
Kürt Özgürlük Hareketi, Türkiye içinden ve dışından gelen eylemsizlik talebi ve seçime çatışmasızlık içinde gidilsin çağrılarını dikkate alarak eylemsizlik kararını ilan etti. Halka ve gerillaya saldırılmadığı müddetçe planlı eylem yapılmayacağını açıkladı.
Aslında sadece Türkiye’de değil, dünyada da bu savaşın “Saray’ın savaşı” olduğu düşüncesi hakimdir. Asker ve polis aileleri bile bu savaşın vatan savunması olmadığını anlamışlardır. AKP’nin iktidarda kalma savaşı olduğundan Türkiye halkı da artık eskisi gibi bu savaşı desteklemiyor. Bu nedenle Türkiye’de çatışmasızlık döneminde bu sorun siyasal yollardan çözülsün diyenlerin oranı yüzde 80’i geçmiştir. Öyle ki, bu savaşı vatan savunma savaşı görmeyen askerler eskisi gibi savaşamıyorlar. Türk askerinin teknik dışında savaşma gücü kalmamıştır. Bu nedenle Türk devleti daha baştan savaşı kaybetmiştir. Zaten bu nedenle “Uçaklar şu kadar vurdu, toplarımız bu kadar vurdu” diyorlar. Bunların da yüzde 95’ten fazlası yalandır.
Türkiye halkı da bu savaşın kazanılmayacağını görmüştür. Bu nedenle iki taraflı ateşkesle sorunun müzakereyle çözülmesini istiyor. Dış dünya da bu savaşın sonu olmadığını görüyor; kendilerine de zarar vereceğini düşünerek ateşkesin sağlanmasını istiyorlar. Artık Türkiye halkı ne ezin diyor, ne de tek taraflı sorunun çözüleceğine inanıyor. Bu nedenle çift taraflı ateşkes olsun diyor. Bugün tüm dünya da çift taraflı ateşkes olsun diyor. Türkiye ne kadar muhatap almıyoruz dese de tüm dünya artık PKK’yi muhatap görüyor; Türkiye’nin de muhatap almasını istiyor.
Eylemsizlik kararı, seçim süreci için olmuştur. Çağrı yapanlar ise esas olarak ateşkes olsun, müzakereyle çözüm olsun demektedirler. Ancak şu anda bunun koşulları yoktur. Çünkü Türk devleti ve AKP hükümetinin Kürt sorununu çözme politikası yoktur. Zaten her gün ezeceğiz, bu operasyonları ve saldırıları sonuna kadar sürdüreceğiz diyorlar. Öyle ki, Ankara’daki katliamdan sonra bile bu savaşı sonuna kadar sürdüreceğiz demektedirler. Zaten eylemsizlik açıklaması yapılacağı anlaşılınca Yalçın Akdoğan “Bu tür şeylere karnımız toktur, bu tür şeyler bizim tutumumuzu değiştirmez” demiştir. Bu açıdan Kürt Özgürlük Hareketi’nin eylemsizlik kararı ne kadar amacına ulaşır kuşkuludur. Çünkü seçim güvenliği için atılan adım memnuniyetle karşılanacağına, savaşın şiddetlendirilmesinden kazanç umulduğu anlaşılmaktadır. Bu anlayıştan bakıldığında Ankara Katliamı’ndan da kendileri açısından olumlu sonuçlar doğuracağı beklentisinde olmalarını söylemek yanlış olmaz. Nitekim 7 Haziran seçimleri yok sayılıp tekrar seçim dillendirildiği andan itibaren gerilim hep arttırılmıştır.
Mücadeleyle yanıt verilmeli
KCK Yürütme Konseyi, çağrılar karşısında bir iyi niyet adımı atmıştır. Bu çok önemli adımın atıldığı gün Ankara’da katliam yapılması, bu adımın değerini ve anlamını gölgelemiş olsa da, mevcut ağır atmosferde az da olsa rahatlatıcı bir etken olmuştur. Bu saldırı demokrasi güçlerine yönelik bir saldırıydı. Zaten bomba HDP kortejinde patlatılmıştı. Bu katliama rağmen eylemsizlik kararı HDP ve demokrasi güçlerinin kendisini toparlaması için bir fırsat olarak görülmelidir. AKP buna fırsat verir mi, çatışmaları şiddetlendiren politikalarını ne kadar sürdürür, bunu bir iki gün içinde göreceğiz. Ama dikkate almayacaklarını vurguladılar. Artık AKP hükümetinin tutumuna bakmadan demokrasi güçleri ve HDP bu karardan yararlanabilirler. Böyle bir açıklamanın olması bile başlı başına bir destek olarak görülmelidir.
Katliamla demokrasi güçleri ve HDP sindirilmek istenmiştir. 130’a yakın şehit, yüzlerce yaralı vardır. Buna verilecek en iyi yanıt, bu şehitleri ve bu yaraları moral ve örgütsel güce dönüştürmektir. Bu katliam moralsizlik yaratmamalı, aksine bu şehitlerin özlemlerine daha fazla sarılarak çalışıp bu mücadeleyi daha fazla geliştirmek gerekir. Kürt Özgürlük Hareketi şehitleri her zaman mücadeleyi geliştirme gerekçesi yapmıştır. PKK’nin ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin gelişme tarihi, her şahadete bir devrimci hamleyle yanıt verme tarihidir. Haki Karer’in şahadeti parti kuruluşuna gerekçe yapılmıştır. Zindan direnişi, gerilla mücadelesini geliştirmeye; Mahsum Korkmaz’ın şahadeti gerilla ordulaşmasına; serhıldan şehitlerine de mücadele daha da yaygınlaştırılarak cevap olunmuştur. Amed, Suruç ve Ankara şehitleri ise HDP’ye daha fazla sahiplenme, HDP’yi Türkiye halklarının demokratik birlik partisi haline getiren ve Türkiye’ye yön verecek bir siyasi hareket haline getirmeye vesile olmalıdır. Onlar HDP ve halkların kardeşliğini yıkmak mı istiyorlar? Biz daha fazla HDP’yi güçlendirmeli ve Türkiye’nin temel partisi haline getirebilmeliyiz. Öyle ki, Türkiye’yi 21. Yüzyılda şekillendirecek bir parti olarak görmeli, böyle bir misyonla daha etkili bir siyasi hareket haline getirebilmeliyiz.
Bu katliamdan sonra tüm demokrasi güçleri daha fazla bu çatı altında buluşmalıdırlar. Siyasi görüşleri farklı olabilir ama gerçek bir demokratik devrim programı etrafında herkes bu parti etrafında buluşabilir. HDP’nin ideolojik ve siyasi çizgisi buna izin vermektedir. HDK, tüm toplumsal ve siyasal güçlerin örgütlendiği alan olursa, bunun üzerinde HDP bir demokratik devrim partisi olarak rolünü oynayabilir.
Demokrasi güçlerinin geleceği
sahiplenmeye bağlı
7 Haziran sonrası yapılan tüm saldırılar HDP gerçeğine ve onun yarattığı sonuçlara yönelik olmuştur. Bunu herkes bilmelidir. Eğer HDP’ye bu kadar saldırı varsa, demokrasi güçleri HDP’ye sahip çıkmalıdır. Tüm demokrasi güçlerinin geleceği HDP’ye sahiplenmeye bağlıdır. Tabii ki tek mücadele platformu HDP değildir; başka mücadele platformları da vardır. Ancak HDP de çok önemli bir platform ve mevziidir. Bu saldırılar bu platformu dağıtmak istiyor. HDP’nin bileşenlerini korkutmak, ürkütmek ve dağıtmak istiyor. Kürdistan’daki demokrasi güçleriyle Türkiye’deki demokrasi güçlerinin ortaklaşması engellenmek isteniyor. Esas amaç, HDP’yle 7 Haziran’da gerçekleşen bu ortaklaşmayı ortadan kaldırmaktır. Bu açıdan Kürt demokrasi güçleriyle Türkiye devrimci demokrasi güçleri bu gerçeği görerek daha hassas davranmalıdır; artık birbirlerini bırakmamalıdırlar. Kürt demokrasi güçleriyle Türkiyeli demokrasi güçleri ortak hareket etmezlerse her ikisi de zarar görürler; saldırılar karşısında ezilirler. Bu nedenle 7 Haziran’da ortaya çıkan ruh ve birlik korunmalıdır. Bu saldırılara inat daha fazla birlik ve ortak mücadele sürdürülmelidir. Sadece seçimde değil, her zaman bu birlik ve ortak mücadele yürütülmelidir. Aksi halde Kürt demokratik hareketi de, Türkiye demokrasi güçleri de ezilirler. Ya da parça parça edilerek kontrol altına alınırlar.
Kürt Özgürlük Hareketi, Türk devletinin Kürt demokrasi güçleriyle Türkiye demokrasi güçleri arasındaki birlik ve ortak mücadeleye yönelik saldırısını görerek 7 Haziran’da oluşan bu ruhun sürdürülmesi için eylemsizlik kararı almıştır. Hem bu değerlendirmelere, hem de Ankara Katliamı‘na daha güçlü birlik, ortak hareket etme ve ortak mücadeleyle cevap verilmelidir.