Batı Kürdistanlı yönetmen Mano Khalil’in ‘Der Imker-Arıcı’ adlı belgesel filmi, 48. Solothurn Film Festivali’nde gösterilen 360 film arasında en iyi film seçilerek birinciliği aldı.

‘Der Imker-Arıcı‘ belgesel filmi tüm dallarda en iyi film ödülünü alarak birinci oldu. Önceki gün Solothurn Festival Sal’da düzenlenen ödül törenine yönetmenler, sinema oyuncuları, akademisyenler, politikacılar ve film eleştirmenlerinin de yer aldığı yaklaşık bin kişi katıldı. Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan Festival Tertip Komitesi Başkanı Cristina Berni, son yılların en ilgi çekici festivaline tanık olduklarını belirterek, “Sanırım bunun en önemli nedeni gösterime giren filmlerdi” dedi.

‘Her defasında da bizi etkiledi’

Solothurn Belediye Başkanı Kurt Fluri, tanınmış sinema oyuncularından Stephanie Chuat ve Michele Roto da birer konuşma yaptı. Ardından 48. Solothurn Film Festivali’nin en iyi filmi açıklandı.
Festival Juri Başkanı Dick Merty, 360 film içinde finale kalan otuz filmin seçimlerini titizlikle yaptıklarını belirterek, “Birinci olan filmi defalarca üyelerimizle birlikte inceledik ve her defasında bizi etkilediğini gördük. Filmin teması, çekimler ve müzik tek kelimeyle bizi etkiledi. O film tabii ki kendi dağlarından zorunlu bir şekilde İsviçre’ye göç etmiş ve Alplere çıkarak arılarıyla birlikte olmuş ve ülkemizden ülkesinin dağlarına bakan Apê İbrahim’dir” dedi.

‘Apê İbrahim ödülü hak etti’

Juri Başkanı Merty, alkışlarla birlikte ayağa kalkan izleyicilerin arasında tüm dallarda birinciliği Mano Khalil’in ‘Der Imker-Arıcı’nın layık görüldüğünü ilan etti. Ödülünü almak üzere sahneye davet edilen Khalil, kısa bir konuşma yaptı. Khalil “Apê İbrahim’in hayatı, yaşadıkları bu ödülü hak etti. Ben sadece onu görüntüledim” diyerek, İbrahim Gezer’i sahneye davet etti. Alp Dağları’nda yetiştirdiği balları jüri üyelerine hediye eden Gezer, dakikalarca ayakta alkışlandı.
Gezer, “Ben bir Kürt’üm ve benim gibi binlerce Kürt’ün hayatı yasaklanıyor ülkemde” dedi. Ödül töreninden sonra izleyicilerin, Kürdistan dağlarında iki çocuğunu Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yitiren İbrahim Gezer’e odaklanmaları ve onunla sohbet etmeye çalışmaları dikkat çekti.
Almanca adı ‘Der Imker’ olan 107 dakikalık belgesel film ‘Arıcı’, Kürt Özgürlük Mücadelesi saflarında yaşamlarını yitiren Ali Gezer (Zerdeşt Dêrsimî) ve Elif Gezer’in (Mizgîn) babası 67 yaşındaki İbrahim Gezer’in, karşılaştığı baskılar nedeniyle ülkesini terketmesi ve İsviçre’deki Alp Dağları’nda yaptığı arıcılığı anlatıyor.

‘Ödülü şehit evlatlarıma adıyorum’

Ödül töreni ardından İbrahim Gezer, Mano Khalil ve Juri Başkanı Dick Merty’in görüşlerini aldık.
İbrahim Gezer: “Ben filmin ödülünü şehit olan iki evladım ve tüm şehit evlatlarıma adıyorum. Belgeselin politik öğeleri mümkün olduğunca ön plana alındı. Ülkede yaşadıklarım, Kürt olmam, iki evladımı özgürlük saflarında yitirmem, sürgün olmam ve şu anda da mücadeleye hizmet etmem bütün bunlar filme politik bir içerik kazandıyor. Alp Dağları’ndan Engizekler’e, Nurhaklar’a bakmaya devam edeceğim ve bir gün mutlaka ülkemin dağlarında evlatlarımla birlikte olacağım.”
Mano Khalil: “David der Tolhildan belgeselinden sonra, bu film ikinci politik içerikli belgesel bir film oldu. Evet mümkün olduğunca Apê İbrahim’in hayatını, yaşadıklarını siyasal öğelerden uzak tutmaya çalıştık. Ama Apê İbrahim ve yaşadıklarının tümüyle siyasi öğeler taşıması belgesele doğal bir politik kimlik kazandırdı. Festivalde siyasal içerikli filmlerin şansı oldukça düşüktür. Buna rağmen ‘Arıcı‘ birinci oldu. Bunun önemli bir başarı olduğunu düşünüyorum.  Arıcı’yı birçok uluslararası film festivaline gönderdik umarım buralarda da hak ettiği değeri bulur ve ödüllerle döner. Benim için gösterilmesi ve izleyicilerle buluşması önemli.”
Juri Başkanı Dick Merty: “Arıcı’nın kaliteli olması doğal olarak bu filmin ödülle buluşmasını da birlikte getirdi. Apê İbrahim’in yaşadıkları aynı zamanda dramatik ama o kadar da yaşam tutkusuyla doluydu. Bizi etkilemesi ve festival boyunca en fazla seyirci kitlesiyle buluşması, ‘Arıcı’nın kalitesini de bize gösterdi. Yönetmen Mano Khalil, başarılı ve bir o kadar içerikli bir film yaptığı için onu bir kez daha tebrik ediyorum.”

ALİ ONGAN/SOLOTHURN