
‘Gentrifakasyon’ olarak bilinen kentsel dönüşüm, son zamanlarda başta Berlin olmak üzere Hamburg, Frankfurt gibi metropolerdeki düşük gelirli kiracıları evsizlikle tehdit ediyor.
“…Yaşadığınız semte bir hafta uğramadığınızda gözle görülür değişiklikler farkediyorsunuz. Avrupa dilleri dışındaki diller, daha az duyulmaya başlanıyor. Oturduğunuz sokakta hergün yeni bir butik, yeni bir şık kafe, restaurant açılıyor. Hergün yeni bir komşunuz, yükselen kirasını ödeyemeyecek duruma geldiği için taşınmak zorunda kalıyor. Ev sahibiniz evi yenileyeceğini söyleyerek çıkmanızı istiyor. Aynı evi hiç yenilemeden iki katı fiyatına kiraya veriyor.”
Yükselen kiralara karşı Berin-Neukölln İnisiyatifi’nin bildirisinden bir kesittir bu ifadeler. Göçmenlerin yoğun yaşadığı Berlin’e bağlı Neukölln, Kreuzberg ve Wedding’in günden güne değişen bir yapısı var. Ev kiraları neredeyse her ay artıyor. Bu artışlardan en çok etkilenenler dar gelirli işçi aileleri. Özellikle işsizlik ya da sosyal yardım parası alanlar, pahalılaşan ev kiralarını ödeyemeyecek duruma geliyor, ya daha ucuz bir eve taşınmak zorunda kalıyor ya da polis zoruyla evden çıkarılıyor.
Gentrifikasyon nedir?
İngilizceden tam çevirisi ‘soylulaştırma’ anlamına gelen gentrifikasyon kavramı adını, 18.yüzyılda şehir dışında bulunan soyluların şehir merkezine taşınmasından alır. Şehir sosyoloğu Ruth Glass, 1964’te Londra’da orta sınıfın, işçi semti olan Islington’a taşınıp, semtin bütün sosyal yapısını değiştirmesi üzerine bu değişikliği tanımlamak için kullandı.
Bu terim, son ekonomik krizden bu yana Almanya’nın büyük metropollerindeki bazı semtlerdeki kira artışları ile değişen sosyal ekonomik yapıyı tanımlamak için kulanılıyor.
Gentrifikasyonun nedeni nedir?
Uygun kiralar ve hayat şartlarına sahip semtler, bu sürecin piyonları olan öğrenciler, sanatçılar gibi kesimlerin ilgisini çekiyor. Semte taşınan bu yeni sosyal grup ile daha önce semtte yaşayan işçi ailelerinin sosyal yaşamı arasında bazı farklılıklar var. Semte yeni yerleşen çoğu öğrenci daha sonra orada yaşayanlardan daha fazla kazanabileceği bir yol buluyor. Sanatçılar da dışarıdan o semte kapital getiriyor. Böylece evler yenileniyor, etrafa yeni barlar, lokantalar gibi mekanlar açılmaya başlıyor. Böylece kiralar yükseliyor. Eski kiracılar, daha çok kenar semtlere taşınıyor.
Bu döngü özellikle emlakçıların ilgisini çekiyor. Oradaki evleri alıp, yenileyip yüksel fiyatlara kiralıyorlar. Bununla birlikte semtin daha önceki nüfus yapısı ve karekteri tamamen değişmiş oluyor.
Uzun yıllardan bu yana Berlin’de gentrifikasyona karşı verdiği mücadele ile tanınan ve bizzat ev işgallerine katılmış şehir sosyoloğu Andrej Holm, gentrifikasyonun bir devlet politikası olduğunu belirtiyor.
Giriştiği işgal eylemleri nedeniyle birçok kez tutuklanan Andrej Holm, özellikle son zamanlarda sosyal olarak dezavantajlı olan nüfusun ‘sosyal değişim’ adı altında göçe zorlandığını ya da orta sınıfın bu bölgelere taşınmasının teşvik edildiğini dile getirdi.
Holm, kişisel blog sayfasında, “Devletin sosyal eşitsizliklerin nedenlerini araştırıp bir çözüm bulması gerekirken, eşitsizliğe uğrayanları problemli kesim ilan ediyor. Bu kesimi eşitsizliğin sebebi olarak göstermektedir” diyor. Devletin yapması gerekenlerini de sıralayan Holm, “Devlet, ev sahiplerine daha yüksek vergi koymalı ve daha fazla sosyal konut inşa etmeli. Berlin’deki bütün boş evler kullanıma açıldığına bu sorunlar büyük oranda çözülecek. Devlet fakir bölgelerde yaşayan insanları problem olarak görmekte. Bu insanları oralardan atmak için, kira artışını bir araç olarak kullanmaktadır” şeklinde tespitlerini dile getiriyor.
Kira artışlarına karşı halk hareketi
Başta Berlin olmak üzere, birçok büyük kentte kira artışlarına karşı, halk hareketleri başlamış durumda. Sadece Berlin’de kira artışlarına karşı onlarca inisiyatif kurulmuş. Bu inisiyatiflerden en fazla bilinenlerinden biri, nüfusun yarısından fazlasını göçmenlerin oluşturduğu Kreuzberg semtinde bulunuyor.
Kotti&Co İnisiyatifi, kira artışlarına karşı tepkisini dile getirmek için kurulduğu 2012 yılında Kreuzberg’in göbeğine gecekondu kurdu ve burayı büro olarak kullanmaya başladı. Şimdiye kadar onlarca etkinlik yapan İnisiyatif, neredeyse halklar platformu gibi çalışıyor. İnisiyatif kurucularından Ahmet Tuncer ve Detlev K. ile görüştük.
Bir araya gelmeye başladık
Tuncer şunları belirtiyor: “Berlin’deki fabrikalar dışarı taşınınca bu işsizliği de beraberinde getirdi. Yine, 3 yıldır çok hızlı artan kira fiyatları, bu işsizliğe eklenince çok daha ağır bir tablo ortaya çıkıyor. Devletten alınan işsizlik ve sosyal yardım paraları bu kiraları karşılayacak durumda değil. Durum artık dayanılmaz bir hale gelince konu komşu hepimiz bir araya gelerek konuşmaya başladık. Birbirimize kira durumlarımızı sormaya başladık. Böylece daha önce birbirlerine merhaba demeyen insanlar, bir araya gelmeye başladı.
Türk, Kürt, Arap, Alman yani bu civarda yaşayan tüm halklar, bir araya gelerek kira artışlarına karşı mücadele etmeye başladı. İlk 6 ay içerinde 5-6 toplantı yaptık ve sokağa çıkma kararı aldık. Bizler neler yapabiliriz sorularını sorduk. Mayıs ayında üçüncü yılımızı dolduracağız. Giderek daha farklı konularla da uğraşmaya başladık. Kirasını ödeyemeyenlerin polis zoru ile tahliye edilmesi, bazı ailelerin yıllardır yaşadıkları mahallelerden koparılıp ücra semtlerine gönderilmesi gibi çok sayıda konuyla muhatap olduk. Burada bir toplumsal yapı var. Bir çevre kurmuş olan bu insanlar evlerinden koparılıp ücra köşelere taşınmaya zorlanıyor. Bu durumda insanların tüm sosyal yaşamlarını altüst oluyor.”
Amaçlarının kira fiyatlarını sabitlemek olduğunu belirten Tuncer, emlakçıların farklı bir şekilde harakete giriştiğini dile getirdi. Tuncer, “Bizim amacımız, kiraları sabitlemek. Fakat emlakçılar buna da bir çözüm bularak yan giderleri yüksek göstermeye başladı. Bizler bu tür konularda ücretsiz danışmanlık yapıyoruz. Gösteri ve miting dışında siyasi partiler düzeyinde girişimlerimiz de oluyor. Çalışma grupları kurduk. Amacımız daha çok kiracıyı katarak kira kanunu geri çektirmektir. Başarıya ulaşacağımızdan umutluyuz çünkü kararlıyız” dedi.
Detlev K.’nın ise düşünceleri şöyle: “Yükselen kiralar artık ödenemiyor. Kira yardımları da artan kiraları karşılayacak durumda değil. Bu durumu yaşayanların çoğunlu Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenler. Bizler bir nebze de olsa kira artışlarını durdurabildik.”
- Yararlanılan kaynak:https://gentrificationblog.wordpress.com/
FEHMİ KATAR/BERLİN