‘Anlaşılmayan dil’di ‘örgütsel tavır’ oldu

9 Ekim 2020 Cuma - 17:56

  • Gazeteci Ferda Yılmazoğlu ve siyasetçi Seyhan Çiçekli’nin önceki duruşmasında kimlik tespitinin Kürtçe yapılması talebini “anlaşılmayan bir dil” diyerek reddeden iddia makamı, bu sefer de Kürtçe’yi “örgütsel tavır” gerekçesi saydı.

İstanbul’da 4 Ağustos 2018’de gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Ferda Yılmazoğlu ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Üyesi Seyhan Çiçekli ile Teğmen Öztürk, Faruk Öztürk, Hanım Bozkurt, Heremsi Öztürk, Jiyan Öztürk ve Betül Öztürk’ün tutuksuz yargılandığı davanın 3. duruşması İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yılmazoğlu ve Çiçekli’nin tutuldukları Silivri Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldığı duruşmada avukatlar ve tutuksuz yargılananlar da hazır bulundu. Dosyada tanık olarak yer alan Canan Ceylan ve Mevlüde Gündüz’ün duruşmaya gelmediği görüldü.

İlk duruşmada, Yılmazoğlu ve Çiçekli’nin kimlik tespitinin Kürtçe yapılması talebi iddia makamı tarafından “Anlaşılmayan bir dil” diyerek reddedilmişti. Yılmazoğlu ve Çiçekli’nin Kürtçe savunma yaptığı bu duruşmada ise tercüman hazır bulundu. Çiçekli, asılsız iddialar ve tanık beyanları nedeniyle 27 aydır tutuklu olduğunu belirterek, “Tanık beyanlarını kesinlikle kabul etmiyorum. Bu kişiler beni tanımıyor. Sadece kendilerini kurtarmak için başkalarının isimlerini veriyor. Ben bu kişileri tanımıyorum. Bu iddiaların herhangi bir geçerliliği yoktur. Hiçbirini kabul etmiyorum. 27 aydır hukuksuz bir şekilde tutukluyum, tahliyemi istiyorum” dedi.

İki yıl sonra iddianame

Ardından gazeteci Ferda Yılmazoğlu’nun savunmasına geçildi. 27 aydır hukuksuz bir şekilde tutuklu olduğunu ifade eden Yılmazoğlu, “Sanki kesinleşmiş bir ceza varmış gibi cezaevinde kalıyorum. İki yıl sonra iddianame benim elime geçti. Hem maddi hem manevi olarak ağır bir süreç geçti. Biz daha yargılanırken sanki suçluymuşuz gibi hakkımızda bir karar varmış gibi yargılandık ve yargılanmaya devam ediliyoruz” şeklinde konuştu. “Baştan itibaren bu dosyanın tamamı hukuksuzdur. Bizimle alakası olmayan diğer iki kişi tahliye edildiler” diyen Yılmazoğlu, “Ben gazeteciyim. Gazeteci olduğum için İstanbul’da, Van’da, Diyarbakır’da çalıştım. Haber nerede olursa oraya gidiyorum. İstanbul’a gelişimden iki saat bile geçmeden neden olduğunu anlamadan tutuklandım” diyerek, tahliye talebinde bulundu.

Türk okullarında eğitim gördüler

İddia Makamı, “Tutuklu sanıkların her ikisinin bu celse alınan beyanlarında açıkça Türk okullarında eğitim gördüklerini ifade etmeleri, bir takım celse içerisinde Türkçe sorulara tercüman çevirisi olmadan cevap verebilmeleri görülmüş ve örgütsel tavır sergiledikleri ortaya konulmuş olmakla üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığı, atılı suçun katalog suçlardan olması dikkate alınarak bu aşamada tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi” talebinde bulundu.

Mahkeme Yılmazoğlu ve Çiçeklinin tutuklu halinin devamına karar vererek, duruşmayı 29 Aralık’a erteledi.  İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.