışlar.
O genç kadının ruh hali vahimdi.
Ne yazık ki günümüzde bile bu tür olaylara rastlayabiliyoruz. Bu nedenle kampanya için geç bile kalındığını düşünüyorum. Bana göre başlık parası da büyük bir kadın kırımıdır.
Şu iyi bilinmelidir ki hayatı değerli kılan kadındır, var eden de kadındır. Kıymeti de mülkiyet karşılığı değiştirilmez. Ben bir kadın olarak  mücadele edeceğim. Kampayaya destek olmayı bir görev olarak görüyorum.

Ana sütü kutsaldır

Kevser Ercan: Ben de kampanya için geç kalındığını düşünüyorum. Biz bu çağda halen kadının mülk karşılığında değiş-tokuş yapıldığına tanık oluyoruz. Bu beni çok rahatsız ediyor, kınıyorum.
Ben de ailemde böyle bir olaya tanık oldum ve bir kadın aktivisti olarak buna karşı mücadele etme kararı verdim. Kardeşim evleneceği sırada gelinin annesi başlık parası dayatmak istedi. Ben de buna karşı tutum aldım. Bu dayatma bir kadın tarafından yapılınca çok daha zor. ‘Seni bu kadar para karşılığı aldım, istediğimi yapabilirim’ mantığı hakim oluyor. Bu konuda fikir belirttim diye, bana bir kadının susması gerektiğini, kaderine razı olması gerektiğini söylediler.
Ben sadece bir olaya şahit oldum ama bu şekilde binlerce olay var. Bu vesileyle özellikle annelere çağrı yapmak istiyorum. Ana sütü kutsal ve değerlidir. Değeri para ile karşılık bulmamalı.  
Bu kampanyayı destekliyorum, ‘başlık parasına hayır’ diyorum. Ancak biz kadınlar bu durumu değiştirebiliriz. Berdel, çocuk yaşta evlilikler, başlık parası gibi gerilikleri ret ediyoruz. Özgür birliğe, sevgi ve saygı esasına dayalı birliktelikleri onaylıyoruz.

Düğünler ticaret ortamına dönüşmüş


Başlık parası konusunda düşüncelerinizi bizlerle paylaşan Rozerin (15), Bermal (16), İnci (15) adlı genç kadınlar günümüzde bu geleneğin hala sürdürülüyor olmasına tepki gösteriyor ve bunun karşısında mutla mücadele edilmesi gerektiğini belirtiyorlar. Genç kadınlar “Geline kırmızı kemer takılmasını da sorguluyoruz; yani bir gelin neden bakire olduğunu ıspatlamak zorunda olsun ki?” diyerek bekareti sembolize eden kırmızı kemer konusunda da cinsiyetçi yaklaşımın farkındalığını ortaya koyuyorlar.
Genç kadınlar ayrıca asıl amacı iki gencin yaşamlarını birleştirmelerini kutlamak olan düğünlerin amacından çıktığını ve bir ticaret ortamına dönüştüğüne dikkat çekiyorlar. “Düğünlere karşı değiliz ama düğünler bir ticaret ortamına dönüşmüş. Toplum, kadını erkeğin takısı olarak görüyor. Birçok çevre, erkeğin kendisini sevip sevmediğini mülkü ve kendi ailesine verdiği paranın çokluğuyla ölçüyor” diyerek bu yaklaşımı çok çirkin bulduklarını ve sevgiye böyle yaklaşılmaması gerektiğini ifade ediyorlar.

Y.ÖZGÜR POLİTİKA/LİNZ