Anti faşist bir kampanya gerekli

Forum Haberleri —

direniş/sokak

direniş/sokak

  • Başta Kürt halkı ve demokrasi güçleri, kadınlar, emek hareketleri ve muhalefet olduğunu söyleyen partiler Erdoğan ve Bahçeli’nin demokrasi karşıtlığına, komplo ve oyunlarına karşı etkili ve örgütlü bir kampanya başlatmalıdırlar.

ZEKİ AKIL

Erdoğan, Hitler tarzı devleti ele geçirme yolunda ilerliyor. CHP ve diğer partilerde tarih ve sosyoloji bilgisi olan insan sayısı az değildir. İnsan anlayamıyor, bu güçler neden bir türlü halkı doğru bilgilendirmiyor ve harekete geçirmiyorlar. Bunu halk için olmasa bile kendileri için yapmaları gerekiyor. Çünkü Erdoğan’ın aldığı yol sonunda onları da ortadan kaldıracaktır. Hitler Almanya’ya hakim olduğunda diğer partiler ve muhalefet güçleri diye bir şey kaldı mı? Hitler de tıpkı Erdoğan gibi bütün kurumların içini boşalttı, anayasa vb. uymadı. Bütün yetkileri elinde topladı. Parlamento ve organları ya emrine soktu ya da ortadan kaldırdı.

Erdoğan ve Bahçeli faşist ortaklığı farklı bir şey mi yapıyor? Hayır. Erdoğan istihbarat, polis ve yargı gücünü kullanarak halka ve kurumlara karşı açık biçimde komplolar ve kumpaslar kuruyor. Bırakalım Kürtlere ve HDP’ye yaptıkları komplo ve kumpasları, RTÜK, YÖK vb. kurumları hedefledi, sonra ele geçirdi ve şimdi halka, muhalefete karşı açık bir silah gibi kullanıyorlar. Faşistlerin karakteri bellidir, ölçüleri ahlak, toplum çıkarları ve hukuk kuralları değildir. Onlar için asıl olan güçtür, iktidarı ele geçirmektir. Ona ulaştıktan sonra bütün kurum ve olanakları istedikleri gibi kullanmaya yoluna giderler.

Normal bir yönetim biçiminde vatandaşların can ve mal güvenliğinden ülkeyi yönetenler sorumludur. Ama Türkiye’de yönetimin kendisi vatandaşlarına karşı istihbaratı, polisi ve mahkemeleri, basını kullanarak ezmeye, teslim almaya veya hapislere atıp bertaraf ederek, mallarına çökmeye çalışıyor. Bu durumda hiçbir insanın can ve mal güvenliği kalmaz. Düzeni sağlayacak kurumlar ve yargı, hukuk sistemi işlemez hale geliyor.

Daha önce de Anayasa Mahkemesi’nin fiilen ortadan kaldırıldığını belirtmiştik. Anayasa hükmü açık olduğu halde Erdoğan ve Bahçeli’nin verdiği talimat gereği alt mahkemeler ve Yargıtay Anayasa Mahkemesi’nin kararını uygulamadılar. Normalde hiçbir mahkeme ve yargıç bunu yapamaz ve göze alamaz. Yapılanın anayasaya karşı bir suç olduğunu bilirler. Ama Yargıtay Anayasa Mahkemesi’ne meydan okudu, uymadı ve oradaki üyeler hakkında soruşturma istedi. Bu Yargıtay yeni mi kuruldu? Neden onlarca yıldır böyle bir tutum almadı da şimdi alıyor? Açık ki, bu iktidarın talimatı ve istediği doğrultuda oluyor.

Bahçeli Anayasa Mahkemesi kapatılsın diyordu. Faşist politika ve uygulamaları önünde hiçbir kurum engel çıkarmasın istiyordu. Anayasa Mahkemesi bazen onların hesabına gelmeyen kararlar alabiliyordu. Bu açıdan Anayasa mahkemesi’ne karşı Yargıtay’ı kullanarak, onu öne sürerek açık bir komplo ve kumpas örgütlediler. Şimdi bu mahkemeyi işlemez kılarak ve zamanı geldiğinde üyelerini değiştirerek içini boşaltacaklar ve kendi emrine alacaklar. Böylece diğer kurumlara karşı yaptıkları gibi hukuksal ve demokratik kazanımları tek tek ortadan kaldıracaklar.

Erdoğan tıpkı Hitler gibi içte dışta süreklileşen bir kriz yöntemiyle ülkeyi yönetiyor. Normal yasalar ve kurallarla ülkeyi yönetmiyorlar. Muhalif çevrelerini düşmanlaştırarak, Kürtlere karşı içte ve dışta savaşı tırmandırarak ırkçılığı ve milliyetçiği kışkırtarak halkı uyuşturmaya ve suçlarına ortak etmeye çalışıyorlar. Bu yöntem ve yalan dolan eşliğinde yolsuzluk ve hırsızlıklarının üstünü örtüyorlar.

Netanyahu demokrasiyi budayan yasalar çıkarmaya çalıştığında İsrail’de aylarca süren protestolarla karşılaştı. Demokratik çevreler yoğun bir tepki gösterdiler. Netanyahu sonunda bu yasaları çıkardı ama en son Anayasa Mahkemesi bu kararları bozdu, onların reform yasalarını iptal etti. Fakat Türkiye’de muhalefet güçleri ve partiler böyle bir tepki vermediler, duyarlılık göstermediler. Dağınık ve etkisiz açıklamalarla yetindiler. Bu tutumların Erdoğan ve Bahçeli faşizmini durduramayacağını biliyorlar. Buna rağmen demokratik kazanımlara ve hukuki normlara ciddiyetle sahip çıkmadılar. Kürtlere karşı savaş konusunda nasıl ki, hep iktidarın arkasına dizildilerse, ülkenin demokratik raydan çıkmasına da öyle ortak veya alet oldular.

CHP’nin Genel Başkanı Ankara Tandoğan’da halkı mitinge davet ediyor. Bu iş bir mitingle çözülmez. Ayrıca bu konuda da çok geç kaldılar. Bütün muhalefet güçleri başından beri çok ciddi bir tepki ve duruş sergilemeliydiler. Meydanı Erdoğan’ın oyunlarına bırakmamalıydılar. Ona zaman kazandırıp manevra yapmasına ve kurumları böyle tek tek düşürmesine seyirci kalmamalıydılar. Erdoğan diyordu ya ‘’atı alan Üsküdar’ı geçti.’’ Bu onun ne kadar hukuk tanımaz ve fırsatçı birisi olduğunu anlatmaya yetiyor da artıyor.

Yakında yerel seçimler de var. Başta Kürt halkı ve demokrasi güçleri, kadınlar, emek hareketleri ve muhalefet olduğunu söyleyen partiler Erdoğan ve Bahçeli’nin demokrasi karşıtlığına, komplo ve oyunlarına karşı etkili ve örgütlü bir kampanya başlatmalıdırlar. Faşizmi ancak örgütlü bir güç durdurabilir. Türkiye’de bu potansiyel fazlasıyla vardır. Yeter ki, pasif ve dağınık kalınmasın.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.