Ekonomi, toplumsal devrim süreçlerinde yeniden anlam yüklenmesi ve ele alınması gereken en temel konuların başında gelir. Diğer nedenler ile birlikte, kapitalizmin ve özellikle onun son evresi neo-liberalizmin ekonomiyi toplumdan ve siyasetten koparması, soyutlaması, toplumdan bağımsız hatta topluma emir verebilir bir alana çevirmesi, devrim süreçlerinde bu alanın yeniden ele alınmasını şart koşuyor.
Kapitalist sistemde diğer alanlarda olduğu gibi, ekonomik alanda da en büyük mağruriyet ve sömürüyle karşı karşıya kalan kadınlar. Bunu gerçekleştirmek için beş bin öncesine dayanan egemenlik ve sömürü sistemi özünü koruyarak kadına karşı uygulanıyor. Üretim alanı insani değerlerden uzaklaşıyor, kadından, toplumdan koparılıyor. Kar ve ekonomik ilişkiler insan ve toplumsal değerlerden üstün tutuluyor.
Bu nedenlerle toplumsal devrim ekonomik alanda yeni bri sistemi, devrimi zorunlu kılıyor. Buna bağlı olarak ekonomi kavramının yeniden üretilmesi bir gerekliliktir. Topluma, kadına, insana rağmen değil, aksine topluma, kadına, insana hizmet eden, haklarını gözeten bir yapıda ele alınmalı. Öyle ki toplumun içinde olabilmeli, benimsenen siyasal hedefler ve ideolojiye ters düşmemeli, demokratik karar verme mekanizmalarına tabi olabilmeli. Kendisini hergün yeniden üretebilmeli.
Peki bunun gerçekleştirilmesi mümkün mü? Ya da nasıl gerçekleştirilebilir? Gerçekte tüm toplumsal ekonomiyi mümkün kılan kadın, ekonominin neresinde yer alıyor? Ekonominin üstünleştirilmesinde kadının bu alandan tecrit edilmesinin payı nedir ve bu hangi boyutta yaşanıyor? Bunlar önemli sorular ancak bir yazıda yanıtlanamayacak konular. Yine de ekonomi kavram ve inşasının var olan halini ve onun meşruluğunu sorgulayan sorular olarak ifade etmekle yetinelim.
Kısaca belirtirsek, sadece ekonomik özneler değil (geçmişte ve günümüzde) aynı zamanda onun yaratıçıları olan kadınlar bugün genel anlamda ekonomik alandan tecrît edilmiş durumdalar; emek, üretim ve değerleri var sayılmıyor. Tam da bu sebepten dolayı hepimiz neo-liberal düzenler, kapitalist sistem ve onun modernitesi ile "ekonominin" birer kölesine dönüştürülüyoruz. Hem kadın hem de erkeğin köle olarak tasavvur edildiği bu düzende özne olmaktan bahsedildiğinde ne kadın, ne de erkek öznedir, üstelik sosyal-demokratik kontrolleri de ekonomik edimler üzerinde mevcut değildir. Bir devrimde ekonomi ile ilgili ilk değişmesi gereken anlayış ise şudur: Artık ekonomi toplum dışında, toplumun üstünde görülmemeli ve oraya yerleştirilmemeli; kadının yeniden ekonominin temel öznesi olması hayatidir çünkü böylelikle "her zaman daha fazla kar" gayesi kırılabilir ve yerine toplum ve ferdin mutluluğu, toplum ve ferdin ihtiyaçlarının giderilmesi konulabilir.
Günümüzde son olarak belirttiklerimizi kendi imkanlarıyla inşa etmeye çalışan alternatif bir sistem var; Rojava. Cizîrê, Efrîn ve Kobanê kantonlarından oluşan Rojava'da toplumun her alanında etkisini gösteren toplumsal bir devrim söz konusu. Yeni yaşamın inşasında Demokratik Özerklik sistemini tercih eden Rojava kanton yönetimleri şu an bunu en iyi uygulayacak yöntemlerin arayışında. Yukarıda söz ettiğimiz sorunlara çözüm bulmak için farkı ekonomik alanlar geliştiriliyor. Toplumsal alanda en çok önem verilen alanlardan biri de ekonomi alanı. Özellikle Rojava'ya yönelik yıllardır devam eden ambargo düşünüldüğünde ekonomik alandaki çalışmaların gerekliliği daha iyi anlaşılıyor. Toplumsal ekonomi aslında bütün toplumsal gruplarin ekonomik faaliyetlere dahil edilmesini öngörüyor, daha doğrusu ekonomik üretim alanları yeniden tasarlanıyor. Bu yeni tasarıma göre komünler başrolde. Komünler ihtiyaç ve kaynaklarına göre tercih ettikleri biçimde ekonomik projeler geliştirebildikleri gibi, ilgili komünün bütün üyeleri de talepleri doğrultusunda istedikleri projeye dahil olabiliyorlar. Üyelerin bu katılımı aynı zamanda demokratik temelde oluyor ve bunun kazandırdıkları da oldukça önemli. Söz konusu proje kapsamında neyin, nasıl ve hangi miktarda üretileceği demokratik mekanizmalarla belirleniyor. Yani her katılan kişi bu karar alma süreçlerinde söz sahibi. Özetle, ekonomik alan yeniden siyasallaşıyor, demokratikleşiyor.
Ekonomik alanın gelişiminde en çok önem verilen noktalardan biri de kadının bu çalışmalarda olabildiğince yer alması. Şu an çok üzerinde durulan kooperatiflerin geliştirilmesine kadınlar öncülük ediyor. İlk adım kadın kooperatiflerinin kurulmasıyla atıldı ve bu ağır savaş koşullarına rağmen her geçen gün yayılıyor. Kadın emeği ve paylaşımcı ruhuyla toplum yeniden yaratılıyor. Kadın emeğini sömüren sisteme karşı kadın kurduğu, çalıştığı her kurumda alternatif özgür, eşitlikçi sistemini yaratıyor. Kooperatiflerdeki sistemde kadın sadece üretime dahil olan değil, kendi kararlarını alan, tüm karar mekanizmalarına katılan konumda. Projelerini hazırlayan kadınlar, üretim biçimlerini ve diğer tüm çalışma detaylarını da kendileri belirliyor. Üretimde öncülük rolü oynuyor.
Rojava'da kooperatifçiliğin en çok geliştiği alanlar arasında tekstil geliyor. Bu alandaki kooperatif çalışmaları tüm kantonlara yayılmış durumda. Cizîrê Kantonu'nundaki Dêrik, Qamişlo kentleriyle birlikte Efrîn kantonunda da hızla gelişiyor. Savaş koşulları nedeniyle Kobanê Kantonu'nunda bu çalışmalar durdurulmuş olsa da kentte inşa çalışmalarının başlamasıyla birlikte ilk elden geliştirilecek çalışmalardan biri.
Rojava Halk Meclisleri'nin temel amacı şu anda üretim alanındaki çeşitliliği arttırmak. Bu nedenle önümüzdeki günlerde kooperatif çalışmalarının ihtiyaç duyulan diğer alanlarda da geliştirilmesi temel hedefler arasında. Bu alanda kadının öncülük etmesi, ekonomik bağımsızlığını elde etmesi için de teşvik eden, destek veren bir tutum var. Ayrımcılık, eşitsizliği önleyecek alternatif, kalıcı bir üretim sisteminin oluşturulması Rojava'daki kadınların ekonomik alandaki en büyük güvencesi olacak. Yine Rojava'da dışa bağımlı değil, bağımsız bir ekonominin kurulması için üretim ev dışındaki alanlarla sınırlı kalmaması önemli. Bu nedenle tarım alanlarının açılması, bu alanda iş kollarının oluşturularak, istihdamın sağlanması temel hedefler arasında. Yine üretimin toplumun en küçük yapısı evlerden başlanarak, tüm toplumun üretime dahil edilmesi amaçlanıyor. Üretimin çekirdeğinin üretim dışında bırakılması tüm toplum için de bir hakaret. Evdeki üretim toplum değerlerinin yeniden üretilmesi olarak kabul edilmeli. Bunu sağlamayan hiçbir devrim ekonomik alanda başarılı olduğunu iddia edemez.
İstem ve temenni olarak da ifade edilebilir: Sadece ev dışındaki üretim alanlarında değil, ev içinde de üretim demokratik esaslarda olmalı. Kadın toplumun her alanında tüm iş kollarında üretime katılmalı, kadının evdeki emeği yok sayılmamalı, hak ettiği değeri bulmalı. Kadının üretime katıldığı her adım, devrimin inşası, kalıcılaştırılmasına yönelik yönelik adımdır. Rojava halkı bunun oldukça bilincinde ve bu nedenle tüm örnekleriyle tanık olduğumuz gibi Rojava Devrimi bir kadın devrimidir!