
Seçim hazırlıkları sürüyor
AB üyesi ülkelerdeki siyasi partiler AP'nin 754 sandalyesini belirlemek için yapılacak olan seçimler için hazırlıklarını sürdürüyor. Avrupa Birliği'nde toplam 375 milyon seçmen sandık başına çağrıldı. Avrupa Birliği'nin en üst düzey temsilcileri doğrudan halk oyuyla seçilmese de, Lizbon Anlaşması gereği Avrupalı seçmenlerin verdiği oylarla oluşan parlamento, atamalarda söz sahibi oluyor.
Avrupa Birliği'nde 'yüzler' değişiyor
22-25 Mayıs tarihlerinlerinde düzenlenecek olan parlamento seçimlerinin ardından 5 yıllık görev süreleri dolan Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, AB Başkanı Herman Van Rompuy ve AB Dışişleri ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'ın yerine kimlerin seçileceği sorusu gündeme gelecek. Avrupa Komisyonu Başkanlığı statü olarak en güçlü görev konumunda. Komisyon Başkanı Brüksel'deki bürokratik mekanizmayı yürütüyor, kanun taslakları hazırlıyor ve AB anlaşmalarının uygulanma sürecinin takipçisi oluyor. Komisyon Başkanı'nın seçiminin ardından, yeni başkan kendi ekibini oluşturacak ve yeni komisyon üyelerini atayacak. Geçmiş tecrübeler, komisyon başkanlarının üye atamalarını parlamento seçimlerinden çıkan tabloya paralel yaptığını gösteriyor. AB üyesi ülkelerin liderlerinen oluşan Avrupa Konseyi ise yeni başkanı atamakla görevli olacak.
Komisyon Başkanı kim olacak?
Avrupa Parlamentosu'nda ağırlıklarını koruması beklenen merkez sağ, merkez sol ve liberal grupların hepsi federal yapı yanlısı. Her üç grup da daha fazla yetkiye sahip bir Avrupa Birliği'nden yana. Merkez sağ grubu, Komisyon Başkanlığı için Avrupa borç krizi döneminde Euro Bölgesi Başkanlığı yapmış olan Jean-Claude Juncker'i öne çıkarıyor. Merkez solun adayı, parlamentonun Alman Başkanı Martin Schulz. Liberaller ise Belçika'nın eski Başbakanı Guy Verhofstadt'i Komisyon Başkanı adayı olarak belirledi. Komisyon Başkanı'nın kim olacağı parlamento seçimlerinden çıkacak sonuca bağlı. Eğer seçim sonuçları büyük bloklar arasında az oy farkı olduğunu gösterirse, tartışmalar Komisyon Başkanlığı'na aday olan isimlerin şahsi becerileri üzerine yoğunlaşabilir. Bu da bir uzlaşının oluşmasını geciktirebilir. Bazı uzmanlar, merkez sağı destekleyen Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İngiltere Başbakanı David Cameron'un, merkez solun adayı Martin Schulz'u Komisyon Başkanı olarak kabul etmeyeceği görüşünde. Böyle bir senaryoda Schulz için "teselli ödülü" Konsey Başkanlığı olacak. Ancak Ukrayna krizi sürecinde AB'nin adımlarına yön veren Polonya Dışişleri Bakanı Radek Sikorski, Catherine Ashton'ın varisi olarak kabul görmeye başladı. Bu yılki Parlamento seçimlerinde AB karşıtı parlamenterlerin sayısında artış bekleniyor. Bu da Komisyon Başkanı seçimlerini zorlaştırabilecek bir gelişme.
Seçim takvimi
Eylül ayına kadar yeni oluşacak olan Parlamento'nun her bir üyesi Komisyon Başkanı adayını belirtmek zorunda. Yeni başkan öncülüğündeki Avrupa Komisyonu'nun ise Kasım ayında işbaşı yapması bekleniyor. Yine Kasım ayı içerisinde, AB Başkanlığı ve Yüksek Temsilcilik görevlerine kimlerin atanacağı da belli olacak.
Aşırı sağ endişesi
Bu arada Alman Anayasa Mahkemesi’nin, AP’ye girmek için gerekli olan yüzde 3 seçim barajını kaldırması sonrasında Mayıs’ta yapılacak seçimlerde özellikle aşırı sağcı küçük partilerin de AP'ye milletvekili göndermeleri olasılığının artması kaygıya yol açıyor. Geçen ay Fransa'da yapılan yerel seçimlerde sıçrama yapan aşırı sağcı Ulusal Cephe'nin de AP seçimlerinde gücünü pekiştirmesi bekleniyor. Zira bu seçimler diğerlerine oranla tek turlu yapılacak ve ilk turda elde edilen oylar temelinde her siyasi parti AP’ye temsilci gönderecek. FN’nin şu anda AP’de 3 olan vekil sayısının 20’lere çıkma olasılığı oldukça yüksek. Böyle bir durumda Fransa’nın genel olarak AB politikalarında kayma yaşanabilir. Bunun ilk işaretini ise yerel seçim sonrası kabine değişikliği yapan Cumhurbaşkanı Holland'ın ülkeyi göçmenlere yönelik sert politikaları ile sağcı partileri aratmayan Manuel Valls'a teslim ederek verdi.
BRÜKSEL