
Çok sakin, efendi ve paylaşımcı bir çocukluğunun olduğunu anlatan Bayar, yaşı büyüdükçe özelliklerini koruduğunu belirterek, “Eğitime ve öğrenmeye çok açıktı. İlkokuldan sonra okula gidemedi ama hep kitap okuyordu. Müzikle ilgilenmeyi çok istiyordu. Küçükken hep bize şarkı söylerdi. Bir gün eline süpürgeyi aldı, bana su bidonu ablama da çay tepsisini verdi ve o şekilde müzik yapmaya çalıştı. O günlerde başlamıştı müziğe ilgisi” dedi.
Argêş’in bir gün eve bir sazla geldiğini anlatan Bayar, “Babam da elindeki sazı görünce Argêş’e ‘sen bunu nasıl çalacaksın, eğitimini almamışsın ki’ dedi. Bundan sonra ‘bizim kafamızı şişireceksin’ diye de şaka yapmıştı. O da sanatçı olana kadar uğraşacağım demişti. İzmir’de MKM bünyesinde çalışmaya başladı. Mücadeleyi öğrendikten, benimsedikten sonra bütün hayatı MKM ve mücadele oldu. Ben artık ‘sadece sizin değil bir halkın evladıyım’ demeye başlamıştı. Artık, sevdiği ve inandığı değerler için yaşıyordu. Sonra yurtdışına gitti oradan da Ferman ve Zana abilerinin ardından özgürlüğün yolunu tuttu. Bir daha da görmedim onu. Kendi deyimi ile ‘bütün bir halkın evladı’ oldu. ”
ÖZGÜR AYDIN/ANF/İZMİR