Tecridin sonlandırılması için 156 gündür açlık grevinde olan Hacer Xelîl Yusuf, eylemlerindeki kararlılığı bir kez daha vurgulayarak, “Her zamankinden daha inançlıyız ve bu inanç bizi zafere götürecek. Biz direnen anaların direnen çocuklarıyız” dedi. Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan 25 yıllık tutsak Hacer Xelîl Yusuf, 16 Aralık’tan beri açlık grevinde. Ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde kararlılıklarını vurgulayarak, direnişi büyütme çağrısında bulundu. DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 194. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 156, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 155, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 146. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 139, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 136. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 125. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 181; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 131; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 86 gündür eylemde. Tahliye olanlar da bırakmadı Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesinin ardından eylemini Batman’daki evinde 134. gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde; Amed’de HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra evlerinde sürdürüyor. Şimdiye kadar 8 şehit  Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat’ta mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta şehit düştü. Zülküf Gezen (33), 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde; Ayten Beçet (24), 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Zehra Sağlam (23), 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Medya Çınar (24), 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Yonca Akici, 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde şehadete ulaştı. Birinci ölüm orucu grubu PKK ve PAJK’lı tutsaklardan Nesrin Akgül, Şükran Aydın, Zozan Çiçek (Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi), Ardıl Çeşme, Aslı Doğan (Gebze Kadın Kapalı Cezaevi), Ahmet Anığı, Özhan Ceyhan, Vedat Özağar, İhsan Bulut, Erol Cengiz (Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi), Ergin Akhan, Enver Durmaz, Ahmet Topkaya, Abdulhalik Kaplan ve Ferhat Turgay (Diyarbakır D Tipi Cezaevi) tecridin kırılması amacıyla sürdürdükleri açlık grevini bir üst aşamaya çıkararak, 30 Nisan’dan itibaren ölüm orucuna da başladı. İkinci ölüm orucu grubu PKK ve PAJK’lı tutsaklar, Türk devletinin tecritteki ısrarına karşı ikinci bir ölüm orucu grubuyla direnişi yükseltti. 30 Nisan’dan beri 15 tutsağın sürdürdüğü ölüm orucu eylemine 10 Mayıs’tan itibaren 15 tutsak daha dahil oldu. Kandıra Cezaevi’nden Yaşar Cinbaş, Muhammed İnal, Diyadin Akdemir, Engin Kahraman; Bolu F Cezaevi’nden İbrahim Doğan, Ahmet Emin Eren, Mustafa Taştan; Patnos Cezaevi’nden Sena Efe, Burhan Şık, Faysal Atak, Şefik Kayhan; Tekirdağ 1 Nolu Cezaevi’nden Reşat Özdil; Tekirdağ 2 Nolu Cezaevi’nden Zeki Bayhan, Yılmaz Yıldız; Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Sait Öztürk eylemlerini ölüm orucuna dönüştürdü. Artık anlatacak zamanımız yok Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan 25 yıllık tutsak Hacer Xelîl Yusuf, ailesi aracılığıyla gönderdiği mesajda, kimsenin kararlarını sorgulama hakkı olmadığını; bir karar verdiklerini ve sonuna kadar arkasında duracaklarını vurguladı. Hacer Xelîl Yusuf, şunları kaydetti: “Kimsenin eylemimizi boşa çıkarmasına izin vermeyeceğiz. Kimin kabul edip etmediğiyle ilgilenmiyoruz. Biz tecridin kalkması için grevdeyiz ve tek amacımız tecridi kırmak. Birilerine eylemimizin amacını anlatmak ve açıklamak gibi bir zamanımız da yok. Biz greve başlarken çok açık ve net bir şekilde amacımızı belirtmiştik ve bizi anlayanlarla bugün bu direnişi büyütüyoruz. Biz ölümden kaçmıyoruz  Durumumuz iyidir bir sıkıntımız yok, moralimiz çok yüksek. Günlerdir aç kalan bir vücut elbette yorgun düşüyor ve bazı rahatsızlıklar yaşıyoruz. Çoğu arkadaşımız bu süreci çok daha ağır geçiriyor, durumları kritik ama biz ölümden kaçmıyoruz. Gerekirse şehit de düşeceğiz. Başlarken nasıl inançlı başladıysak, aynı inançla devam ediyoruz. Tecridi kıracağımıza kesinlikle inanıyoruz. Bu inanç bizi zafere götürecek. Sahiplenmeyenler altında kalır  Annelerimizin direnişi her yere yayıldı. Annelerimizi selamlıyor, ellerinden öpüyoruz. Biz başında da söylemiştik ve biliyorduk. Ancak analarımız arkamızda durursa bu direnişi yükselir diye. Ki nitekim öyle de oldu. Analarımız her yerde saldırıya uğruyor ama sayıları artıyor, geri adım atmıyorlar. Direnişleri zindanlara da yansıyor, buradan hissediyoruz. Biz direnen anaların direnen çocuklarıyız. Aslında bu mücadele doğuran ve doğanın mücadelesidir. Bu çok açık ve nettir. Her zamankinden daha inançlıyız. ‘Direnmek yaşamaktır’ felsefesiyle her gün direniyoruz. Adım adım özgürlüğe gidiyoruz. Amacımıza ulaşmamıza çok az bir zaman kaldı. Herkes bilsin. Bu süreci sahiplenmeyenler bu direnişin altında kalacaklardır.”  AMED
 

              Anneler yalnız kalmasın

  Tarsus Cezaevi’nde 81 gündür açlık grevinde olan Ahmetcan Bahadır, annelerin başlattığı eylemlere güç vermeye çağırdı. Tarsus 3 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki açlık grevcilerinin sağlık durumunun kötüye gittiği bildirildi. 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan Ahmetcan Bahadır, bazı arkadaşlarının kan kustuğunu, gün be gün eridiklerini ifade etti. Bahadır, “Tüm kesimler annelerimiz etrafında bir araya gelip sesimiz olsun. Bizleri burada sessizlik öldürür. Sizler direndikçe biz daha da güçleniyoruz. Öcalan üzerindeki mutlak tecrit kalkmadan eylemimizden vazgeçmeyeceğiz. Ucunda ölüm bile olsa eylemimiz sürecek” dedi.  
 

        Sesinizle güçleniyoruz

  Ceyhan Cezaevi’nde 81 gündür açlık grevinde olan Mazlum Erdem, “Siz ses verdikçe daha çok güçlenip, kazanacağız” dedi. Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan 24 yaşındaki Mazlum Erdem, 81 gündür İmralı tecridinin kaldırılması talebiyle açlık grevinde. Bitlisli olan Erdem, 2016’da Mersin’de gözaltına alınıp tutuklandı; “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Erdem, Mersin Cezaevi’ne ardından da Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Erdem, şu anda 8 arkadaşıyla birlikte süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdürüyor. Erdem, 16 Mayıs’ta annesi Nafiye Erdem’le cezaevinde yaptığı görüşmede, “Dışarıda bir mücadele veriliyor ama bu mücadele tecridi kırmak için yeterli değil. Daha büyük bir ses oluşturulmalı. Bedeli ne olursa olsun mutlak tecrit kalmadan eylemimiz son bulmayacak. Siz ses verdikçe daha çok güçlenip, kazanacağız” dedi.
 

Taviz vermeyeceğiz

Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde 81 gündür açlık grevinde olan Agit Yıldız (22) “Tecrit tamamen kırılmadan biz bu eylemden kesinlikle hiçbir taviz vermeyeceğiz” dedi. 4 yıldır tutsak olan Agit Yıldız’a, hakkında açılan davada, 14 yıl hapis cezası verildi. 1 Mart’tan beri açlık grevinde olan Yıldız, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, tutsak ailelerinin dışarıda yaptığı eylemlerin kendileri için çok büyük anlam ifade ettiğini söyledi. Halkın, ailelerin etrafında kenetlenmesi gerektiğini kaydeden Yıldız, “Zindanda bir direniş var. Bunun toplumsal ayağının daha büyük bir hale gelmesi gerekiyor ki, eylemimizin belli bir sonuç alıcılığı olsun. Anneler bizim için tarihsel bir bilinçtir ve maneviyattır. Anneleri tek başlarına bırakmak, ne ahlaki anlamda ne de vicdanı anlamda doğrudur” dedi. Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde de 5 tutsağın ölüm orucunda olduğunu söyleyen Yıldız, şöyle devam etti: “Açlık grevlerinin ilk grubunda yer alan ve ölüm orucuna giren arkadaşlarımız yatağa mahkum kalmışlardır. Ayağa kalkıp kendi özel ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Diğer arkadaşlarımız da kısmi sağlık sorunları yaşamaya başladı. Bilinç kayıpları, dikkat dağınıklığı ve tansiyon düşmeleri her gün yaşanıyor. Tüm toplumsal kesimlerin daha duyarlı olması gerekiyor. Kritik bir aşamaya girdik. Bunu için herkesin elini vicdanına koyması gerekiyor.” Öcalan ile 2 Mayıs’ta gerçekleşen avukat görüşünü hatırlatan Yıldız, şunları ifade etti: “Belli noktada Önderlik ile görüşme sağlandı. Fakat bizim için son aşama bu değildir. Tecrit tamamen kırılmadan biz bu eylemden kesinlikle hiçbir taviz vermeyeceğiz. Arkadaşlarımızda bu kararlılık ve inanç var.” Diğer cezaevlerinde olduğu gibi Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde de hak ihlallerinin yaşandığını aktaran Yıldız, bu ihlallerin eylemlerinin önünde engel oluşturmadığını belirterek, “Şu an tek hücrede direnen arkadaşlarımız var” dedi.
 

Umutluyuz

Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 81 gündür açlık grevinde olan Gülli Daşçı, şunun vurguladı: “Umutluyuz, kazanacağımıza inanıyoruz. Açlık ölüm demek değildir, asıl eylemimiz sahiplenmeyince ölürüz.” Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 2 yıldır tutulan Gülli Daşçı, 1 Mart’tan beri açlık grevinde.Gülli’nin yaklaşık 5 gün önce kan kustuğu öğrenilirken, eklem ağrıları yaşadığı ve yürümekte zorlandığı da kaydedildi. Tansiyonu çok düşen Gülli’nin ışığa karşı hassasiyetinin arttığı da ailesi tarafından aktarıldı. Geçtiğimiz günlerde ailesiyle telefonda görüşen Gülli, moralli ve umutlu olduklarını belirtti. Gülli’nin mesajı şu şekilde: “Tecridin insanlık suçu olduğunu çoğu kez söyledik, söylüyoruz. Tecrit kalkmalıdır, görüşmeler sağlanmalıdır. Türkiye’de demokrasi ve barışın yolu ancak bu şekilde açılır. Siyaset tıkanmış durumda. Biz açlık grevi eylemcileri olarak mücadele etmekten kaçmayacağız. Direnmeye devam edeceğiz. Sağlık sorunları yaşıyoruz ama onursuz bir yaşam sürmektense onurlu bir ölümü tercih ediyoruz. Moralliyiz, coşkuluyuz. Umutluyuz, kazanacağımıza inanıyoruz. Açlık ölüm demek değildir, asıl eylemimiz sahiplenmeyince ölürüz. O nedenle halkımızdan tek istediğimiz bu eylemi sahiplenmeleri, direnişi büyütmeleri. Anneler yalnız bırakılmamalıdır. Herkesin direnişini selamlıyoruz.”
 

Hastalık da hücre de Aktaş’ı durduramadı

  Menemen R Tipi Cezaevi’nden sürgün edildiği Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutulan hasta tutsak Ergin Aktaş, açlık grevine devam ediyor. Ağır hasta tutsaklardan olan ve kaldığı İzmir Menemen R Tipi Cezaevi’nden 12 Mayıs’ta İstanbul’a sürgün edilen Ergin Aktaş, Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutuluyor. Aktaş ile görüşen avukat Gülizar Tuncer, “Menemen’den Silivri’ye arkası kafesli ring aracıyla getirilmiş. O günden beri de Silivri 9 No’lu Cezaevi A Blok 61 numaralı hücrede kalıyor. Aktaş ile görüştüğümüzde bana saatin kaç olduğunu sorarak ‘Sabah mı öğleden sonra mı’ olduğunu dahi bilmediğini ifade etti” dedi. Fiili ölüm orucunda  Aktaş’ın getirildiği günden beri kendisini kuşatılmış hissettiğini ve dışarıyla hiçbir bağlantısının olmadığını kendisine aktardığının altını çizen Tuncer, şunları paylaştı: “Kendisine gazete/dergi verilmemesi bir yana en yaşamsal ihtiyaçları dahi karşılanmıyor. Bana pis bir hücreye atıldığını, kendisine nevresim, diş macunu, sabun dahi verilmediğini ifade etti. Bu nedenlerle tecride karşı binlerce tutuklu ile beraber sürdürdüğü açlık grevini fiilen ölüm orucuna dönüştürdüğünü de belirtti.” Bir kolu bilekten bir kolu dirsekten kesik olan ve Adli Tıp Kurumu’nun 4 kez verdiği “cezaevinde tek başına yaşamını idame ettiremeyeceği” yönündeki rapora rağmen Aktaş, serbest bırakılmadı. Aktaş, Menemen R Tipi Cezaevindeyken 2 yıl boyunca tek kişilik hücrede kendisi gibi ağır hasta tutsak olan belden aşağısı felçli Ahmet Hami ile birlikte kaldı. Ahmet Hami 26 Mart’ta yapılan hücre baskınında saldırıya uğrayarak ve yerlerde sürüklenerek başka bir hücreye götürülmüştü. Buna karşı Menemen’de bulunan diğer ağır hasta tutsaklar Ahmet Çelik, Cemal Aslan, Ergin Aktaş da Ahmet Hami gibi açlık grevine başlamışlardı. Açlık grevi sonrası ileri derecede kas erimesi olan Cemal Aslan, Urfa Hilvan Cezaevi’ne; beyin küçülmesi olan Ahmet Çelik ve Ahmet Hami, Aydın Söke Cezaevi’ne gönderilmişti.
 

Bitmen: Hakkınızı helal edin

Bünyan Cezaevi’nde 136 gündür açlık grevi eyleminde olan Berivan Bitmen’in ailesi, telefonda kendilerine, “Hakkınızı helal edin. Direnişimiz zaferle taçlanacak” dediğini aktardı.   Kayseri Bünyan Cezaevi’nde tutulan Berivan Bitmen, 5 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminde. Ailesi şu bilgileri paylaştı: “Berivan tamamen yürüyemez hale geldi. Bizi aradığında ‘hakkınızı helal edin’ dedi. Bedenen kötü olduğunu ama moral ve vicdan rahat olduğunu söyledi. Ayrıca tecrit kırılıp her şey güzel olana kadar direneceklerini ve bu direnişi zaferle taçlandıracaklarını söyledi.” 5 ay görüş cezası olduğunu ve bu durumda bile gidip göremediklerini belirten ailesi, onu bir daha görmemekten korktuklarını ifade etti.