Anahtar parti rolündeyiz

Dosya Haberleri —

24 Mayıs 2023 Çarşamba - 20:00

İbrahim Akın

İbrahim Akın

  • Öncelikle şunu açık bir şekilde ifade etmek gerekiyor. Erdoğan kazanamadı. Yarattıkları yeni rejimin ilk kaybedenleri durumunda olan bir Cumhur İttifakı ile karşı karşıyayız. 28 Mayıs’a gidene kadar yüzde 49 ve 45’ten bahsedemeyiz. Bugün itibariyle durum sıfır, sıfırda eşitlenmiştir.
  • Önemli bir referandumun eşiğindeyiz. Gençlerin yaşamak istemeyeceği bir Türkiye’yi, kadınların kazanımlarına yönelik saldırıların artacağı bir Türkiye’yi tahayyül etmememiz için faşizmin ve tekçi rejimin kaybetmesi gerekmektedir. Herkesin sandığa gitmesi, oy kullanması çok önemlidir.

ERDOĞAN ALAYUMAT/İSTANBUL

Türkiye tarihinin en yüksek katılımlı seçimlerinden biri olan 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanlığı yarışında kazanan olmadı. Yüksek Seçim Kurulu’nun açıkladığı sonuçlara göre parlamento çoğunluğunu AKP ve MHP iktidar bloku aldı. Cumhurbaşkanlığı resmi seçim sonuçlarına göre Cumhur İttifakı adayı Recep Tayip Erdoğan yüzde 49 oy alırken, Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 45 bandında kalarak birinci turu ikinci tamamladı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kazananı olmazken seçimlerin ikinci turu 28 Mayıs’ta gerçekleşecek.

Katılımın yüksek olduğu seçimlerde yaşanan ihlaller ve seçim hilelerinin de oldukça yüksek olduğu gözlemlendi. Özellikle Kurdistan’da Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin aldığı oyların YSK sisteminde başta MHP olmak üzere baraj altında kalan diğer partilere yazıldığı tespit edildi. Cumhur İttifakı’nı oluşturan partiler toplamda 323 milletvekili çıkararak mecliste çoğunluğu oluştururken, CHP ve İYİ Parti’nin içinde yer aldığı Millet İttifakı 212, Yeşil Sol Parti ve Türkiye İşçi Partisi’nin içinde yer aldığı Emek ve Özgürlük İttifakı ise 65 milletvekili çıkardı. Parlamento çoğunluğunu AKP-MHP iktidar bloğundan oluşan Cumhur İttifakı alsa da 2018 seçimlerine göre AKP yüzde 8’lik bir oy kaybı yaşadı. CHP oylarını yüzde 3 artırırken, İYİ Parti ve MHP oy oranlarını korudu. Seçimlerde kilit rol oynayan Yeşil Sol Parti listesinden seçime giren HDP de yaklaşık yüzde 3 oy kaybı yaşandı. Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın ile konuştuk.

14 Mayıs’ta gerçekleşen seçimlerde partinizin aldığı oy oranları beklentilerin altında kaldı. 100 milletvekili hedefinizi tutturamadınız. Siz ortaya çıkan seçim sonucunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hedefimiz nicel olarak 100 milletvekiline ulaşıp parlamentoda değişimin adresi olmayı Yeşil Sol Parti olarak başarmaktı. Ancak bu hedefe ulaşamadık. Bu sonucu bir başarısızlık olarak nitelemek yerine eksikliklerimizi ve hatalarımızı belirleme ve özeleştiri mekanizmasını çalıştırma gayretindeyiz. Kısa süre içerisinde Türkiye’nin dört bir yanında il, ilçe örgütlerimizle bir araya gelip bir değerlendirme yaptık. Kapsamlı çalışmalarımızı 28 Mayıs sonrası gerçekleştireceğiz. Bugün itibariyle faşizmi durdurduğumuz ve ikinci turda yeneceğimiz üzerine yoğunlaşıp çalışmalarımızı bu hatta sürdürüyoruz. Henüz bitmiş ve başarısızlıkla tanımlanabilecek bir sonuç söz konusu değil.

Bilindiği üzere 7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimlerde sadece HDP’nin barajı aşması değildi mesele, AKP iktidarının 13 yıllık iktidarına son verdik. 14 Mayıs’ta yaşadığımız seçimi bu tarihsellikten bağımsız olarak ele almak mümkün değildir. Yüzde 10’luk barajın yıkılması, HDP’nin Türkiye halkları için ortaya koyduğu inanç ve heyecan AKP’yi bir ittifaklar sistemine zorlamış oldu. Peşi sıra Türkiye’de rejim alenen değiştirildi. Rejimin 2018 yılından bu yana savrulması ve sürekli bir şekilde kriz üretmesi HDP’nin ortaya koyduğu barış ve demokrasi siyasetindeki ısrar ve çoğulcu anlayışa karşı statükonun kendisini koruma refleksinden kaynaklanmaktadır.

Bu refleks 8 yılı aşkındır süren çöktürme planının bir devamı olarak HDP’nin karşısına kapatma davası, 400’ü aşkın arkadaşımızın siyasi yasak tehdidi ile karşı karşıya kalması ve Kobanê kumpas davası ile 2023 seçimlerine bir hazırlık süreci ile girmiştir. İşte Yeşil Sol Parti’nin bu şartlar altında 45 gün gibi kısa bir süre içerisinde seçimlere hazırlanması, seçimlere girmesi bile iktidarın HDP’ye yönelik oyunlarının bozulduğu anlamına gelmektedir. Parlamentonun üçüncü partisi konumundayız. AKP, tek başına çoğunluğu sağlayamamış, büyük bölünmelerle parça parça eksilmeye devam etmektedir. O sebeple büyük bir direniş ve mücadele ile bütün oyun ve hilelerle baş ettiğimizi Türkiye kamuoyunun bilmesi gerekmektedir.

Seçimlerde çok ciddi ihlaller yaşandı. Kürt kentlerinde aldığınız oylar MHP başta olmak birçok partiye yazıldı. İhlaller seçim sonucunu nasıl etkiledi?

Sandıklarda çok ciddi ihlaller yaşandı. Sizlerin de belirttiği üzere birçok sandıkta Yeşil Sol Parti’nin oyları başta MHP olmak üzere diğer birçok partiye yazıldı. Ancak tüm bu ihlaller sandık görevlisi arkadaşlarımızın bizlere ilettiği ıslak imzalı tutanaklar aracılığıyla il ve ilçe seçim kurullarına yapılan itirazlar sonucunda düzeltildi. Az evvel değindiğim üzere Yeşil Sol Parti seçime girme yeterliliğini henüz sağlamış bir parti ve doğal olarak sandık görevlisi atama hakkı söz konusu değildi. Bu sebeple hemen her sandıkta görevli olan müşahitler ile seçim güvenliğini sağlama gayretinde bulunduk. Bunda da ciddi anlamda başarılı olduk. Çok kısıtlı imkanlara rağmen Yeşil Sol Parti sandık güvenliğini sağlamıştır. Ancak muhalefetin diğer partileri için benzer bir kesinlikte konuşabilmem mümkün değil. Birçok okulda sandık görevlilerinin görevleri başında olmadığı müşahitlerimiz ve okul sorumlusu arkadaşlarımız tarafından bizlere iletilmiştir.

Elbette karşımızda kamunun tüm imkanlarını lehine kullanan bir siyasi parti bulunmaktadır. Bu parti-devlet yapısı ile rekabet etmek, siyasi mücadele etmek oldukça zordur. AKP’nin sadece seçim kampanyası reklamlarına harcadığı miktar 100 milyon TL’nin üzerindedir. Dolayısıyla seçimin sonucunu etkileyen esas durum eşit şartlarda olmayan siyasi rekabettir. Şartların bizim lehimize yüzde 10 değişmesi dahi parlamentoda ciddi bir çoğunluğu sağlayacağımızı ve AKP-MHP ittifakının kaybedeceği sonucunu doğuracaktır. Bunu en iyi bilen de işte bu ittifaktır.

Seçim sonuçlarından sonra Yeşil Sol Parti’nin topluma yeterince anlatılamadığı eleştirileri yapıldı? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bu seçim süreci bizlerin asıl mücadelesi HDP’yi yok etmeye çalışanlara karşı, başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarını seçeneksiz bırakmaya çalışanlara karşı buradayız demeyi ortaya koymaktı. Yeşil Sol Parti bu mücadelenin adıdır. 45 gün gibi kısa bir süre içerisinde halklarımıza Yeşil Sol Parti’yi tanıtmak ve anlatmak konusunda elbette eksikliklerimiz olmuştur. Ancak unutulmamalıdır ki Yeşil Sol Parti’nin, HDP’nin her şeyden bağımsız bir şekilde seçime hazırlanma gibi bir konfor alanı maalesef söz konusu değildir. Biz yılın her gününü hukuksuz gözaltılar, siyasi operasyonlar, baskı ve zorbalıklarla geçiriyoruz. Örneğin; Mezopotamya Ajansı’na yönelik gözaltı operasyonunda tutuklanan gazeteci arkadaşlarımız seçim öncesi bütünüyle siyasi bir operasyon ile mesleklerini icra etmekten alıkonulmuşlardır. Ne tesadüftür ki 17 Mayıs günü tahliye edildiler. Bu ve benzeri birçok seçim temelli operasyona ve hukuksuzluğa maruz kaldığımızı ifade etmek gerekiyor. O nedenle eleştirilerin haklı olduğunu ancak mevcut vaziyetin de göz önünde bulundurularak eleştirilerin yapılmasının daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz.

Seçim boyunca partinizin “anahtar” rolünde olduğunu vurguladınız. Ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında partiniz bu stratejik üstünlüğü kaybetti mi?

Bizi bekleyen ve şafakta olan ikinci tur seçimleri için halen anahtar parti rolündeyiz. Türkiye’yi iki kutba hapseden mevcut siyasi anlayışın karşısında üçüncü yolda ısrar ediyoruz. Bu açıdan anahtar rolümüzün yarattığı stratejik üstünlük hiçbir zaman kaybedilemez. Parlamento açısından beklediğimiz sonucu alamamamıza rağmen hiçbir siyasi partinin Anayasa değişikliğini yaratabilecek çoğunluğu sağlayamadığını da belirtmek gerekiyor. Bu durumda da Yeşil Sol Parti’nin anahtar rolü devam etmektedir.

Emek ve Özgürlük İttifakı olarak Yeşil Sol Parti ve TİP ayrı listelerde seçime girdi. Bu stratejinin oy kaybına neden olduğu yönünde tartışmalar devam ediyor. TİP'in ayrı listeyle seçime girmesi size ne kadar oy kaybettirdi?

Bu hesabın yapılabilmesi oldukça zor. Öncelikle yapmış olduğumuz itirazların değerlendirilmesini ve sonuçlanmasını beklemekteyiz. YSK’nin de milletvekili seçimleri için kesin sonuçları açıklamasının ardından detaylı çalışmalarımıza başlayacağız. Şu anda oy kaybı yaşadığımız yerler ile ilgili oyların hangi siyasi partilere yöneldiğini kestirmek çok mümkün görünmemektedir. Ancak şunu açıkça belirtmem gerekmektedir: Kurdistan’da Yeşil Sol Parti’den çalınan oyları hesapladığımızda esasen oy kaybımızın çok ciddi seviyelerde olmadığını ifade etmem gerekiyor. Diğer yandan TİP ile yürüttüğümüz ortak liste tartışmalarındaki ısrarımızın ne denli isabetli olduğunu görmekteyiz. Ortak listede mutabakatın sağlanamaması bugün milliyetçi, ırkçı, mezhepçi, kadın düşmanı bir ittifakın güçlenmesini sağlamıştır. Bu toplam kayıp üzerinde tartışılması gereken ve bir arada olmanın önemini tekraren bizlere hatırlatan bir sonuç olarak karşımızda durmaktadır.

Kurdistan ve batıdan ciddi oy kayıpları yaşandı. TİP'in kendi listeleri ile girdiği yerlerde buna bağlı olarak oy kayıplarının yaşandığı eleştirileri geliyor. Ancak TİP'in seçime girmediği yerlerde de oy kayıpları yaşandı. Bu yaşanan oy kayıplarını neye bağlıyorsunuz?

Kurdistan’da yaşadığımız oy kayıplarının büyük bölümü iktidar tarafından çalınan oylardan oluşmaktadır. Diğer yandan yukarıda belirttiğim üzere kısa bir süre içerisinde seçime hazırlanmamız ve Yeşil Sol Parti’yi yeterli düzeyde tanıtamamamız, yurttaşlarımızın isim karışıklığı ve Cumhurbaşkanı pusulası ile milletvekili pusulaların karıştırılması gibi teknik sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bu noktada da üzerimize düşeni yapacağız.

TİP’in kendi listeleri ile girdiği ve girmediği yerler olarak ayırmadan birçok yerde oy kaybı yaşadığımız gerçekliği söz konusu. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tek liste ile seçime girmemesinin yarattığı kaybı seçimden önce de defalarca uyardığımız şekilde gerçekleşmesi bizim beklediğimiz bir sonuçtu. Bu açıdan birlikte hareket etmenin ne denli önemli olduğunu ortaya çıkan sonuçlar Türkiye kamuoyu tarafından da görülmektedir.

14 Mayıs seçimlerinde istenilen sonuç alınamadı ve Erdoğan yüzde 49'luk bir sonuç alarak seçimleri birinci bitirdi. Seçim her ne kadar ikinci tura kalsa da halkta çok ciddi bir moral bozukluğuna neden oldu. Bu anlamda neler demek istersiniz?

Öncelikle şunu açık bir şekilde ifade etmek gerekiyor. Erdoğan kazanamadı. Yarattıkları yeni rejimin ilk kaybedenleri durumunda olan bir Cumhur İttifakı ile karşı karşıyayız. Her şeye rağmen, kamunun tüm olanaklarının kullanılmasına rağmen Yeşil Sol Parti’nin ilkesel tutumuna kaybettiler. Bir oy faşizmi durdurmaya, tek adam rejiminin sona erdirilmesine çağrımız yerini bulmuştur. 28 Mayıs’a gidene kadar yüzde 49 ve 45’ten bahsedemeyiz. Bugün itibariyle durum sıfır, sıfırda eşitlenmiştir.

Evet, büyük bir değişim umudu ve inancının olduğunu bizler sokakta, pazarda, tarlada, evlerde gördük. Ancak ilk turda bunu başaramadık. Yine de ilk turda bu her şeye düşman olan ittifakı durdurmayı başardık. 28 Mayıs’ta da büyük bir inanç ve kararlılıkla göndereceğimize eminiz. Hiç kimsenin moralini bozmasına, ümitsizliğe kapılmasına gerek yoktur. Hiçbir şekilde endişeye mahal vermemek gerekiyor.

Toplumsal muhalefetin bir araya gelerek, birlikte değiştirmesinin mümkün olduğunu 20 yıl sonra ilk defa “sandıkların başından ayrılmayın” şeklinde açıklama yapan AKP’nin Genel Başkanı da deneyimlemiştir. Kaybetmenin gerçekliği AKP’nin Genel Başkanı’nın yanı başında durmaktadır. Bu sebeple moral bozukluğunun aksine daha moralli ve daha inançlı bir şekilde 28 Mayıs’a hazırlandığımızı söyleyebilirim.

Seçmenlerinize bir çağrınız var mı?

Millet İttifakı adayı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ırkçı, kutuplaştırıcı ve güvenlikçi politikaları merkeze alan yeni söylem ve propaganda yöntemini açıkçası hayretle takip ediyoruz. Şunu hatırlatmak istiyoruz; evet ciddi bir ayrışmanın tam ortasında bir rejimi oylayacağız. Önemli bir referandumun eşiğindeyiz. Sıklıkla belirttiğimiz üzere 28 Mayıs’ta Türkiye halkları iki aday arasında bir seçim yapmamaktadır. Bir rejimin, ucube cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin, beka ve savaş politikalarını merkeze alan devletçi anlayışın karşısında birlikte olmanın, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, barışın seçimini yapacaklar. Bu sebeple bizlerin konumlandığı yer seçim galibi olmanın çok ötesinde ilkelerimizin ve misyonumuzun topluma sirayeti ve nihayetinde bu birlikteliğin getireceği galibiyettir.

Türkiye halklarının değişim talebi ve iradesi halen ısrarlı bir şekilde sürmektedir. Matematiksel oy hesapları sığlığı ile hareket ederek ilkesel tutumları arka plana atmak yanlış bir tutumdur. Seçmenlerimize de Yeşil Sol Parti’nin ikinci turda konumlandığı yerin üçüncü yol siyaseti olduğunu, bir rejimi, çürümüş, yozlaşmış siyasi anlayışların kaybetmesi gerektiğini oylayacağımızı hatırlatıyoruz. Bu anlamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Çok kısa bir süre kaldı. Bu süre içerisinde miting programlarımız olmayacak. Seçim sonuçlarının bizlere gösterdiği anlamlı veriler ışığında detaylı bir çalışma planımızı hazırladık. Geçersiz oylara ve sandığa gitmeyen seçmenlerimize yönelik buluşmalar gerçekleştireceğiz. Ev ev, kapı kapı dolaşmaya, toplumsal her kesime ulaşmaya gayret edeceğiz.

28 Mayıs birçok açıdan önemli bir eşiğin temsili durumundadır. Erdoğan’ın tekrar seçilmesi ve mevcut rejimin devam etmesi daha fazla yoksulluk ve açlık, daha fazla zam, daha fazla yolsuzluk ve hukuksuzluğun devam etmesi anlamına gelmektedir. Gençlerin yaşamak istemeyeceği bir Türkiye’yi, kadınların kazanımlarına yönelik saldırıların artacağı bir Türkiye’yi tahayyül