İki turlu yapılan Fransa Cumhurbaşkanlığı seçiminde sol yelpazede yer alan ve nerede ise tümünün geçmişinin sosyal demokrat, sosyalist ve komünist parti geleneklerinden gelen yeşiller, ekolojistler, sol radikaller; anti-kapitalistler, emek ve üretim yanlısı çalışmaların büyük çoğunluğunun uzlaştığı üzerinde uzlaştığı François Hollande kazandı.
6 Mayıs Fransa Cumhurbaşkanlığı seçim zaferini sadece sosyalistlerin başarısı olarak yorumlama eksik bir değerlendirme olur. Kaldi ki reel sosyalizmin yenilgisi sonucu sosyalizm adına neoliberal politikalara yönelen Fransa ve dolayısı ile Avrupa solu çok önemli oranda gerçek sosyalizmi dumura uğratsa da; emekten, ezilenden, toplumsal özgürlüklerden, hak-adalet ve eşitlikten yana doğru bir uygulamaya ortaya konulduğunda halklar tarafından kabul göreceği Fransa’daki seçimlerde net bir şekilde görülmüştür. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile iktidara gelen UMP’li Nikolay Sarkozy, 5 yıllık döneminde yürüttüğü politikalarda Fransa demokrasisini birçok açıdan dumura uğratmıştır. Özellikle ekonomik politik anlayışla kendi döneminde ABD’ci çizginin Avrupa’da en iyi uygulayanı durumuna düşmüştür. Fransa’nın 2008’de AB Dönem Başkanlığı’nda halkların ve demokrasinin lehine atılması gereken bir çok tarihi fırsatı, yürüttüğü yanlış politikalarla boşa çıkarmış, Fransa devlet politikalarını nerede ise güvenlik merkezli politikalarına indirgemiştir. Fransa’yı içte ve dışta bir polis devletine dönüştürmüştür. Tarihsel anlamda Fransa bir dayanışma ve kabul ülkesi olmasına rağmen yabancılara dönük uygulanan politikalardan dolayı bir kaçış ülkesine dönüştürülmek istenmiştir.
Ekonomi-politik merkezli politikalarla zenginin daha fazla zenginleşmesine, emekçi ve fakirin daha da yoksullaşmasına yolaçmıştır. Finansal kriz adı altında yapılan tüm politikalar, yüksek sermaya yapılarının çıkarlarını korumaya dönüktür. ‘Merkozy projesi’ ve aylık Almanya-Fransa toplantıları ile durumu kurtarmaya çalışmışsa da Yunanistan, İspanya, İtalya dönemsel hükümetlerini finansal kapitalizmin kurbanı haline getirmiştir.
Sarkozy her ne kadar Türkiye’ye karşıt gözükse de Türkiye ile Ortadoğu’nun en temel sorunu olan Kürt sorunu konusunda tamamen ticari ve ekonomik çıkarlar yürütmüş, Kürtler ve Kürt kurumlarına dönük faşizan uygulamalarla iki ülke arasındaki ticari işbirliği hacmi en yüksek noktaya gelmiştir.
Sosyalizm’de güçlü gelenek
Sarkozy döneminin yanlış politikaları 6 Mayıs demokrasinin zaferiyle sandığa gömülmüştür. 1 Mayıs’ta 250’ye yakın merkezde kutlanan işçi-emekçi bayramının sosyalist ve sol geleneğin hala ne kadar köklü olduğunu da göstermiştir. 6 Mayıs’ta bu gelenekten gelenlerin önemli oranda demokratik ittifaklarda buluşması seçimde sosyalitlerin zaferini getirmiştir.
Fransa’da yapılan 6 Mayıs seçimleri şayet doğru analiz edilirse hem Avrupa Solu’nun özelde de Fransa’daki Sol Cephede yer alan bileşenlerin geçmişte ve gelecekte kayıp ve başarı nedenleri daha iyi anlaşılacaktır. Paris merkezli atılan ve tarihi komün geleneğine dayanan sosyalist adımların gerçek demokratik sosyalizmde buluşması ve anlam kazanması açısından önemli bir demokrasi adımı olarak değerlendirmek gerekiyor. Şüphesiz en fazla mücadele edilmesi gereken neoliberal politikalar ve finans kapital ve tekelci kapitalizm olmalıdır. ‘Sosyalizm öldü’ diyenlerede hem 2012 1 Mayıs kutlamaları hem de Fransa’daki Senato ve Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları somut bir cevap niteliğini taşıyor. Genelde solun ve sosyalist cephenin daralmasının en önemli nedeni demokrasi kültürünü yeterince içselleştiremeyen dar ve dogmatik politikalar olmuştur. Bu açıdanda Sol’un ve sosyalistlerin gerçek demokrasiyi çok iyi irdelemeleri ve içselleştirmeleri gerekmektedir.
Zafer demokrasi güçlerinindir
Şüphesiz “François Hollande’nin cumhurbaşkanlığı ile çok önemli değişimler olacaktır” demek yanlış olur. Yalnız şunu şimdiden belirtmekte fayda var. Önemli bir yumuşama zemini gelişebilir. Güvenlik ve ekonomik merkezli politikalar adım adım yerine daha esnek ve içiçe yürütülen politikalara bırakır, emekçilere, üretim güçlerine, toplumsal farklılıkların demokraside daha yer edinmelerine zemin sunma ve yabancı düşmünlığı zayıflar diye düşünüyoruz. Sanıyorum Bastille’deki seçim zaferini kutlayan halklar herkese, özellikle de sosyalist François Hallande nasıl davranması gerektiği fotografını göstermiştir. 6 Mayıs’ta Fransa’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde zafer demokrasi güçlerinin olmuştur. Senato ve Cumhurbaşkanlığı başarısının esas göstergesi milletvekilleri seçimleri olacaktır. Onun için Fransa’da Haziran’da yapılacak olan milletvekilleri setimlerine şimdiden kilitlenmek demokrasi güçlerinin görevi olmaktadır.
Fransa’da sol cephede birleşen demokrasi güçlerinin zaferini kutluyor yeni dönemde Kürt halkının özgürleşme sorununa dönük politikalarında yapıcı olmalarını ilişki ve ittifaklaşmalarını sorunun diyalog-müzakere ve demokresi kültürü içerisinde çözülmesi için kolaşlaştırıcı ve destekleyici olmalarını bekliyoruz. Fransa’da yaşayan Kürtler olarak 15 Mayıs’ta resmen göreve başlayacak Cumhurbaşkanı François Hollande kutluyor. Başarılar diliyoruz.
NEDİM SEVEN
analiz: Fransa’da seçimler ve Kürtlerin beklentisi