Anladıkları dilden konuşulmalı

28 Ekim 2022 Cuma - 17:45

 Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı, bir tarafta açlık, yoksulluk ve sefalet; öbür tarafta işsizlik ve işçi cinayetlerinin olduğuna işaret ederek, “Güçlü durulmazsa iktidar-işveren ortaklığındaki saldırganlığın önüne geçilemez. Onların anladığı dilden konuşmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

 

Her türlü keyfi uygulamanın devrede olduğu emek alanında işçilere yönelik saldırıların arttığını belirten işçi platform ve sendika temsilcileri, “İşçi sınıfı örgütlenip birlikte mücadele ederse kazanabilir” dedi. 

İktidarın yoksulluğa mahkum ettiği işçiler, denetimsizlik ve işverenlere uygulanmayan yaptırımlar nedeniyle yaşamını yitirmeye devam ediyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) yayınladığı rapora göre, 2022'nin 9 ayında en az bin 359 işçi hayatını kaybetti. Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Eşsözcüsü Kezban Konukçu, Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye, Depo ve Antrepoculuk İşçileri Sendikası (Limter-İş) Genel Başkanı Kamber Saygılı, Birleşik İşçi Hareketi (BİH) Sözcüsü Meliha Kayacı ile Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP) üyesi Nimet Erben, emek alanında katlanarak devam eden sorunlar ve bunların çözümüne dair konuştu. 

İşçilerin zor durumda olduğunu belirten SODAP Eşsözcüsü Kezban Konukçu, en önemli sorunun iş güvenliği olduğunu vurguladı. Konukçu, “Güvencesiz bir şekilde çalışıyoruz, hiçbir iş yerinde geleceğimizi göremiyoruz. İş yerlerinde kalıcı mıyım değil miyim, işten atılır mıyım? Bunları göremiyoruz. İş sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınmıyor” dedi. 

Güvenlik uzmanı işçiye karşı

Tedbirlerin alınmasıyla iş cinayetlerinin önlenebileceğini söyleyen Konukçu, bunun da kendi kendine olamayacağını dile getirerek, şunları ekledi: “Bir iş yerinde güvenlik uzmanı çalışıyor, ancak bu iş uzmanının maaşını patron veriyor. O da patrona uyumlu bir şekilde çalışıyor. Yani tedbirlerin alınması için gerekenleri yapmıyor. Asıl olan bizlerin bir araya gelmesi, güçlenmesi, örgütlenmesi ve bu tedbirlerin alınması için gereken basıncı oluşturmasıdır.”

Kapitalizm topyekûn saldırıyor

Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014'te meydana gelen ve 301 işçinin yaşamına mal olan maden katlıamını hatırlatan BİH Sözcüsü Meliha Kayacı, Soma’nın yakıcı ve sonuçları bakımından öğretici olduğunu söyledi. Hukuksal sürecin işletilmediğini dile getiren Kayacı, “Sermayenin işçi yaşamı üzerinde fazla kâr için hiçbir iş güvenlik ve tedbiri almadığını gördük. O nedenle kapitalizmin saldırısı, bir bütün işçinin yaşamına, yaşam koşullarına, iş koşullarına yani her koşula saldıran bir yerde duruyor” diye konuştu. Amasra'da 14 Ekim’de meydana gelen ve 41 yaşamını yitirdiği faciaya da değinen Kayacı, “Bunların hepsi katliam ve bu katliamların önüne örgütlü mücadele ile geçilebilir. İşçi sınıfı örgütlenirse, birlikte mücadele ederse kazanabilir” ifadelerini kullandı.

Gücümüzü kullanmalıyız

Sermaye ve iktidarın birlikte işçi sınıfına yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini vurgulayan Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı, bir tarafta açlık, yoksulluk, sefalet öbür tarafta işsizlik ve işçi cinayetlerinin olduğunu söyledi. Saygılı, şunları ifade etti: “Hem patronların hem siyasal iktidarın bu tavrına karşı bir tavır ortaya koymamız gerekiyor. Bu saldırganlık mutlaka bir gün son bulacaktır. Bu da işçilerin, emekçilerin birliği sayesinde olacaktır. Bartın’da toplu katliam yaşandığı zaman en azından işçi sendikaları, yarım saat de olsa buna karşı bir tavır geliştirmezlerse, güçlü durmazlarsa bu saldırganlığın önüne geçemezler. Onların anladığı dilden konuşmamız gerekiyor, yollarını kesmek, elimizden gelen gücü kullanmak, gerektiğin de şalterleri kapatmak lazım. Hem üretimden gelen gücümüzü hem de hizmetten gelen gücümüzü kullanmalıyız.”

İnsan yerine konulmuyor

Sermayenin işçileri fabrikanın bir çarkı, parçası olarak gördüğünü belirten BDSP Üyesi Nimet Erben ise işçilerin insan yerine konulmadığının altını çizdi. Her türlü keyfi uygulamanın emek alanında devrede olduğuna dikkat çeken Erben, şöyle devam etti: “İş koşullarını ağırlaştırıp, çalışma sürelerini uzattılar, ücretleri düşürerek işçileri açlığa ve sefalete mahkum ettiler. Kârlarını kısmamak, zenginliklerine zenginlik katmak için işçilerin iş güvenliği hiçe sayılmaktadır. İşçiler hak arama mücadelesine giriştiklerinde karşılarında polis copu görüyor. İşçi cinayetlerinin son bulması, için fabrikalarda, atölyelerde örgütlü mücadelemizi, geçmişte haklarımızı nasıl kazandığımızı hatırlamamız gerekiyor.”   İSTANBUL

 

Devlet dosyaları kaçırıyor

Serkan Kılıç

Amasra’daki maden faciasının ardından olay yerinde inceleme yapan ÖHD’lilerden Serkan Kılıç, “Devlet dosyaları bizden kaçırmaya çalışıyor” dedi. 

Bartın Amasra'da Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bağlı maden ocağında grizu patlaması sonucu 41 işçinin yaşamını yitirmesinin ardından Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Emek Komisyonu, incelemelerde bulunmak için olay yerine gitti ve buradaki incelemenin ardından bir rapor hazırladı. Heyette yer alan avukatlardan Serkan Kılıç, olay yerindeki gözlemlerini ve sürece dair yürüttükleri çalışmaları, MA'ya anlattı. 

 Maden faciasının ardından delil karartmalara engel olmak için başvuruda bulundukları bilgisini paylaşan Kılıç, yaptıkları girişimlere devletin engel olmaya çalıştığına dikkat çekti. “Üst düzey yöneticiler hakkında bu sorumluluğu taşımaları hasebiyle ve aynı zamanda delil karartmaların engellenmesi için başvuruda bulunduk” diyen Kılıç, şöyle devam etti: “Bu konuda aileler avukatlara vekaletlerini verirlerse bu süreci çok daha sağlıklı ilerletebileceğiz, çünkü devlet şu an dosyaları bizden kaçırmaya çalışıyor. Her şeye rağmen bu noktada gerekli olan girişimlerde bulunacağız. Mücadeleyi sürdüreceğiz.”  

Amasra’daki maden faciasına ilişkin daha önce madende çalışmış işçiler ve madenlere dair bilgi ve deneyimi olan uzmanlarla da görüşmeler yaptıklarını söyleyen Kılıç, yaptıkları görüşmelerde en çok üzerinde durulan konuların başında “özelleştirme” olduğunu dile getirdi. Kılıç, “Bölgedeki birçok maden ocağı oradaki Hattat Enerji ve Maden A,Ş (HEMA) adlı kuruluşa devredilmiş. HEMA ise 2010’dan bu yana birçok usulsüzlükle anıldı. Kapasitenin altında işçi çalıştırılıyor. Dolayısıyla madende güvenlik ve üretim öncesi işlerle ilgili personel azlığı var. Uzmanlar bunun da kazaya neden olduğunu aktardı” şeklinde konuştu. 

Cezasızlık politikası

İşçi ölümlerine dair hukuksal açıdan yaşanan eksikliklere de değinen Kılıç, “Yani hukuki olarak tabi ki eksiklikler var ama sorun sadece hukuki eksikler değil. Diğer katliamlarda olduğu gibi sorunlardan birinin cezasızlık politikasının olduğunu söyleyebiliriz. Sorumlu yöneticiler cezalandırılmıyor, soruşturulmuyor. Kovuşturmaya dahil edilmiyorlar. Sadece alt düzeydeki yöneticiler bu cezalardan nasibini alıyor” dedi. 

Maden işlerinin “yüksek risk” grubuna giren işler olduğunu belirten Kılıç, şunları dile getirdi: “Ancak biz burada risk grubuna girmesine rağmen bu önlemleri ve denetimleri göremiyoruz. Bunun da sebeplerinden biri cezasızlık politikasıdır.” 

Amasra'da yaşanılanların ilk olmadığını, daha önce Soma’da ve Ermenek’te de işçi cinayetlerinin yaşandığını kaydeden Kılıç, sorumlularının cezalandırılmadığını ve devleti sorumlulardan yana tavır aldığını hatırlattı. Soma davasının da takipçisi olduklarını ifade eden Kılıç, “Soma davasını takip eden meslektaşlarımız şuan cezaevinde. Devlet bu tarz katliamlarda patron yanlısı tavır alıyor ve dolayısıyla cinayete kurban giden işçiyi düşünmüyor” diye belirti. 

Suç duyurusu

ÖHD ve diğer hukuk örgütleri ile birlikte olaya ilişkin rapor hazırladıklarını ifade eden Kılıç, hukuksal anlamda sonuna kadar bu sürecin takipçisi olacaklarını kaydederek, şunları ekledi: “Sayıştay’ın raporlarından yola çıkarak bu yöneticiler hakkında gerekli suç duyurularında bulunacağız. Bununla birlikte iki yıldır yapılmayan bir denetim var. Bunlar hakkında da suç duyurularında bulunacağız.”

Amasra’da 24 gözaltı

Bartın’da 41 kişinin ölümüne neden olan maden faciasıyla ilgili 24 kişi gözaltına alındı. Amasra Cumhuriyet Başsavcılığı, faciayla ilgili 25 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Kararla birlikte 24 kişi gözaltına alındı. TTK Amasra Müessese Müdürü Cihat Özdemir, müessese müdür yardımcıları, işletme müdürü, personel müdürü, işletme baş mühendisi ile kartiye, iş güvenliği, sondaj ve aspiratör sorumlusu olarak görev yapan mühendislerin de aralarında bulunduğu 24 kişi İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.  

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.