Toplumlar tarihinde gerek yürütülen eşitlik, özgürlük mücadelelerine gerekse de ulusal kurtuluş mücadelelerine, sosyalist mücadelelere öncülük eden hiçbir önder kişilik, Kürt Halk Önderi gibi kadın özgürlük sorununa stratejik yaklaşmamış ve sorunu ideolojik, felsefik, paradigmasal ele almamıştır. Kürt Halk Önderi Öcalan'ı diğer devrim önderlerinden ayıran birçok ideolojik, felsefik, siyasal, sosyal ve kültürel farkın yanı sıra en önemlisi, kadın özgürlüğünün toplumsal özgürlüğün sağlanmasındaki öncü rolünü ve önemini görmüş olması ve bu temelde kadın özgürlüğünü geliştirmeye hem düşünsel hem pratik olarak müthiş enerji harcamış olmasıdır.
Bu konuda geçmiş yüzyılların toplumsal mücadele hareketlerine öncülük yapan devrim önderlerine yapmış olduğu radikal eleştirilerin perspektifsel karşılığı, Kadın Kurtuluş İdeolojisi ve temel ilkeleri, cins mücadelesinin stratejik esasları, ardından İmralı rejimi gibi insanı nefessiz bırakan ölümcül bir mekanın esaret koşullarında bile son on dört yıldır geliştirmiş olduğu Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü paradigma, kadın bilimi olarak tanımladığı jineoloji perspektifi, 21.yüzyılın bir kadın yüzyılı olmasını sağlamaya dair büyük bir umut ve inancı kadında geliştirmiştir. Özellikle "kadın özgürlüğü sağlanmadan, toplumsal özgürlüğün sağlanamayacağı” belirlemesi yine kadının yaşadığı sorunların sadece kadının sorunu olmadığını ve toplumun bir bütün sorunu olduğunu vurgulayan belirlemeleri, kadın özgürlük programlarının doğrultusu açısından hayati önemdedir.
Marks’ın tarih analizini üzerine oturttuğu emek değer teorisine karşılık, Kürt Halk Önderi’nin kendi tarih analizini üzerine oturttuğu "Analık Emeği” ve Analık Emeğine oturttuğu yeni ekonomi anlayışı, beş bin yıllık erkek egemen zihniyet ve sisteminin üzerinden yükseldiği tüm eril değerleri alt üst edecek düzeyde yeni bir kuram olmaktadır. Yine Marks’ın da etkilendiği pozitivist bilim anlayışına ve dayandığı maddeci anlayışa yaptığı eleştiriler, beş bin yıldır kadın köleliği üzerinden toplumu köleleştirdiği egemen erkek aklı kökten sarsıcı niteliktedir. Beş bin yıllık sınıfçı, cinsiyetçi, tekelci egemen uygarlığın gelişimini üzerine oturttuğu "GÜÇLÜ, KURNAZ, AVCI ERKEK” çözümlemesi, hem kadın özgürlük mücadeleleri hem de demokratik toplumsal hareketleri açısından çığır açıcı nitelikte bir çözümleme düzeyidir. Erkeği öldürme teorisi ve erkeği dönüştürme projesi ile egemen erkek kültüründe, kadın lehine üçüncü bir kırılma yaratmaya dönük perspektifi, yeni demokratik ve özgür bir toplumun ancak kadın değerleri ekseninde geliştirilebileceğine işaret etmektedir.
Yine kadınları bir sınıf, bir ulus olarak en eski ve en son sömürge olarak tanımlamış olması, kadın özgürlük mücadelesinin ne zamana ne mekana takılmamasını gerektiren evrensel karakterini ortaya koymaktadır. Erkek egemenliğinin ne ulus, ne sınıf, ne dil, ne din, ne yaş farkı tanımaksızın adeta evrensel bir ittifak içinde olduğunu oldukça anlaşılır kılmaktadır.
Yine egemen erkekliğin kaynaklandığı salt analitik zekanın(erkek akıl) yapısını sorgulama düzeyi ve bunun karşısında cinsiyetçi toplumda küçümsenen, aşağılanan, basitleştirilen, metalaştırılan, nesneleştirilen, eşyalaştırılan kadındaki yaşama duyarlı yaşamla iç içe olan duygusal zeka karakterini, toplumsal yaşamın başlatıcısı olarak tanımlamış olması, kadında beş bin yıldır her türlü yöntemle bitirilmiş olan güç dinamiklerini yeniden inşa etmeye cesaret etmesini getirmektedir.
Egemen güçlerin saldırı ve şiddetini en çok yükselttiği süreçlerde bile Kürt Halk Önderi'nin kadın özgürlük perspektiflerini esirgemeyen, kadına dair selamlarını kesmeyen gerçeği, kadın özgürlüğüne verdiği başat rolden kaynaklanmaktadır. Kürt kadınının bu rolünün içini ne kadar doldurup doldurmadığından bağımsız olarak kadına verilen tarihsel, felsefik ve paradigmasal bir roldür bu. Bu rolün mutlaka oynanması gerektiği, bunun dışında kadının dolayısıyla toplumun kurtuluş ve özgürlük şansının olmadığını anlatan mesajlarla doludur bu perspektif.
Bu açıdan Kürt Halk Önderliğinin esareti, Kürdistan’da yükselmeye başlayan özgür kadın iradesinin, Kürt Halk iradesinin ve Demokratik Toplum iradesinin esareti anlamına gelmektedir. Kürt Kadınlarının, Kürt Halk Önderinin 65 yaşına girdiği 4 Nisan tarihinde "Kadınlar, Önderliği ve Özgürlüğü için eylemde” şiarıyla yeni bir hamleye başlaması, artık bu esaret sürecine tahamüllerinin kalmadığını ve bu esaret sisteminin kırılması için yeni bir kararlılık sürecine girdiklerini göstermektedir.
Bu hamleye sadece Kürt kadınların değil, kadın özgürlüğüne, toplumun demokratikleşmesine ve yaşamın özgür kılınmasına dönük duyarlılığı ve özlemi olan herkesin, Kürt kadınların başlattığı bu hamle sürecine destek vermesi, yaşamakta olduğumuz demokratikleşme zamanının önemli bir görevi olmaktadır.