8 MART: Öz savunmayla özgürlüğe! - 2


Rojava’daki kadın devrimi ve YPJ’liler, 2014’te sadece kadın hareketlerinin, kadın özgürlük mücadelesinin değil dünyanın da gündemi oldu. “21. yüzyılın Amazonları”, “DAİŞ’e karşı feminist mücadele” gibi tanımlamalar yapılırken moda dergilerinden Afganistan’daki burkalı kadınlara kadar Kürt kadınlarının mücadelesi herkesin dikkatini çekti. 

Şengal ve Kobanê ile öne çıkan kadın savaşçılar, bu iki savaş cephesi başta olmak üzere büyük bedeller ödedi; sözcüklere sığdırılması zor bir direniş sergilendi. 


Arînlerden Eylemlere

Kobanê‘de fedai eylemiyle sembollleşen Arîn Mîrkan, tankların üzerine yürüyen Özgür Afrin, Cezaa’da 10 arkadaşıyla son mermisine kadar çatışan Sozdar Goyi gibi YPJ’li komutanlara MLKP’li Eylem Deniz gibi Türkiyeli kadınlar da Kobanê savunmasına katılarak cevap verdi. Rojava’nın diğer halklarından Süryani ve Arap kadınlar da YPJ saflarında ülke savunmasına katıldı. 


Öz savunma taburları

Özellikle “öz savunma” kavramını öne çıkaran kadınlar, bunun için akademi kurarak halktan kadınlara da eğitimler verirken her üç kantonda aralarında yaşı ilerlemiş anaların da bulunduğu kadınlar öz savunma taburları oluşturdu. 

Kadınlar sadece savaş mevzilerinde değil kentlerin savunmasında da aktif rol aldı. Asayişlerin yüzde 40’ını oluşturan kadınlar, özgün birimler halinde erkek şiddetine karşı mücadele etti. 


Erkek şiddetine karşı kadın asayişleri

Erkek şiddetine dönük “kadın asayişleri” oluşturuldu. Kadın asayiş güçleri, “Alo Şiddet Hattı” kurdu. 

Rojavalı kadınların bu başarısı sadece askeri alanda sergiledikleri performansla ilgili değil, sistemle mücadelelerini hem toplumsal hem ideolojik hem de siyasal alanda yürütmelerinden ileri geliyordu. 


Kadın anayasası

Askeri alanın yanı sıra kadınlar, Rojava’da son bir yıl içerisinde varlıklarını ve örgütlülüklerini daha da güçlendirdi. 

Kanton ilanları ardından oluşturulan Kadın Bakanlığı, Rojava anayasasının cinsiyet özgürlükçü bir karakterde olması için çalışmalar yürüttü. 


Kadın komünleri, kadın evleri

Kürt Kadın Hareketi’nin Rojava’daki çatı örgütü Yekîtiya Star, toplumsal alanda da devrim niteliğindeki gelişmelere öncülük etti. Akademilerin kuruluşu, kadın evleri, meclis ve komünlerin kurulması, bu yıl içindeki önemli adımlar oldu. 

Kadın Evleri, kadına karşı şiddet ile mücadelenin; Kadın Akademileri, kadın aydınlanmasının merkezleri olarak dikkat çekerken, kadın vakıfları, komünleri ve kooperatifleri, erkeklerin alanı olarak görülen ekonomik alanda kadınların görünür olmasını hedefledi. Ziraat ve küçük işletme alanlarında ilk deneyimler ileride daha büyük projelerle tamamlanacak. 

Komünler kurulmadan önce de alanda kadınlarla ilgili toplumsal sorunları çözmek üzere kadınlardan oluşan çözüm komiteleri oluşturulmuştu. Geneli ilgilendiren durumlarda erkek ve kadınlardan oluşan karma sulh komiteleriyle birlikte hareket ederek sorunu ele alıyorlar. Bu komiteler, mahkemelere ulaşandan kat kat fazla davayı bürokrasi olmaksızın, kadın lehine ve toplumsal özgürlük ahlakına uygun olarak çözmeye çalışıyor. 


Diğer parçalardaki gibi eşit temsiliyet

TEV-DEM’in halk komün ve meclislerinde eşit katılım, eşit temsil ilkesiyle hareket etmesiyle kota uygulaması da aşıldı. Kürdistan’ın diğer parçalarında olduğu gibi Rojava’da da eşit temsiliyet esas alındı. Toplumsal alanda genel halk meclislerinin yanı sıra kadın meclisleri, önemli bir çözüm alanı haline geldi. 




Güney’de hem trajedi hem direniş


Güney Kürdistan’da kadın sorunu, sistematik biçimde sürüyor. Yöneticilerin ise ne soruna çözüm programları ne de kadın özgürlüğü gibi bir hassasiyetleri var.


Rojava gibi dünyanın gündemine oturan bir başka alan ise Güney Kürdistan oldu. Cinsiyetçiliğin belirgin olduğu, kadınların toplumsal alanda da siyasette de ikinci planda tutulduğu Güney Kürdistan’daki hakim hava, Şengal Direnişi ardından değişti. Şengal’de kadın savaşçıların direnişi, sadece DAİŞ’e karşı önemli mevziler yaratmadı, aynı zamanda Güney Kürdistanlı kadınlar için de mücadele yolunu gösterdi. 

YPJ’lilerin ve kadın gerillaların savunmasına geçmeden önce Güney Kürdistan’da kadın cephesinde ne gibi gelişmeler yaşandığına kısaca bakalım.


Cinsiyetçiliğin yol açtığı şiddet

Güney Kürdistan’ın temel sorunlarından biri, kadına yönelik şiddet. Verilere göre 2014’ün ilk 10 ayında kadına karşı yaklaşık 600 şiddet olayı gerçekleşti. Buna göre en az 30 kadın öldürüldü, 37 kadın intihar etti, 177 kadın yakıldı, 112 kadın da tecavüze uğradı. Kadın ölümlerinde Hewlêr birinci sırada yer alıyor. 

Güney Kürdistan’da birçok kadın da intihar süsü verilerek katledildi. Birçoğu bedenini ateşe verdi. Ekonomist dergisinin geçtiğimiz yıl yayınladığı bir habere göre, Güney Kürdistan’da 1991 yılından bu yana 13 yaş üstü 10 bin kadın bedenini ateşe verdi.

Kadın sünneti de hala yaygın olarak rastlanan bir uygulama. 2011 yılında çıkan yasayla yasaklansa da, Irak ve İran’ın bazı bölgelerinde kadınların yüzde 70’i sünnete maruz kalıyor. Sadece Federal Kürdistan’ın Süleymaniye kentinde bu oran, yüzde 65’lerde seyrediyor.

 

Rojavalı mültecilere cinsel yönelim

DAİŞ saldırıları nedeniyle Güney Kürdistan’a göç etmek zorunda kalan Rojavalı kadınlar ise şiddetin en ağırına maruz kaldı. BM kadın örgütü UN WOMEN’in açıkladığı rapora göre mültecilerin yüzde 47.5’ini oluşturan kadınlar, sistematik olarak cinsel tacize maruz kaldı, seks işçiliğine zorlandı. 6 Ocak 2014 tarihinde Hewlêr’de 16 yaşındaki S.M. adlı Rojavalı genç kadın, marketten evine giderken kaçırılarak 10 kişinin tecavüzüne uğradı. Olay ardından özellikle yerel hükümetin kadına yönelik politikalarını eleştiren protesto gösterileri düzenlendi. 


Kadın Bakanlığı yok

Kadına yönelik şiddete dair tüm bu verilerin gerçeğin çok azını yansıttığı düşünülürken, bölge yönetiminin kadın politikası ise eleştiri oklarının hedefinde. Kadına yönelik şiddetin, kadın katliamlarının istatistiğini tutacak bir devlet kuruluşu olmadığı gibi hükümete bağlı bir Kadın Bakanlığı dahi bulunmuyor. Geçtiğimiz yıl da kabinede kadına yer verilmemesi eleştiri konusu oldu. Irak Anayasası gereği Parlamento’da kota uygulaması geçerli. Ancak geçtiğimiz yıl yapılan seçimler ardından oluşturulan kabinede sadece bir kadın bakan (Eğitim Bakanı) yer aldı.


Anayasada şeriat hükmü duruyor

Kürdistan Anayasası’nın 6. maddesi, Şeriat Kanunu’nu kendine kaynak alan hükümlerden bir tanesi. Kadınlar ise bu maddenin kaldırılmasını, anayasada “kadın-erkek eşittir” ifadesinin yer almasını, çok eşlilik, zorla evlilik gibi uygulamaların önüne geçecek yasal düzenlemelerin yapılmasını talep ediyor. 




Yüzyılın trajedisi: Şengal


2014 yılının Ağustos ayında tüm insanlık, Güney Kürdistan sınırları içerisindeki Şengal’e DAİŞ saldırısıyla sarsıldı. Êzîdîlerin 73. ferman olarak adlandırdığı ve onbinlerce kişinin katledildiği saldırı ile kadın hareketlerinin sözünü ettiği “kadın kırımı”, “feminicid” kavramı, ilk kez bu denli somut hale dönüştü. Binlerce Êzîdî kadın ve kız çocuğu kaçırıldı (Sayı tam olarak bilinmese de 5-6 bin civarında olduğu tahmin ediliyor), yüzlercesi tecavüze uğramasından kaynaklı hamile kaldı. Kaçırılan kadınlar pazarlarda 20-50 dolara satıldı. Aralık ayında Af Örgütü’nün yayınladığı rapor, trajedinin boyutlarını gözler önüne serdi. DAİŞ’in elinden kaçan 42 Êzîdî kadınla görüşülerek hazırlanan raporda, DAİŞ’in kadınları seks kölesi olarak kullandığı, tecavüz de dahil akıl almaz işkenceler yaptığı ve bazı kadınların başta tecavüz olmak üzere bu işkencelerden kurtulmak için intihar yolunu tercih ettiği tespitleri yer aldı. Örgüt raporunda, örgütten kaçmayı başarabilen kadınların toplumun “tecavüz lekedir” anlayışıyla karşılaşabileceği psikolojik baskıya ve travmaya da dikkat çekti.


Eylemler ve yardım kampanyaları

Katliamın ardından başta Kuzey Kürdistan, Türkiye ve Avrupa olmak üzere dünyanın her yerinde kadınlar, “Şiddetin sınırı yok” diyerek alanlara çıktı. Şengalli kadınlara destek, eylemlerle sınırlı kalmadı. Özellikle saldırıdan kurtularak Şengal Dağı’na sığınan çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan on bin kişi için yardım kampanyaları düzenlendi. Ağustos ayı sonunda Kürdistan’ın dört parçasından kadın örgüt ve aktivistlerin Hewlêr’de, “Kadınlar DAİŞ’e geçit vermiyor, ülkesini savunuyor” sloganıyla yaptıkları ortak basın açıklaması, Kürt kadınlarının DAİŞ terörüne karşı birliği açısından önemli bir adım oldu. Uluslararası alanda ise özellikle DAİŞ’in elindeki Êzîdî kadınların kurtarılmasına dönük girişimler olsa da cılız kaldı.


YPJ-Şengal kuruldu

Şengal’le birlikte dünyanın gözü yıllardır erkek egemenliğine karşı mücadele eden PKK’li kadın gerillalara çevrildi. HPG içerisinde özgün örgütlenen YJA STAR gerillaları, işgal saldırısından hemen bir gün sonra Şengal’e ulaşırken, sadece daha büyük katliamların önüne geçmekle kalmadı; Êzîdî kadınlar için özgürlük ve savunma bilincini de oluşturdu.

Şengal Dağı’nda kalarak topraklarını savunmayı tercih eden Êzîdî kadınlar, önce Şengal Savunma Birlikleri’ne katıldılar. 6 Ocak 2015 tarihinde ise YPJ-Şengal adıyla kendi savunma örgütlerini oluşturdular.


Kadın gerillalar Güney savunmasında

Kadın gerillalar, Şengal ardından DAİŞ’in işgal girişiminde bulunduğu Mexmûr, Celawla, Kerkük gibi alanlar başta olmak üzere Güney savunmasında aktif rol oynadı. Türk devletinin politikaları nedeniyle 20 yıl boyunca sürgün edilen, tam 7 göç yaşayan Kuzey Kürdistanlıların bulunduğu Mexmûr Kampı’na DAİŞ saldırısı sırasında haber takibi yapan ve kendisi de Mexmûrlu olan kadın gazeteci Deniz Fırat yaşamını yitirdi.


Güney’de özgürlük bilincini artırdı

DAİŞ’e karşı ön cephede savaşan kadın gerillalar, Güney Kürdistan’daki hakim siyaset ve savaş anlayışında köklü değişiklikler yarattı. Tüm bu gelişmeler, Güney Kürdistan kadınında özgürlük bilincini artırdı. Bunun etkileri toplumsal alanda yansımasını buldu. Duhok kentinin Amêdîyê İlçesi’ne bağlı Berçê Köyü’nde ilk kez bir Kadın Meclisi kuruldu. 


YARIN:

* Doğu Kürdistan’da özgürlük tutkusu

* Avrupa’da örgütlenme ve eylem hamlesi



NİLAY EGELİ/HABER MERKEZİ