Halk sandığa giderek 751 milletvekilini 5 yıllığına seçecek. Seçimler kimi ülkelerde Pazar, kiminde Cumartesi kiminde ise Perşembe günü yapılacak. Parlamenterler ülkelerin nüfusuna göre seçiliyor. Almanya'da 98 milletvekili, Avusturya'da 18, Belçika'da 21 milletvekili seçilirken, Avrupa Birliği'nin küçük üyelerinden Lüksemburg gibi ülkelerden ise 6 kişi AP'ye gönderiliyor. Her ne kadar nüfus sayısına göre AP'ye temsilci gönderme esas alınsa da küçük ülkelerin temsili daha da dikkate alınmıştır.


AP'nin etkisi artıyor

Mevcut durumda Avrupa'da devam eden ekonomik kriz ve AB'nin önümüzdeki süreçteki ekonomik politikalarından dolayı daha da önem arzeden bu oylama, son yıllardaki en önemli seçim olarak kabul ediliyor. Lizbon Sözleşmesi'nin de yürürlüğe gireceği bu dönemde, Avrupa Parlamentosu geçmişe nazaran daha da etkili konuma geliyor.
Parlamento, 28 ülkedeki yasal düzenlemelerde etkili olacağı gibi, uluslararası sözleşmelerde karar organı durumuna geliyor. Avrupa Komisyonu'nun başkanının kimin seçileceği konusunda da devlet başkanları gibi karar verecek. Atanacak olan komiserliklerde buradaki süreçten geçmeleri gerekli hale geliyor. Avrupa Birliği'ndeki yasalar, Avrupa Parlamentosu'nun onayı olmadan yürürlüğe giremeyecek.

Yeni bir ekonomik sistemin kurulması

Avrupa Parlamentosu bir çok ülkenin aksine krizden çıkışın yolunu tasarruflardan ziyade, ekonomik büyümeyi destekleyici mali politikaların uygulanmasında görüyor. Finansal hizmet sektöründeki rizikoları asgariye indirmek ve banka ile kriz yöneticilerinin denetlenmesi de Parlamento'nun önünde duran önemli görevler arasında.
Yeni yasalara ihtiyaç var
Ülkelerdeki yasaların yüzde 80'i artık Avrupa Parlamentosu'nda ya da komisyonlarında yapılıyor. Özellikle de yaşam ile çalışma koşulları, sağlık, bilgilerin korunması ve işyerlerinde işçi temsilciliği gibi konularda. Ancak önümüzdeki süreçte yapılması gerekenler de var. Sürekli tasarruf yerine yatırım programları, işçi haklarının güvenliği ve geliştirilmesi, gençliğe çalışma garantisinin verilmesi ve özellikle "Her yerde aynı işe, eşit ücret" ilkesinin hayata geçirilmesi gibi konular ilgi bekliyor.

'Sağcılara geçit yok'

Irkçı yönelimlere karşı da "Avrupa ve Almanya'da sağcılara geçit yok" sloganıyla hareket eden sendikalar, herkese seçimlere katılma çağrısını yapıyor.

Tasarruf değil yatırım yapılmalı

Demokratik, özgür, sosyal ve adil bir toplum talebi de gündemde. Sendikalar, Avrupa'da daha etkili olmak için demir ve kimya sendikaları, Avrupa düzeyinde bir çatı birliğini 'IndustriAll European Trade Union' oluşturdu. Birliği, IG-BCE-Başkanı Michael Vassiliadis temsil ediyor. Vassiliadis, "Sosyal standartları olmayan bir Avrupa, sadece ekonomik bir birlik olarak kalır. Tek taraflı kemer sıkma politikalar çözümleyici olmadı. Artık yatırıma yönelik politikalara geçilmesi gerekiyor. Finans kapitalin spekülasyon politikalarından ziyade reel ekonomiye dayalı yatırmlar gereklidir. Çünkü ancak bu sayede işsiz gençler için iş sahaları yaratılabilir" diyor.

Türkiye AB'de istenmiyor

Yapılan seçim propagandalarından Türkiye de nasibini alıyor. 8 Mayıs 2014'de Sosyal Demokrat Parti'nin AP adayı Martin Schulz ve Hıristiyan Demokratlar'ın adayı Jean-Claude Junker arasındaki televizyon düellosunda önemli bir konu da Türkiye'ydi. Her ikisi de Türkiye'nin mevcut durumda AB'ye girmeye hazır olmadığı yönünde görüş birliğine vardı.



MAHMUD SEVEN